Anılar söz konusu olduğunda ne kadar geriye dönük hatırlayabiliyorsunuz şimdi bir düşünün. Bazen ise ortak anılarda herkes farklı bir detay hatırlar ya da doğruluğundan emin olduğumuz bir anın aslında hiç öyle yaşanmadığını fark ederiz.
Dolayısıyla hatıralar sandığımız kadar sabit ve güvenilir değildir. Aslında her hatırlayış, geçmişin birebir kopyasını değil, zihnimizin o anki duyguları, beklentileri ve bilgileriyle yeniden kurduğu bir hikayeyi ortaya çıkarır. Hafıza, bir kayıt cihazı gibi çalışmak yerine, parçaları eksilen ya da değişen bir yapboz gibidir, zamanla bazı ayrıntılar silinir, bazıları abartılır, bazıları ise hiç yaşanmamış olsa bile eklenir. Bu yüzden aynı anıyı farklı zamanlarda farklı şekillerde hatırlayabiliriz. Kısacası, hatıralarımız gerçeğin kendisinden çok, zihnimizin onu nasıl anlamlandırdığına dair izler taşır.
Hafıza çerçevesinde kitabın ele aldığı konuları çok sevdim. Çünkü hafıza bizim gelecekteki yaşamımız üzerinde de oldukça etkili bir süreç. Kimliğimizin önemli bir parçası, eylemlerimiz ya da düşündüğümüz her şey noktasında son derece etkin bir güce sahip.
Hafıza nedir, unutmak neden iyi bir şey, neden daha iyi görgü tanıkları olamıyoruz, neden yeni bilgiler bazen geçmişe dair anılarımızı değiştirir, neden büsbütün sahte anılar oluştururuz, kimler sahte anılara yatkındır, duygular anılarımızı nasıl etkiliyor, dijital bir dünyada hafızamız nasıl işliyor, hatalı anılarımız davranışlarımızı nasıl etkiler, hafızayı sorgulamak ve manipüle etmek etik midir gibi konu başlıkları üzerinde hafızaya dair çok etkili bir çalışma olmuş.
Bazen bir şarkı ya da bir koku duyduğumuz zaman geçmişin bir anında takılıp kalıyoruz. Fakat bu her zaman olumlu duygu olarak çağrıştırmıyor. Unutmayı tercih ettiğimiz ve rahatsız edici anıları da hatırlatabiliyor.