Adı:
Ay'ın Gözü
Yazar:
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
432
ISBN:
9789752118874
Kitabın türü:
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Biri dışında bütün Hubal keşişlerini öldüren yarı vampir bir seri katil hâlâ aranmaktadır. Bu sırada genç âşıklar Dante ve Kacy resmi makamlarca alıkonulurlar. Sevgilisinin hayatıyla tehdit edilen genç adam zorla bir görev üstlenir: Vampir kılığına girip vahşi şehirdeki acımasız kan emicilerin arasına sızarak paha biçilmez mavi mücevheri ele geçirmek...

Ve sonunda taşın Keşiş Peto'nun boynunda olduğu haberi gelir...

Gizemli yazarımız, Santa Mondega şehrinin karanlık sokaklarında yaşayan kötücül yaratıkların, vampir çetelerinin ve vahşi kurtadamların kanlı savaşını nefes kesen bir aksiyonla yansıtıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Adı Olmayan Kitap'ın devamı. Şiddet ve umarsızlıkta ilk kitaptan eksik bir yanı yok. 36. Sayfada ölü sayısı 12'ye çoktan ulaşmıştı. Akıcılık ve keyif konusunda da önceki kitabın doğurduğu beklentiyi fazlasıyla karşıladı. En çok göze batan konu; ünlü Bourbon Kid'in nasıl bu hale geldiği ve aile bağları üzerineydi. İlk cinayetinin kendi annesi olması, sebebi ve bunun onu nasıl değiştirdiği üzerindeki yoğunluk esgeçilemez. Gerçek adının Jack Daniel olması alıntı mı gönderme mi hala emin değilim ama hoş durmuyor da değil kişiliğinde bu isim. Önceki kitap, şimdiye dek okuduğum en soğukkanlı kitaptı; bu kitapta işin içine çok ama çok az da olsa biraz duygu serpilmişti. İşin içine sık sık karışan 'berbat geçmiş' hikayelerinden olsa gerek diye düşünüyorum.
Kitabın finali mükemmeldi. Sonuna yaklaşırken biraz tedirgin olmuştum açıkçası, "Hala aksiyonun ortasındayız ve çok az sayfa kaldı, acaba finali geçiştirerek mi yazdı?" Şeklinde. Ama o birkaç sayfada finali öyle güzel topladı ve birbirine bağladı ki kitabın ne kadar hızlı ilerlediğini tekrar belirtmek zorunda kalıyorum burada...
Bir cümleyi bile esgeçtiğinizde olaydan kopabiliyorsunuz, kitabın genel gidişatı bu şekilde. Sadece 'akıcı' demek hakaret olur diye düşünüyorum. Youtube'da en hızlıya alınarak dinlenilen bir rap parçası gibi bir şey bu kitap.
Hız tutkunlarının da okuması lazım bence. Tabii önce ilk kitabı okuyun...
"Ne alırdın?" diye sordu.
"Portakal suyu lütfen, Sanchez."
"Özür dilerim, yeni bitti."
"Ananas suyu olsun."
"O da yeni bitti."
"Peki, alkolsüz neyin var?"
"Hepsi yeni bitti."
"Su?"
"Elbette ama rengi sarımtırak."
"O zaman bir şey almayayım, teşekkürler. Yağmur durana kadar burada oturmamın bir sakıncası var mı?"
"Sigara kanununa uyduğun sürece neden olmasın?"
"Sorun değil, sigara kullanmıyorum."
"O zaman çıkmalısın, Tapioca sadece içenler içindir. Sigara içmeyenleri almıyoruz."
"Ciddi misin?"
"Evet."
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten. Sigara içmeye başlaman veya çıkman gerek."
"Bu Sansar Marcus," dedi ekrandaki son resme bakan Sanchez. "Herif öldü adamım. Neredeyse bir yıl oluyor. Elinizdeki bilgileri güncellemiyor musunuz?"
Başka bir fotoğraf.
"Ölü."
Başka bir fotoğraf.
"Ölü."
Ve başka bir fotoğraf.
"Ölü."
"Yalan," diye karşılık verdi Hunter. "Bu adam geçen hafta buradaydı."
"Öyle diyorsan öyledir."
Yeni bir fotoğraf.
"Ölü."
"Sırf can sıkmak için hepsine ölü mü diyorsun?"
"Evet."
"Seni adi serseri! Vaktimi seninle harcamaktan zevk mi alıyorum sanıyorsun?"
"Bak dostum, ikimizin de vaktini boşa harcıyorsun. Veri bankanızda Burbon Kid'in fotoğrafı yok. Hiç olmadı. Hiç olmayacak. Polise defalarca onun profilini tarif ettim."
"Çizimleri gördüm." En az beş sefer barmen, polise Burbon Kid yerine kendi resimlerini çizdirmişti. "Biliyor musun, sersemin tekisin sen."
"Bitti mi?"
"Hayır." Ekrandaki fotoğraf değişti.
"Tanrım, bu o."
"Burbon Kid mi?"
"Hayır, gazeteci çocuk. Bu hafta üç kere geç kaldı."
"Tamam, bu kadar yeter. Seni öldüreceğim. Çok ciddiyim, seni geberteceğim."
De La Cruz içeri girdi.
D: Şansımız yaver gitti mi?
H: Dalga mı geçiyorsun? Bu herif pisliğin teki, bize hiçbir şey söylemeyecek.
D: Eğer onu yakalamazsak Burbon Kid'in er ya da geç barına uğrayacağını biliyorsundur. Bu sefer seni canlı bırakmayabilir. Neye benzediğini bilen tek kişi sen olduğuna göre gelecek sefer onun tarafından öldürülmekten kurtulabilecek tek kişi de sensin.
S: İroni falan mı yaptığını sanıyorsun?
D: Sanmıyorum. Durum basbayağı ironik.
S: Dinle, hayatımda hiç görmek istemediğim iki şey var: Onlardan biri de o adamın gözleri. Fotoğrafını bile görmek istemem.
D: O zaman iş birliği yap. Bu bizim kadar senin de çıkarına tamam mı?
S: Tamam.
D: Eee, görmek istemediğin iki şey olduğunu söylemiştin. İkincisi ne?
S: Paskalya çöreğinin nasıl yapıldığı.
D: Seni işe yaramaz serseri!
H: Onu öldürebilir miyim?
D: Fena fikir değil. Ancak daha büyük problemlerimiz var. Bir kaza olmuş.
H: Kaza mı?
D: Evet. Şehir dışındaki akıl hastanesini, Dr. Moland'ın hastanesini bilir misin?
H: Igor ve Pedro'nun Burbon Kid'in kardeşini kaçırdığı yer mi?
D: Evet.
S: Burbon Kid'in kardeşi mi varmış? Dalga mı geçiyorsunuz! Kimmiş?
H: Seni ilgilendirmez.
S: Senin ve kurtadamların dün gece öldürüp kaseden kanını içtiğiniz o muydu yoksa?
H: Bunu nereden biliyorsun?
S: Bilmiyorum. Söylenti diyelim. Aslında henüz duyduğum bir şey de yok. Söylediklerimi unutun gitsin.
H: Biliyor musun, o koca dilin bir gün başına çok büyük bir bela açacak.
S: En azından benim dilim viakinin tadının neye benzediğini biliyor.
H: Bu da ne demek şimdi?
D: İkiniz bir dakikalığına olsun çenenizi kapar mısınız? Hastanede neler olduğunu öğrenmek istiyor musunuz istemiyor musunuz?
H: Elbette, özür dilerim. Devam et.
D: Dün gece hastane yanıp kül olmuş.
H: Ne?
D: Kül olmuş. İtfaiye küllerin altında yüz yirmi beş ceset bulmuş.
H: Lanet olsun! O deli kurtadamlar hastaneyi mi yakmışlar?
D: Onlar değildi. Onlar çıktığında hastane yerli yerindeymiş. Yangın sabaha karşı olmuş. Onlar gittikten çok sonra.
H: Öyleyse kaza mıymış?
D: Hayır kaza olamaz.
H: Kaç kişi hayatta kalmış?
D: Hiç.
H: Hiç mi?
D: Hiç. Tek bir kişi bile sağ çıkmamış. Sebebini bilmek ister misin?
H: Acil çıkışlar kapalı mıymış?
D: Hayır.
H: Yani bana yangın çıktığında içeride olan yüz yirmi beş kişinin diri diri yandığını mı söylüyorsun? Bir kişi bile çıkmayı başaramamış mı?
D: Hayır, kimse diri diri yanmamış. Onlarınkine cesetlerin yanarak ortadan kaldırılması denebilir.
H: Ne? Hiçbir şey anlamadım.
D: Yüz yirmi beş kurban yangın başlamadan önce ölmüş.
H: Ne iş? Nasıl yani?
D: Sence? Tahmin yürüt.
H: Gaz kaçağı?
D: Sen hiç insanların gözünü oyan gaz kaçağı duydun mu? Kafalarını uçuran? Dizlerini paramparça eden, gırtlaklarını deşen?
H: Bir daha söyle?
D: Ne dediğimi duydun.
H: Birinin önce herkesi öldürdüğünü, sonra da hastaneyi yaktığını mı söylüyorsun?
D: Hunter, hastaneyi yakan Burbon Kid. O yaptı.
H: Evet ama niye? Hastanedekilerin ona zararı dokunmamıştı. Igor ve Pedro'yu içeri alan görevlileri öldürse anlarım ama bu... Yüz yirmi beş masum insanı öldürmek için nasıl bir gerekçesi olabilir?
