"ARAFTA"
"Yaşlanınca neden her şeye ağlar insanlar? Çoğu şeyin yitip gittiğini fark ettikleri için mi? Belki de şimdiye kadar yeterince gülmedikleri anıların geri gelmeyeceğini düşünmektendir. Belki de yolun sonuna yaklaştıklarını içten içe fark etmelerindendir."
Bazı insanlar geçmişte yaşamaz sadece… Aynı zamanda oraya sıkışıp kalır. Ne tamamen oradan çıkabilir, ne de bugünü hakkıyla yaşayabilir. Arada kalmış, arafta yaşamayı seçmiş ya da sadece başka çaresi olmayan bir adamın içsel yolculuğu bu kitap…
Hakan, küçük yaşta kardeşini kaybeden bir çocuk. O gün, hayatında sadece birini değil, duygulara güvenmeyi de yitiriyor. “Çok seversen, kaybedersin” diyor kendine. Bu yüzden bir daha hiç kimseye fazlaca bağlanmıyor.
Duygularını bastırıyor, kontrolü elden bırakmıyor. Dışarıdan bakıldığında ise başarılı bir psikiyatrist, toplumun onayladığı bir eş, ayakları yere basan bir adam…
Ama iç dünyasında... Fırtınalar, yarım kalmış cümleler, bastırılmış çığlıklar.
Hayat bazen küçük bir çatlaktan sızıyor içeri. Hakan’ın da yıllardır üzerine beton döktüğü o boşluk, bir karşılaşmayla sarsılıyor. Ve o an, yıllardır inşa ettiği tüm duvarlar çatlamaya başlıyor.
Hakan’ın geçmişle yüzleşme süreci Diyarbakır’dan İstanbul’a, oradan Tunceli’ye, Munzur’un soğuk ve berrak sularına kadar uzanır. Bu sadece coğrafi bir yolculuk değil; aynı zamanda iç dünyasında çocukluğunun izlerini, kaybettiklerini ve bastırdıklarını arayan bir adamın hesaplaşmasıdır.
Yol boyunca, Hakan’ın dışarıdan görünen güçlü ve kontrollü hali yerini içsel çırpınışlara, kırılganlığa ve itiraflara bırakır. Psikiyatrist olmasının verdiği bilgiyle zihninin çığlıklarını anlar; ama onları susturmak kolay değildir. Çünkü bazı acılar dillendikçe değil, kabul edildikçe hafifler.
Hakan, bastırdığı acılarla yüzleşmek, yıllar önce