Aralık Roman

9,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
2 beğeni  · 
312 gösterim
"- Gerçekten ilginç bir rüya. İnsanın psikanalist olası geliyor. Fakat biz doktorlar, rolümüzü fazla abartmamalıyz. Anlamadığım şey, bu rüyanızın konuyla ne ilgisi var.
- Konu mu, hangi konu?
- Romanımızın konusu.
- Romanda geçen bir roman bu. Dünyada konu yoktur. Verilmiş nesnelerle bir dünya kurmaya çalışıyorum, o kadar. Çünkü "zaman, oynayan, dama taşı süren bir çocuktur: Bir çocuğun hakan oyunu!" Hayat, felsefeyi aşar.
- İyi ama, yazının kalıcılığına inandığınızı söylediniz okurlarınıza. Bunun hesabını verin.
- Yazının kalıcı olduğu doğru. Fakat yazı, evren denen bu açık yapıtın, okurlar tarafından yeniden inşa edilebilmesi için, bir araç yalnızca. Ancak kapıyı aralayabilir, ama açamaz. Abartmamak gerek."
"Aralık Roman" Gökçen Yılmaztürk'ün ilk romanı. Diğer romanlardan farkı, hiç bitmiyor olması. Her sayfada yeniden başlıyor, daima aralık: Karakter, yazar, kurgu, dil, varlık, hiçlik, kimlik, delilik, yanılsama, imkansızlık, aşk...
İstediğiniz yerden girin.
  • Baskı Tarihi:
    2004
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9789751021724
  • Yayınevi:
    İnkılap Kitabevi
  • Kitabın Türü:
Zehra S. 
01 Oca 14:46 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Öyle bir kitap ki bu kitap, hakkında ne söylense içerik hakkında hem bilgi verecek hem de vermeyecek. Bir okuyucu için farklı bir deneyim olduğunu düşünüyorum ben. Okuyalı epey zaman olmasına rağmen, tekrar okursam tamamen farklı bir şekilde etkileyeceğinden de eminim. Eğlenceli ve bolca düşündüren bir okuma yapmak isteyenlere öneririm.

Bir de okumayı daha yeni bitirdiğim zamanlardan bir yazıyı buraya eklemek isterim. Kitapla ilgili pek çok detay içermekte, bu konuda hassas olan okuyucuların okumaması faydalarına olur. Gerçi anlaşılır olmayacak ama riske girmek istemedim bu konuda:

"Izdırap kelimesinin içinde bir yerlerde bir sebze olduğunu düşünüyorum. Ama bir sebze bu kadar kanartamaz, kelimeyi duyunca bu derece canı yanmaz bir insanın. Olsa olsa bir içki olabilir içinde bu kelimenin. Belki de bir leşi vardır, nereye bırakıldığını kimselerin bilmediği, bir kaybı.

Kayıp demişken, espri yeteneğimi kaybetmişim. Yetkililere duyurulur. Sohbet esnasında komik oluyorum ama her zaman cümleleri aklımda tutamadığımdan, komikliğimi somutlaştıramıyorum. Yazıyla ölümsüzleştiremiyorum yani.

Okuduğum kitapların yazarları ya da karakterleri oluyorum belli bir dönem. Hele kitabı beğenmişsem, bu süre hayli uzuyor. O yüzden şu sıralar felsefe okumuş ve demografik adını kullanıp varolmak istemeyen ve emile ajar koduyla, ortalıkta bulunan tüm suçları üstlenen gökçen yılmaztürk'üm.

Büyük harf kullanıp onun varolmayışına karşı çıkmak istemedim. İnsanlara saygılıyımdır. Eminim, o da benim kayıp espri yeteneğim konusunda anlayışlı davranır hatta gerekirse espri yeteneğimin yerine bile geçerdi.

Bunlar, onun son romanını okumanızla anlayabileceğiniz şeyler. O yüzden varolmayan biri hakkında daha fazla yazmamalı. Bir de saygılı olduğum söylüyorum. Bendeki, nasıl bir tutarsızlıksa artık."

Kitaptan 2 Alıntı

Zehra S. 
27 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Senden haber alamamak öldürücü. Çaresiz, anılar mezarlığında dolaşıyorum. Seni ilk görüşümü hatırlıyorum. Gördüğüm anda sana geç kalışımı. Yazmak diyorum, yazmak belki geri getirir göçen kuşları. Yazıyorum.

Aralık Roman, Gökçen YılmaztürkAralık Roman, Gökçen Yılmaztürk
Zehra S. 
27 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Başımı kucağına yatırdım. Gözyaşları enseme dökülmeye başladı.

-Bu kadar mı, hepsi bu kadar mı? diye sordum.

-Bu kadar, diye yanıtladı.

-Daha yerimiz olduğunu sanıyordum.

-Evet, belki biraz daha. Fakat kaybettiğimiz başka şeyler için ipotek ettirmiştik onları. Sanırım, şimdi ödememiz gerek.

-Peşin mi?

-Taksit sevmezsin. Sevseydin, şimdiye evlenmiş olurduk.

- Kadınlar, niye daha çok seviyormuş görünür?

-İçimize aldığımız şeyleri bırakmak istemeyiz. Oysa siz, hep işgalcisinizdir. Yetinmezsiniz.

-Seni, beni sevdiğinden daha çok seviyorum.

-Bu senin kadınsı yönün.

-Ben erkeğim.

-Biliyorum. Keşke kadın olsaydın.

Sonunda uyuyacağımı ve uyuduğumda da, onu sonsuza kadar kaybedeceğimi bile bile, binbir güçlükle yaptığı kumdan şatosunun dalgalar tarafından usulca yıkılmasını seyreden bir çocuk gibi, başımı bacaklarının arasına daha sıkı gömüp, ağlamaya başladım. Hala yanımdaydı, ama biliyordum ki, yitirmiştim.

Aralık Roman, Gökçen YılmaztürkAralık Roman, Gökçen Yılmaztürk