Willa Cather'ın "Bereketli Topraklar" üçlemesini bitirdim. Resmi biyografisini ingilizceden okudum. Keşke daha fazla eseri Türkçe'ye çevrilse ya da ingilizce asıllarına kolay ulaşabilsek. Toplumsalcı gerçekçi veya taşra edebiyatını her zaman büyük bir tutkuyla okumuşumdur. Willa Cather'ın okuduğum dört romanında da okuyucu olarak şunu çok net anlıyorsunuz. Her romanı otobiyagrafik öğeler barındırıyor. Çocukluğunun geçtiği Nebraska, üniversiteyi bitirdiği Lincoln, dedesi ve ninesi ile yaşadığı çiftlik hayatı, bir kadın olarak ayakları üzerinde durma ve bir erkeğe muhtaç olmadan verdiği yaşam mücadelesi, çocukluğuna duyduğu özlem, mutlaka Bohemya'lı bir karakter, taşra yaşamının zorlukları ama aynı zamanda verdiği mutluluklar... Bunların hepsini romanlarında görüyorsunuz. Amerika'nın başı boş topraklarına her geçen gün gelen göçmenlerin kısa sürede uyum sağlaması, insanların hayallerini yaşamak için farklı bir kıtaya gelme cesareti, kısa yoldan zengin olma hayalleri... Jack London ve John Steinback romanlarında küçük adamların mücadelesini, taşra hayatının zorluklarını okursunuz ama Willa Cather da ayrıca aile saadetini, geçmişin güzel günlerini ve küçük şeylerden mutlu olmayı da okuyabilirsiniz.
<--->
Bohemyalı göçmen Antonia Shimerda ve Amerikalı Jim Burden'ın 30 yıla yayılan ve okurken beni hüzünlendiren hikayesini bitirdiğimde yüzümde kocaman bir gülümseme vardı. Çocukluk aşkımı, dedemin evini, taşra ile kent arasında kaldığım ergenlik dönemini hatırladım. Kitabın arka kapağındaki şu cümle aslında her şeyi özetliyordu:
"Bazı insanlar ve yerler sonsuza dek hatıralarımıza kazınmıştır. Çocukluğunuzun hatıralarını hatırlıyor musunuz? Peki ya oyun oynadığınız yerleri ya da çocukluğunuzdaki zamanın sihrini? Yirmi yıl sonra görseniz bile, sizi hâlâ genç olarak hatırlayan