Cemalettin Taşçı bence Türkiye’nin son dönem önemli düşünenlerinden biri. Malum artık çok da düşünen kalmadı; hatta düşünüp sorular sormayalım diye sorular da, çözümler de bize dikte ediliyor; tabiri caizse hap olarak takdim ediliyor:) Basının soru sormak gibi bir derdi kalmadığından az sayıdaki kalem internette, kendi açtıkları platformlar üzerinden paylaşımlar yapıyorlar ama geniş kitlelere ulaşamıyorlar. Cemalettin Taşçı da onlardan biri; kısa süre Akşam gazetesinde de köşe yazarlığı yapmıştı.
Benim için değerli olmasının bir sebebi daha var. Aynı okuldan yolumuz geçmiş; bu nedenle aynı mezunlar mail grubundaydık. Taşçı köşe yazarlığına başlamadan, ya da denemelerini internet günlüğünde paylaşmadan önce de haberdardım yani kendisinden. Listemiz tam da Taşçı’nın tezlerine temel oluşturacak bir kitleye sahip; Türkiye’nin köklü devlet üniversitelerinden birinden mezun olan, Batı kültürü ile yetişen, eğitiminin mükemmelliğine inanan ve kendine -bazen fazlasıyla- güvenen bir grup. Taşçı’nın savunduğu görüşler listemizdeki çoğunluğun bu zamana kadar iman ettiği değerlerine uymayınca bitmek tükenmek bilmez tartışmaların içinde ne kadar çabaladığının da birinci elden şahidiyim yani…
Yadırgamıyorum; zira hepimiz sınavlarda milyonlarca rakip arasından sıyrılarak girdiğimiz bu okullarda öğrendiklerimizle bir gün ülkemizin makus talihini değiştireceğimize ve karşılaştığı tüm sorunları çözeceğimize inandık, böyle yetiştik. Batı uygarlığı sorunlarımıza çözüm olacak formülleri zaten yüzlerce yıl önce bulmuştu, biz biraz geri kalmıştık ama okullarda öğrendiğimiz bu formülleri uyguladığımızda mesafeyi hızlıca aşacak, aynı medeniyet seviyesine ulaşacaktık. Dolayısıyla bir gün Taşçı karşımıza çıkıp iman ettiğimiz aydınlanmacı bakışın pek de matah bir şey olmadığını ve öyle sihirli