Endülüs'ten, Endülüs'ün zavallı halkından var mı haberiniz?
Her yer, onların felaketini duydu, sizin kulağınız sağır, gözünüz kör,
Kalpleriniz mefluç mu?
Ölen asker, esir kadın, ufuklara bakıp bizden
İmdat ummuş beklemişti, son ana dek. Hiç düşündünüz mü bunu?
Onların sesi, insan olanın yüreğini eritirken,
Siz Müslümanlar, onların kardeşi, kayıtsız, halinden memnun ve haz maymunu!
Yürekli, utanan, alçalmaktan korkan, kardeş için can veren kimse kalmadı mı yeryüzünde?
Hakkın yardımcısı, hak peşinden giden, kendini hakk'a adamış tek kişi yok mu?
İnsanlık tarihi açısından sahifesi olan "Engizisyon"la, Endülüs'te milyonlarca Müslüman'ı; genç-ihtiyar, kadın-erkek demeden işkence yapa yapa soykırıma tabi tutup, bebeklere dahi hayat hakkı tanımamış olmaları, asla unutulmayacak bir tarih dramı, bir hukuk cinayeti ve tabi dini açıdan da en büyük günahtır. Üstelik bu günah din adına ve dine ihanet edilerek yapılmıştır... Ama Hristiyan Batı dünyası, tarihin bu en büyük cinayetlerinden birini daima görmezlikten gelmiş ve öylece görmezlikten gelmeye devam ediyor.
Halife Abdurrahman ilme o kadar değer veriyordu ki, o zamanların imkânlarıyla şahsi kütüphanesinde 100.000 cilt kitap biriktirmişti. Yüzyıllar sonra Endülüs'ü ele geçiren İspanyollar tarafından bu kitaplarım tamamı yakılarak yok edilmiştir.
Sayfa 78 - Ziya Paşa, Endülüs Tarihi, 91.·Kitabı okudu
Saltanat belası budur işte! Allah yolunda cihad bırakılıp, şahsi menfaatler için savaşılmaya başlayınca, Allah onlara hak ettikleri cezayı veriyor ve parçalanıp gidiyorlar. Nitekim bütün Müslüman devletlerinin çöküşü bu yüzden olmuştur.