Aşk Düştü (Senin payına aşk düştü, benim için aşk, düştü!)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1626
Gösterim
Adı:
Aşk Düştü
Alt başlık:
Senin payına aşk düştü, benim için aşk, düştü!
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
6055181819
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayy Kitap
Aşktan soyununca, neyi giyinmeye kalksak örtemedik ruhumuzun çıplaklığını!

Aklımızın, kalbi “ne hali varsa görsün”e terk ettiği andır aşk. Yalnız yürünemeyecek bu yolda, elimize bir el, gözümüze bir bakış düşüşüdür. Kendimizi tarife zorlandığımız ve ‘ben’ demekten yorulduğumuzdan dolayı, ‘biz’ diyebileceğimiz birini bulmaya çalışmaktır.
Aşktır, gönüllü düşkünlüğümüzün tek sebebi. Belki de düşmelerin en güzelidir.

Bulutun payına yağmur, yaprağın payına rüzgâr, insanın payına hasret; sevilenin payına aşk düştü. Terk edilen içinse aşk, düştü!

“Tek heceli bir kelime, bütün kelimelerimizi anlamsız bırakır” diyen Mehmet Ercan sözcüklerin çifte anlamlarının kullanarak yeni bir söz dizimiyle anlatıyor aşkın ve düşün gerçek halini...

Aşk Düştü aşka düşenleri kucaklıyor, aşktan düşenleri ayağa kaldırıyor, yalnızların aşk düşleri gerçek olsun diye dua ediyor!

“Seni terk etmek kolaydı aslında, olmasaydı aşkın sayılır hatırı.

Biri dünyamı, diğeri ahretimi simgeler gibiydi gözlerin.

Gözlerinin karası, içimde yükselen bir “kara göründü” müjdesiydi benim için. Sesin, dağılmış notalarımın karar sesiydi. Tebessümün, aynı tonu yakaladığım bir türkünün en güzel girişiydi. Gülüşünden sonra konuşmaya başlayışın, en sevdiğim şarkıda sözlerin başladığı an gibiydi.”
168 syf.
·5 günde·10/10
Hiç bir alfabe,insanın duygularını anlatacak kadar harfi bardındırmaz içinde. ''N'olsun işte'' der susarsın. ''İyilik işte der, anlatamazsın kötü olduğunu.
Tamda böyle bir hayatın içinde bulunduğumuz, aslında içinde yaşadıklarımızı bir kitap haline getir deselerdi çıkabilecek sonucun da bu kitapdan başkası olmayacağını bilmek ayrı bir haz vermekte. içinde çokça ayrılık birazda mutlu olma Sebebi barındıran aslında mutlulukla ayrılığı en çokda hüznü bir kefeye koyma ihtimali bile bulamayanların hüznünü saklayacakları nice yer olduğunu belli etmekte.
Onca yaşanmışlıklara Rağmen sadece ''Gidiyorum'' kelimesine karşılık alınmış bir '' Tamam '', ayrılığın belkide en ruhsuz evresi olmuştur. Yada,
Ayrılmak isteyen birinin saydığı onca nedenden sonra Sevdiğinin gözlerinin içine bakıp bir şans daha versen bize sorusuna karşılık verilen ''Değil bir şans ben sana canımı bile veririm'' cümlesinde ayrılığın aslında ne kadar aşktan uzak olduğunu anlatmakta.
Aşk denilen duygunun adını duymuşluğum vardı ve nihayet ''sen'' diye görünmüştü aşk,yüzükoyun vurulmuştum.
Bana biçilen rolde yaşamaya çalışırken hayatımı ''Beni artık sen yaz '' diye eline tutuşturmuş gibiydin kalemimi
'' Sen yaz beni,yeni biz isimle çağır beni,diline hangi isim yakışıyorsa, o olsun ismim'' der gibi.

Belkide biraz da bu hayatta pek bulamayacağımız Muzaffer Abiler gibi bir hayat yaşama derdine düşmekti en çok yaşamak. Kendi giydiği paltosunu çıkartıp İhtiyacı olana verdikten sonra, kendi kendine ben yarın yenisini bulabilirim belki ama o bulabilirmiydi ? diye sormasıydı onu bu hayatta yaşanır kılan.
Belkide 6 yaşında hasta annesi ile pazarlardan dökülen meyve sebzeleri toplamaya giden Emir gibi bakmalıydık hayata. Annesinin, pazardan dökülen çürük domatesleri elmaları toplarken eline aldığı Elmayı tam ısıracakken annesinin yıkamadan yeme sözünü dinleyen Emir olabilmek. Babam cennette ne yapiyor anne Sorusuna verilecek bir cevap bulamayan annenin çaresizliği, ben çok uslu bir çocuk oldum dimi anne hiç kimsenin camını kırmadım demesine karşılık ne cam kır ne can işte ozaman iyi bir çocuk olursun demesiydi...

