Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 43 dk.
Sayfa Sayısı:
96
Basım Tarihi:
Eylül 2021
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
ISBN:
9786254081415
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
KUŞKESEN’E DAİR Kuşkesen, Yücel Öztürk’ün Ötüken’den (İstanbul-2021) çıkan, yedi hikaye, doksan altı sayfadan oluşan son hikaye kitabı. Kitap ismini ikinci hikayeden alıyor. “Kuşkesen” ismi kuşları kesen yani öldüren anlamını çağrıştırıyor ilk okunduğunda fakat öyle değil. Kuşkesen, tahtadan kuşlar yapmak demek. “Neden kağıttan değil, kumaştan değil de tahtadan?” diye sorulabilir. “Çünkü kuşun ruhuna en yakını ağaçtır, ağacın ruhu da en çok tahtaya sinmiştir” (s. 20). Kitap Hikaye Anlatıcısı ile başlıyor. Hikaye kahramanı Aziz Hoca modern zamanın meddahı gibi. Emekli olmadan önce öğrencilerine, emekli olduktan sonra da çevresindekilere anlatan, anlatmaya kendini mecbur hisseden bir kahraman: “Öyle ki kendimi anlatmaya memur hissediyorum, anlatmazsam yokluğa düşeceğimi biliyorum” ( s. 11). Tıpkı “Yazmasam deli olacaktım.” diyen Sait Faik, "İçimizden ırmaklar gibi taşan manayı kelimenin sırtına vurmazsak boğar bizi.” diyen Nazan Bekiroğlu gibi. Aziz Hoca “kendinden dünyaya doğru yürüyen hikaye anlatıcısı” (s. 11) olma, yani yerelden evrensele ulaşma amacındadır. Evrensele ulaşmanın şartı anlatıcının öz çemberini aşabilmesiyle mümkündür. Kendi kendine bu soruyu da sorar: “Var mıdır hocam öz duvarlarını aşabilen anlatıcı”(s. 11)? Fakat cevaplamaz çünkü cevap okuyucudadır. Aziz hoca, birçok şey anlatır dinleyenlerine. “İnsan sadece okuyarak mı birikir? Elbette insan anlatarak da birikir.” (s. 13) der sözün bir yerinde. Her cümlesi bir özlü söz gibidir Hoca’nın. “İnsan dilinde birikeni anlatıp kurtulur da ya gözünde birikenden nasıl kurtulur?” (s. 13) diye cevaplaması zor bir de soru sorar. Anlatmayı vadettiği hikayeyi bir türlü anlatmaz çünkü “anlatılmayı bekleyen o hikayenin verdiği sabırsızlığın tazyikine dayandığım müddetçe var olacağına” (s. 16) inanır. Belli ki o
Edebiyat
KuşkesenYücel Öztürk · Ötüken Neşriyat · 202151 okunma
10/10
·96 syf.··
2022 29. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2022 21:06
Gerçek edebiyat; pozsuz, hakiki edebiyat neden var? Neden bir çok eser yazdığı halde şu küçücük kitaptaki gerçek ve sahi hissini veremeyen onca yazar var? Onların yapamadıkları, kotaramadıkları, yaratamadıkları şey ne? Ve nasıl oluyor da bu yazar 96 sayfa içine bu kadar insan ve bu kadar gerçek, bu kadar edebiyat katabiliyor? Nasıl oluyor da 96 sayfa içerisinden hayat ve edebiyat birbirine sarmaş dolaş çağlayabiliyor? Bu itinalı, gıpta edilecek dil ve üslup, edebiyat dışında hiç bir şeye gönül indirmeyen bu kalem ve çizginin edebiyat seven herkesi çağırdığı yere severek, özleyerek ve mutlulukla koşmak gerek. Çünkü ihtiyacımız var buna. İyi ki edebiyat var!
KuşkesenYücel Öztürk · Ötüken Neşriyat · 202151 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2022 5. kitabı
Çaresizce, bir çözüm yolu bulmak, aramak, yalvarmak ama sonucun asla değişmemesi. Hayat çoğu zaman böyledir. Dışarı çıkarken havada güneş olduğunu görürsün. Bir hevesle dışarı çıktıktan sonra gelen kara bulutları görürsün, belkide hayal kırıklığına uğrarsın, üzülürsün ama sabredersin, beklersin çünkü o kara bulutlardan sonra bir gökkuşağı'nın açacağını bilirsin. Fakat o Gökkuşağı açana kadar ıslanırsın.
