beğenmedim. hiç akıcı değildi. ya yazarın dilinden ya başka bi şeyden akmadı. bilmiyorum neden ama bi olmamışlık vardı. çarpık aşk, belki bir gün, bağlı vs vs daha bir çok kitap beğenmesem de tek bir cümlesini kaçırmadan okudum çünkü akıcıydı yazarın dili çok iyidi. ama bu kitapta bir tutukluk var gitmiyor hikaye.
Selaaam , sırf kitabın renginden dolayi almam bir delilikti iyiyiyiyi ki almışım çoook ama çok iyiydi. Yayın evi yazarın bütün kitaplarını çevirmeli
Geçmiş ve şimdiki zaman gayet iyi harmanlanmıştı. Gizem , heyecan , öfke, aşk hepsinin bit arada olduğu güzel bir kurgu.
Kitabın son 70 sayfasını yüreğim ağzımda okudum.
Bir anda ortadan kaybolan erkek karakterin , ortadan kaybolma sebebini okuyunca büyük bir şok yaşamadım desem yalan olur
Bu yıl tam puan verdiğim nadir kitaplardan biri oldu
Avuçlarının Arasına Bir Kalp Bıraktım kitabından sonra Altı Günde aradığımı maalesef bulamadım.
Kurgu o kadar kopuk ki okurken darma duman oldum. Dram ve aşk diye başladığım kitap gereksiz garip bir gizemin içine soktu beni.
Kitabı okuyorsun gitmiyor, bırakıyorsun bitmiyor. Tam bir gitmemezlik
Gemma, düğün günü damat bey'in kiliseye gelmediğini öğreniyor. En yakınları dahil tüm davetlilerin aklında tek düşünce var o da damat bey'in gelini terk ettiği yönünde ama Gemma buna bir an bile inanmaz.
Finn'in evine gider, ipuçlarını araştırır, polise gider ama ona ne olduğunu asla bulamaz. Damadi bulmak için hepi topu ALTI GÜN var. Mesele neden altı gün
Bu noktadan sonra kitap, günümüzden yedi yıl öncesine, ordan dört yıl öncesine en sonda 18 ay öncesine gidip geliyor.
Günümüzden çok geçmişi okuyoruz ki bu sıkılmamdaki en büyük etkenlerden biri.
Kitapta sevebileceğim tek şey Gemma ve en yakın kankası Hannah'ın dostluğu oldu.
Yaşasın kankitellalar
Kitap bence herkesin sevebileceği bir konuya sahip değil. O yüzden öneri kısmında sessiz kalacağım.
KitapRüyasından Sevgilerle
Gemma muhteşem gelinliğini giymiş, evlenmek için beklerken tek eksiği damattı. Finn önceki geceden beri ortada yoktu. Bir anda kayıplara karışmıştı. Gemma onun kaçtığına ve onu düğün öncesi yarı yolda bıraktığına bir türlü inanmamaktadır. Acaba hisleri onu yanıltıyor mudur?
•
•
İyi ki almışım dediğim bir kitap oldu kesinlikle. Gemma’nın Finn’e olan sarsılmaz inancı çok iyiydi. Asla pes etmedi ve son ana kadar onu bırakmayacağına çok emindi. Hannah ( en yakın arkadaşı ) ile olan arkadaşlıkları da çok tatlıydı. Her insanın hayatında böyle bir arkadaşı olmalı.
Bu arada kitap beni ara ara güldürdü de. Gemma’nın Finn’in çöplerini alıp Hannah’ın bahçesine getirdiği sahneye aşırı güldüm
Geçmişe gidip ilk tanıştıklarını anlatan bölümlere ise kalbimi bıraktım
Okuyun okutturun canım arkadaşlarım. Şimdiden keyifli okumalar.
Kitabın konusuyla anlatımını akıcı olmaması her ne kadar bütünlük sağlasa da, bu gergin hava ruh halim kaldırmadığından beni rahatsız etti. Belki de yanlış zamanda okudum, bilemiyorum.
Gemma, gelinliğini giymiş babasıyla kiliseye giderken, kapıda Finn'in arkadaşını gergin bir halde gördüğünde, bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı aslında. Kilise hazır, misafirler hazır, gelin hazır ama damat yok.
Evinde yok, bir gece öncesinde bekarlığa veda partisinden de erkenden ayrılmış gören yok, Gemma evine girdiğinde eşyaları yok bütün işaretler Finn'in Gemma'yı terk ettiği yönünde. Babası da dahil en yakın arkadaşı da bunu savunuyor, çünkü Finn daha önce de Gemma'yı terk etmiş. Ama Gemma bunu asla kabul etmiyor, inanmıyor. Polise gidip durumu anlattığında polisler de basit bir düğüne gelmeyen damat, terk edilme olayı diyolar. Kayıp ilanı verebilmesi için ise olayın üzerinden ALTI GÜN geçmesi lazım.
Kitap geçmiş ve gelecek olarak ilerliyor. Geçmişte tanışmaları, ayrılmaları aradan çok uzun bir zaman geçmesine rağmen yeniden bir araya gelmeleri çok iyi anlatılmış, bazı yerlerini gerçekten hadi canım diyerek okudum.
Günümüzde ise, kim ne derse desin, Finn'in onu terk ettiğine asla inanmayan hatta hesabındaki paranın çekilmesiyle yaşadığı şokla bir an sarsılan ama yine de ümidini kesmeyen Gemma'ya hayran olmamak elde değil. Tam acaba mı ya, gerçekten terk edildim sanırım derken babasının gelipte Finn'le aralarında düğünden önce geçen unuttuğu bir diyaloğu anlatmasıyla olay daha da farklı hal alıyor. İşte tam bu kısma kalbimi bıraktım.
Şimdi ne anlatsam , nasıl anlatsam kitabın tamamını anlatacak gibiyim. Finn nerdesin derken, gerim gerim gerilirken hikayenin sonu nasıl bitiyor lütfen okuyun.