Mehmet Ercan bu kitabında, kelimelerin bittiği yerde başlayan o derin sessizliği, yani "susmayı" bir sanat gibi işliyor. Kitap; aşka, ayrılığa, bekleyişe ve en çok da insanın kendi iç dünyasıyla olan bitmek bilmeyen konuşmalarına dair samimi bir dertleşme sunuyor.
Yazarın dili, radyo programlarından da aşina olduğumuz o huzurlu ve içten tınıyı sayfalar arasına taşıyor. Uzun ve yorucu cümleler yerine, insanın tam kalbine dokunan kısa ama sarsıcı aforizmalar ön planda. Okurken kendinizi bazen bir vapur yolculuğunda, bazen de bir gece yarısı pencere kenarında kendi hayatınızı sorgularken buluyorsunuz. "Canıma susuyorum" diyerek aslında içinde biriktirdiklerini dışarı vuran yazar, okura yalnız olmadığını hissettiren bir yoldaşlık sunuyor. Melankoliyi umutla, sessizliği ise derin bir anlamla birleştiren naif bir başucu kitabı.