Edebiyat
KuşkesenYücel Öztürk · Ötüken Neşriyat · 202151 okunma
Kuşkesen
Puan vermedi·96 syf.··
2022 32. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2022 01:40
Kuşkesen Yücel öztürk’ün 2021 yılında yayımlanan,okurken hikâye kahramanlarının acısını,sevincini yüreğinizin ta derinliklerinde hissedeceğiniz enfes bir hikâye kitabı. Kitap içerisinde hikâye anlatıcısı kısmı olmak üzere totalde 7 hikâyeden oluşuyor. HİKÂYE ANLATICI Aziz hoca yaşı geçkin emekli bir öğretmendir.Gençliğinde meslek hayatı boyunca sınıflar dolusu-kendi tabiriyle- anlatmış,dizleri tutmaz olup tekaüde ayrılınca anlatma meziyeti büyük bir ahvâle bürünmüş.Nedir bu ahvâl? Mecburiyet.Anlatmazsa yokluğa düşermiş,öyle diyor Aziz hocamız.Eski dilin rüzgârına kapılıp giden Aziz hocamız,yeni nesil olarak pek anlamasakta,cümlelerini ve dahi kelimelerini çok güzel seçerek kullanmış. KUŞKESEN Okurken kahramanın acısını içinizde hissettiğiniz,nasıl kurmaca bir metin bu kadar gerçekti olabilir ya da bu ben diyerek kendinizi bulduğunuz harika bir hikâye.Gözlerimin buğusunda saklayacağım özel bir hikâye olarak kalacak hatırımda.Adını ilk defa Öğretmenimiz kitabı okumamız için bize önerdiğinde duymuştum.Garibime gitmişti Nasıl yani kitabın kahramı kuş mu kesiyordu? Evet,kuş kesiyor lakin bildiğimiz capcanlı, uçan kuşları değil;Tahtadan, kendi elleriyle ailesinin her bir ferdi için yaptığı kuşlardı bunlar.Neden kağıttan değil,kumaştan değil de tahtadan? Çünkü kuşun ruhuna en yakını ağaçtır,ağacın ruhu da en çok tahtaya sinmiştir de ondan.O ailesini kuşlara benzetmeyi seçti çünkü feleğin başına saldığı dertleri yalnız bir kuş uçurup götürebilirdi uzaklara.Kendilerine benzeyen bir kuş… -Albatros kuşu Hayatlarının çoğunu açık denizlerde geçiren “açık deniz kuşları” olarakta bilinen Albatroslar,yalnız ailelerini görmek,beslemek ve güvenliklerini sağlamak için karaya çıkarlar.Kahramanımız işte bu kuşu kesmişti babası için.Onun için baba demek tuz kokusu demekti.Evin her yerine
KuşkesenYücel Öztürk · Ötüken Neşriyat · 202151 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2025 83. kitabı
İnsanın iç dünyasını, geçmişin ağırlığıyla birlikte ele alan samimi anlatımı olan bir kitap. Karakterlerin kaygıları, kırılganlıkları ve zaman zaman sertleşen duygusal iklimi oldukça gerçek. Romanın dili hem akıcı hem de ölçülü. Okurken bir olay örgüsüne tanıklık etmekten çok, o dünyanın içine yavaş yavaş yerleşmiş gibi hissediyorsunuz. Sadece bir hikâye anlatmıyor geçmişle yüzleşmenin, insanın kendi iç daralmasıyla hesaplaşmasının ve kültürel belleğin izlerini sürmenin samimi bir iç yolculuğuna kapı aralanıyor. Bazı öğeler çok yoğun hissediliyor; renklerin dili neredeyse karakterlerin duygularına eşlik ediyor. Kırmızının sertliği ile yeşilin huzuru, hikâyenin ruh hâlindeki dalgalanmaları görünmez bir fon gibi taşıyor. İsimler ise apaçık Anadolu’ya ait; şehirde rastlanmayacak kadar yerel, köy hayatının ağırlığını ve doğallığını hatırlatan bir etki yaratıyor. Kışın sert soğuğu, yalnızca mekânın değil, zaman zaman karakterlerin iç dünyasının da soğukluğunu hissettiriyor. Bu karanlığın arasında beliren küçük sevgi anları ise samimi, sıcak ve kırılgan. Hastalık teması da bu atmosferin içine ince bir sızı gibi yerleşiyor hem bedenin hem de ruhun zaman zaman tökezleyişini görüyorsunuz. Tüm bu unsurlar birleştiğinde kitap, duyguların ve mekânın aynı potada eridiği içten bir anlatı haline geliyor. Meslektaşım Yücel Öğretmenimin bu kitabını okumanızı, bu sahici ve yalın hikâyelere kendinizi bırakmanızı canı gönülden tavsiye ediyorum. Aynı okulda çalışıyor olmak da benim için ayrı bir mutluluk ve bu kitabı okumak kendi adıma değerli bir deneyim olduğunu söylemek istiyorum.
