On the Marriage and Separation

Aftermath

Rachel Cusk
Ergenliğimde ailevi yemek saatlerinden kaçmaya çalışırken annemin yokluğumu kınadığını -neredeyse yokluğumdan ürktüğünü- hatırlıyorum. Bizim inanmamızı istediği bir şey vardı ve başka yere gidersek işin gerçeğini öğreniriz diye korkuyordu. Başka yerlerde de yemek yiyebileceğimizi, ailenin tek hayat kaynağının bu ağaç olmadığını öğrenmemizden korkuyordu belki. Onun sunduğu yemeği reddetmek onu reddetmekti; aslında onun karşılayabileceği tek ihtiyacımızın ya da sunabileceği tek şeyin yemek olduğunu düşünüyordu belki. Aile yemekleri onlara inancımızı kaybedinceye kadar sofulukları ve şaşmazlıklarıyla bir kurumdu; sonra annemden ibaret olduklarını anladık, ama annemin ihtiyacı karşıladığı mı yoksa ihtiyaç mı duyduğu belli değildi.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Kadından yayılan bir şey var, kelimelerden başka bir sey. Derisi onu içinde tutamıyormuş gibi.
Sayfa 102·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Acıya direnebilmek için acı kadar güçlü olmak gerekirdi, kendini bir çeşit insani sığınağa dönüştürmek gerekirdi.”
Sayfa 31 - YKY·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
“Dünya sürekli evrilirken aile aynı kalmaya çalışır. Güncellenir, yenilenir, modernleştirilir ama özünde aynıdır. Manzarada bir ev, hem barınak hem hapishane.”
Sayfa 29 - YKY·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Babam yıllar boyunca Isviçre saati gibi şaşmadan işe gidip gelmişti, annem ne kadar yasadışıysa babam o kadar meşruydu. Zaten annemin davranışını mantıksızlaştıran da babamın bu mantıklı tutumuydu; annemin kadınlığı dayatmaydı, sakaydı, ifrattı, bir sorundu ve çözümü de babamın işiydi. Kimsenin armağan gibi görmediği bir şey için nasıl minnet beklerdi? Hepimiz onun aracılığıyla hayatın amacına hizmet ediyorduk; annem dilsiz efendimizin, tabiatın müşkülpesent temsilcisiydi. O da tıpkı tabiat gibi armağanlar veriyordu ama tabiatta sırf minnetle hayatta kalmamız mümkün değildi. Onun armağanlarını evcilleştirmek, işlemek zorundaydık; giderek başarıları tek başımıza kendimiz sahiplenir olmuştuk. Uygarlıkla işbirliği içindeydik.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Yardımın tek karşılığı minnettir.
"Kocam da bana yardım ediyordu. Kendisi bu ifadeyi kullanıyordu, hâlâ da kullanıyor: O bana yardım ediyordu. Ben bölmelere ayrılmış çağdaş kadındım, her şeye sahip olan kadındım, kocam da öyle olmama, her şeye sahip olmama yardım ediyordu. Ama ben yardım istemiyordum, eşitlik istiyordum. Hatta bu yardım fikri sinirime dokunmaya başladı. Niçin aynı olamıyorduk? Niye kocam da bölmelere ayılamıyordu? Ayrıca bir erkeğin kendi çocuklarına bakması, kendi yiyeceği yemeği pişirmesi niçin yardım sayılıyordu? Yardım etmek, iyi bir çocuğun annesine yaptığıdır. Bir insan kendi sorumluluk alanı dışında bazı görevleri kendi iyi kalpliliğinden ötürü yerine getiriyorsa yardım etmiş sayılır. Yardım tehlikelidir, çünkü insan ekonomisinin dışında yer alır: Yardımın tek karşılığı minnettir"
Sayfa 25 - YKY·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce