Mehmet Ercan, kitapta kendi hikayesini, çocuk yaşta babasız kalmasını ve yetim bir çocuğun büyüme hikayesini çok güzel anlatıyor. Kitap tam olarak bir otobiyografi değil de kitapta geçen olayları herkesin hikayesi gibi işliyor..
Ukde: İlk bakışta ismiyle bile insanda merak uyandırıyor, çünkü ukde demek içe atılmış, çözülememiş bir düğüm, yürekte kalan bir yara demek. Kitabın atmosferi de tam olarak bu kelimenin çağrıştırdığı duyguları yansıtıyor insana.
Yazar, yalın ama yoğun bir dil kullanıyor. Anlatımında fazla süs yok, fakat duyguların doğrudan kalbe dokunmasını sağlayan bir samimiyet var. Karakterlerin yaşadığı içsel çatışmalar, özellikle hayata dair kırgınlıkları ve pişmanlıkları çok gerçekçi aktarılmış. Bu da okuru hikâyenin içine çekiyor.
Kitabın en güçlü yönü insan psikolojisine dokunuşu. Bastırılmış duygular, söylenemeyen sözler, geç kalınmış cesaretler… Hepsi günlük hayatta çoğumuzun yaşadığı ama dile dökmekte zorlandığı şeyler. Yazar, bu düğümlerin insanı nasıl yavaş yavaş tükettiğini ama aynı zamanda çözülme ihtimalinin de bir umut ışığı olabileceğini gösteriyor. Bazen ağır, hüzünlü bir tarafı var. Okurken kalbinize oturan bir taş gibi hissettirebiliyor. Ama tam da bu yüzden samimi ve etkileyici.
Okuyacak arkadaşlara iyi okumalar...