KuşkesenYücel Öztürk · Ötüken Neşriyat · 202151 okunma
9/10
·96 syf.··
2023 119. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2023 16:12
Sevgili meslektaşım, arkadaşım Yücel Öztürķ'ün kaleme aldığı bu güzel kitabı bir solukta okuyup bitirmek haksızlık olurdu. 96 sayfa olduğuna bakmamak lazım. Bazı cümleleri durup yaşamak gerekti, bazısında dönüp bir daha okumak...Hem öyle dümdüz konuşur gibi, hem bir şiir gibi...Geciktirdiğim icin de bir kez daha mahcubiyet duydum..Bazen " ben niye böyle bir cümle kuramadım" dersiniz ya, bazen de öyle durup bakıverdim takdirle.. Eline, emeğine sağlık arkadaşım.. Çok keyifle okudum.. Siz de mutlaka okuyun..
KuşkesenYücel Öztürk · Ötüken Neşriyat · 202151 okunma
Keşke Bende Kuşkesebilsem
Puan vermedi·96 syf.··
2022 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2022 21:58
Kuşksen: İlk bakışta karışık gözüken, içini açtığınızda gözyaşları içinde sertleşmiş sayfalar arasında kaybolacağınız bir kitap. Kitabın tam içine dalıp gittiğinizde ise o üzüntülü, ıslak havanın ardından gelen rengarenk, umut dolu gökkuşağını göreceksinizdir. “Onu hasretle beklediğimiz günleri, kapı girişine asılı bir ceketin gölgesinden geçerek yaşıyorduk. Evin şurasına burasına sinmiş yosun kokusuyla besliyorduk gecelerimizi.” Hepimizin çoğu zaman yüzleştiği hasret duygusunu yazarımızın bu cümlelerinden daha iyi anlatan olur mu ? Sanmam. Böylesine derin anlamlı, hüzün dolu cümleler arasında gözyaşlarını biriktirip boğulmak yerine gözyaşlarını sayfalara gömüp o gökkuşağını görmek zordur bence. Tabi eğer sayfaların arasında kendinizi bulmaya çalışıyorsanız , karşılaştığınız cümleler karşısında bir süre düşündükten sonra sayfaların ellerinizden kayıp ışıl ışıl bir aynaya dönüşmesine şahit olacaksınızdır. O aynada kendi derinliklerinizi görüyorsunuz. Bilinçaltımızda kalmış o karanlık köşemiz, her düşündüğümüzde yüzümüzden ıslaklık ve acının aktığı o anı görüyorsunuz. Ama bu sefer rengarenk gökkuşağı olmuş tüm acılar... Çünkü bu aynayı size Yücel Öztürk tutuyor. Artık yağmurun durmasını ve gökkuşağıyla karşılaşmamız gerektiğini hatırlatıyor. Hikayesinde bir yazarın bizi anlatıyor olması buruk bir mutluluk bırakıyor insanın içine ve diyorsun işte bu bizim hikayemiz. Kendimizi en iyi görebileceğimiz hikayenin ben Kuşkesen hikayesi olduğunu düşünüyorum. “ Çünkü ben ailemden her kişi için bir kuş keseceğim. Her birinin hikayesini üfleyeceğim kanatlarına.” Tüm acılarıyla , renkleriyle tahtadan kuşlar kesip gerek tüm hasretini, gerekse tüm umudunu kuşlarla özgürleştiren bir angut kuşunun hikayesidir Kuşkesen. Birçoğumuz kendimizi angut kuşunun özellikleri, hayatı içinde
KuşkesenYücel Öztürk · Ötüken Neşriyat · 202151 okunma