Nice hayatlar içinde barındırdığı nice güzel,acıklı hikayeler.Gözyaşının her çeşidiyle mutluluğun her çeşidiyle acının her çeşidiyle imtihan halinde olan insanın kendi payına düşeni kaderine yazılana razı gelmesiydi asıl yaşamak.

Ne olursa olsun hiç birşeye geç kalmayın yazarın dili ile 'kimseyi çok sevmeyin' çünkü yaşamak gibi ölümde hak Kavuşmak gibi ayrılıkta hak. Ederi kadar sevin yeteri kadar biriktirmeyin heybenizde aşkı o gün ne kadar sevgiye aşka ihtiyacınız varsa o an yaşayın. ne sözleriniz kalsın dilinizin ardında yarına söylenecek nede söyleyemedikleriniz. Söyleyin belki yarın olur ama siz olmazsınız. Belki yarın olur ama söyleyecek birini bulamazsınız.
Geç kalmamak dileği ile
Geç bırakmamak dileği ile
Geç Yaşamamak dileği ile...
Gayet güzel kelimeler sade halk dili kullanılmış beğenilen bir yazar bir kız arkadaş tavsiye ettiği için okudum sanırım daha çok ilgilerini çekiyor :)
168 syf.
·3 günde·5/10
Pek bi sevemedim kitabı. Okurken içim ısınarak okuyamadım. Bitsin diye resmen işkence çektim. Edebi bir değerden oldukça yoksun, sanki sırf "yazmak için" yazılmış gibi bir kitap. Daha çok genç kesime hitap eder tarzda. Lakin hiç okunmasa da insan ömrü hayatında çok da bir şey kaybetmez. Bir vakit kaybı olarak gördüğüm kitaplardan biri... Bir kaç beğendiğim alıntıyı ise paylaşıyorum ilgili sekmede...
.

"Olmadan yaşayamam" cümlesinde kastedilen neyse, o olmadan da yaşıyor insan. "Yapamam" dediği ne varsa yapabiliyor. "Sanmam" dediği ne varsa sanıyor. "Kanmam" dediğine kanıyor. "Kapanmaz" dedilen neyse kapanıyor.

.
.

İnsan çoğu zaman derdini, bırakın anlatmayı düşünmek dahi istemiyor. Beyninin kıvrımlarında yatan "şimdi ne yapacağım" düşüncesi, kararsızlıklar, bir türlü sonuca vardıramadığın karmaşık düşünceler...

.
.

"Yaşarken karım, ölse toprağım olacak kadın, hele bir su ver..." dedi adam. Can istese verilecek bir sevgiyle.

.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşk Düştü
Alt başlık:
Senin payına aşk düştü, benim için aşk, düştü!
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
6055181819
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayy Kitap
Aşktan soyununca, neyi giyinmeye kalksak örtemedik ruhumuzun çıplaklığını!

Aklımızın, kalbi “ne hali varsa görsün”e terk ettiği andır aşk. Yalnız yürünemeyecek bu yolda, elimize bir el, gözümüze bir bakış düşüşüdür. Kendimizi tarife zorlandığımız ve ‘ben’ demekten yorulduğumuzdan dolayı, ‘biz’ diyebileceğimiz birini bulmaya çalışmaktır.
Aşktır, gönüllü düşkünlüğümüzün tek sebebi. Belki de düşmelerin en güzelidir.

Bulutun payına yağmur, yaprağın payına rüzgâr, insanın payına hasret; sevilenin payına aşk düştü. Terk edilen içinse aşk, düştü!

“Tek heceli bir kelime, bütün kelimelerimizi anlamsız bırakır” diyen Mehmet Ercan sözcüklerin çifte anlamlarının kullanarak yeni bir söz dizimiyle anlatıyor aşkın ve düşün gerçek halini...

Aşk Düştü aşka düşenleri kucaklıyor, aşktan düşenleri ayağa kaldırıyor, yalnızların aşk düşleri gerçek olsun diye dua ediyor!

“Seni terk etmek kolaydı aslında, olmasaydı aşkın sayılır hatırı.

Biri dünyamı, diğeri ahretimi simgeler gibiydi gözlerin.

Gözlerinin karası, içimde yükselen bir “kara göründü” müjdesiydi benim için. Sesin, dağılmış notalarımın karar sesiydi. Tebessümün, aynı tonu yakaladığım bir türkünün en güzel girişiydi. Gülüşünden sonra konuşmaya başlayışın, en sevdiğim şarkıda sözlerin başladığı an gibiydi.”

Kitabı okuyanlar 54 okur

  • Ahmet arslan
  • Raşide Erdoğan
  • Ayşegül
  • Merve Akbulut
  • N Y K S
  • Bükre Koçer
  • Ebru SÖYLEMEZ
  • Melike İrem
  • ramazan kar
  • ESER

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (6)
9
%13.3 (2)
8
%20 (3)
7
%6.7 (1)
6
%13.3 (2)
5
%6.7 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0