·
Okunma
·
Beğeni
·
295
Gösterim
Adı:
Ağır tüy
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051592664
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Eşik Yayınları
Dedesinin sesini Kafdağı’na götürüp atmışlar da yerine hiç dinmeyen bir rüzgâr getirmişler. Kısa uykularında bile konuşuyor. Ölemediği müddetçe susamayacağının
farkında değil. Kendine kalırsa türkü söylüyor. Cemile bakışlarını sokaktan kurtarabildikçe dedesinin yan odadan gelen sesine kulak kabartıyor. Çok tizleşti. Açlık nağmesi. Buğulu camda yüzünün yansısını bırakarak mutfağa yöneliyor. Çorbayı ısıtıp dedesine getiriyor. “Sen de kimsin ha?” diyerek bir yabancının elinden çorba içiyor ihtiyar. Kâseyle dudak arasındaki boşluğu da üç beş kelimeyle dolduruyor. Gözlerine bakıyor Cemile. Beyazı daha sarı, siyahı daha yeşil. Ne öteye göçmüş ne burada kalabilmiş. Çorba bitince “Git başımdan,” diyor, “Türkü söyleyeceğim.”
Genel olarak beğendim. Dili bazen ağırlaşıyor ama etkileyici, gözlerimin dolmasına sebep olacak hikayeler mevcut. Özellikle son iki hikaye kitabı sırtlamış bana göre.
Kitabın içindeki öyküler sizi güneşli bir diyardan alıp yağmurlu ve rüzgârlı diyarlarda gezdirip eve getirip empati yaptırmaya kâdir olacak cinsten. İlk öyküsüne bayıldım. Ama incelemeyi ilk yapan ben olduğum için yani bunun gibi güzel bir kitap şimdiye kadar nasıl oldu da keşfedilmedi diye biraz üzüldüm.
AYNI ANDA BİRDEN FAZLA KİTABI NASIL OKUYABİLİRSİN?

Şiir - biyografi - arastırma-inceleme -roman okurken canın mı sıkıldı, yoruldun mu? Vereceğin arayı da değerlendirmek mi istiyorsun? O zaman söyleyeceğim tavsiyeye kulak ver!

Öncelikle okuduğum kitap ile ilgili bilgi vereceğim çünkü bu amaca hizmet edecek.

Kitap 5-6 sayfa uzunluğunda, 94 sayfadan ibaret 17 "minnak" olay hikayeciklerinden oluşuyor. Bu kısım hemen aradığımız soruya cevap oluyor. Mesela sen roman okurken canın mı sıkıldı bu tarz hikayeciklerden oluşan bir kitap yahut şiir kitabını açıyorsun. Birkaç parça okuyup romanına kaldığın yerden devam ediyorsun. Tebrikler artık kafan dağıldı, hem de dinlendin (bazılarında yan etki olusturabilir ;)) hem de birden fazla kitap okuyorsun. Bu kadar basit.

Kalan sağlarla yola devam
"Hayat kötü kitapları okumak için kısa" sözünün üzerine 'bazen de farklı kitaplar keşfetmek için uzundur' diyerek bu kitaba başladım. Kitabın türünün sadece hikaye olduğunu biliyordum desem yalan olmaz.

Fazla uzatmadan gelelim içeriğe. Öykülerin konuları; yalnızlık, ölüm, savaş, yoksulluk, hastalık vb idi. Gayet güzel betimlemeler, şiirsel bir dille ele alınmakta. Bazı hikâyelerde hayatı sorgulatmakta ve dersler çıkartmakta.
Bazılarında hikayeler çık kısa olmasından dolayı konuyu kavramakta sıkıntı çektim. Tam anladım diyorum hikâye bitiyor.

En sevdiğim iki öykü ise "Turnadan Kalan" ve "Düz Bir Hikâye" idi.

'Düz bir hikâye'den kısaca bahsedeyim: "Kadim bir kitaptı dünya. Pek yıpranmış bir sayfasına denk düştüm. Bir elifi okuyamadan satırın sonuna yaklaştım" diyerek başlıyor." Bir oğlan çocuğunun onda önceki 7 abisinin ölmesi ve onun başına gelen acıklı yaşam öyküsünü anlatıyor. "Bu yıpranmış sayfadan düştüm" diyerekte bitiyor.
İçinde güzel kısa hikayeler var.
Bazen sizi alıp uzaklara götüren
Bazende hüzünden gözünüzden iki damla yaş düşüyor
Bazende hakikaten öyledir herhalde diyorum karga daki gibi
Güzel ve okunası bir kitap
Âlemi seyretmeye koyulduğumda fark ediyorum ki âlemin dışında kalmışım, kendim kendimi kovmuş, kendimi yine boşluğa, kaçışa, edilgenliğe sürgün etmişim.
M. Yücel Öztürk
Sayfa 22 - Eşik Yayınevi - " pencere mektupları "
Çıkarlar savaşında çıkmaza sürüklenenlerle doldu çağ. İnsan olmanın ağırlığı var ya, çok ağır geliyor bazan.
M. Yücel Öztürk
Sayfa 92 - Eşik Yayınevi - " işbu sebebten ben bu hikâyeyi "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ağır tüy
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051592664
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Eşik Yayınları
Dedesinin sesini Kafdağı’na götürüp atmışlar da yerine hiç dinmeyen bir rüzgâr getirmişler. Kısa uykularında bile konuşuyor. Ölemediği müddetçe susamayacağının
farkında değil. Kendine kalırsa türkü söylüyor. Cemile bakışlarını sokaktan kurtarabildikçe dedesinin yan odadan gelen sesine kulak kabartıyor. Çok tizleşti. Açlık nağmesi. Buğulu camda yüzünün yansısını bırakarak mutfağa yöneliyor. Çorbayı ısıtıp dedesine getiriyor. “Sen de kimsin ha?” diyerek bir yabancının elinden çorba içiyor ihtiyar. Kâseyle dudak arasındaki boşluğu da üç beş kelimeyle dolduruyor. Gözlerine bakıyor Cemile. Beyazı daha sarı, siyahı daha yeşil. Ne öteye göçmüş ne burada kalabilmiş. Çorba bitince “Git başımdan,” diyor, “Türkü söyleyeceğim.”

Kitabı okuyanlar 12 okur

  • A. Z. Ü.
  • beyza Yazıcı
  • Nisanur
  • Dilek Polat
  • Fatma
  • Fatma Yılmaz
  • T. M.
  • Meral Büyük
  • sümeyra erarslan
  • Milya

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (3)
9
%0
8
%14.3 (1)
7
%14.3 (1)
6
%14.3 (1)
5
%14.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0