D: Bilmiyorum. O herifin neyi, niçin yaptığını kimse bilemez.
S: Ben biliyorum.
D: Ne?
S: O adamları niye öldürdüğünü de, niçin bu kadar zalimce, merhametsizce davrandığını da biliyorum.
H: Bu herif bizimle dalga geçiyor. Haydi Sanchez, esprini yap ve bir an önce defol! Burbon Kid o insanları niye öldürmüş? Evet, haydi, esprini bekliyoruz!
S: Espri falan yok. Ciddiyim. Onca masum insanı niçin öldürdüğünü, neden öldürmeden önce farklı farklı işkence ettiğini bilmek istiyor musunuz istemiyor musunuz?
D: Devam et.
S: O insanları bir noktadın altını çizmek için öldürdü. O nokta şu, benim polis arkadaşlarım: Gelmiş geçmiş en acımasız katilin insanları öldürmek için gerekçeye ihtiyacı yoktur. Laf olsun diye de öldürür, eğlence olsun diye de... Peki, sizler ne yaptınız? Kardeşini öldürüp ona bir gerekçe verdiniz. Tahminimce altını çizdiği şey, onu kızdırmak için hiçbir şey yapmamış, o zavallı yüz yirmi beş insandan daha büyük acılar çekeceğiniz.
Nightjar müşterileri ne yazık ki Kid'in katliamının daha yeni başladığını anlamakta geç kalmıştı. İstisna yoktu, merhamet de... Cüppesinin içinden iki Scorpion çıkarıp Hunter'ın barda yavaşça kayan cesedinin üzerine sıçradı. Cesedi sörf tahtası gibi kullanıp silahlarını seyircilere doğrulttu ve barda kayarak kurşunları seyircilere boşalttı. Her atışı on ikidendi.
Kimse kurtulamadı. (...) Kaçışan müşterilerin sırtına kurşun yağdırdı. Çoğu vampirdi. Doğal olarak içeridekilerin bir bölümünün masum siviller olma ihtimali vardı ama Kid bunu düşünüp dertlenecek biri değildi. Geriye üç kişi kalmıştı. Kurşun sesleri yüzünden zor duyan Dante, bar sahibi Dino ve Rasta kabilesinden Chip (Peto).
Dante vücudunda delik aramakla meşguldü ve her nasılsa bütün kurşunların kendisini ıskaladığını görerek sevinmişti.
Igor'un, Burbon Kid'in özürlü kardeşini öldürdüğü dedikodusu şimdi doğrulanıyordu; çünkü tam arkasında asla görmemeyi diledikleri biri duruyordu. (...) Karanlık figür, eldivenli ellerini öne uzattı, aralarında yaklaşık yarım metre vardı, ellerini yumruk yapmıştı. İki elin arasında gümüş rengi gergin bir tel görünüyordu.
Igor'un içgüdüleri devreye girip başının belada olduğunu söylediğinde tel çoktan boynuna dolanmış boğazını sıkıyordu. Bir saniyeden kısa sürede kapüşonlu adam onu barın üstünden arkaya sürükledi ve diğer kurtların görüş alanının dışına çıkardı.
Beş saniyeden kısa sürede Fawcett Inn'in içinde tek bir müşteri bile kalmadı. Kimse hikayenin sonunu merak etmiyordu çünkü görmek istediklerinden fazlasını görmüşlerdi.
Kid geri dönmüştü ve üstelik daha bir kadeh viski bile içmemişti.
"Niçin geldiğimi biliyor musunuz?"
"Tahminime göre Ramses Gaius'un mumyasıyla ilgili olmalı."
"Tam isabet. Mumya yanlış duymadıysam geçen yıl, yaklaşık olarak Hubal Kardeşler'in Burbon Kid tarafından katledildiği dönemde müzenizden çalınmış."
"Çok haklısın. Burbon Kid adanıza gelip İsmail Taos'u ve bütün Hubal keşişlerini öldürdüğünde gece mumya ortadan kayboldu; fakat bu konuda yanıldığını sanıyorum. Bence çalınmadı, kaçtı."
"O kadarını tahmin etmiştim."
Hunter, bar sahibine seslendi. "Dino, bana bir bira ver."
"Ne?"
"Bira!" diye bağırdı Hunter.
Sanchez'in aksine Dino, müşterilerini kızdırmayı sevmezdi ama Hunter'ı duyamayacağı kadar gürültülüydü içerisi.
"BİR BARDAK BİRA!" İşe yaramadı. "Hey Fritz, yardım eder misin? Bana bir bira söyle."
"TAMAM! DINO, ŞU ADAMA BİR BİRA VER!"
Dino hala ne istediğini bilmiyordu. Hunter, tabancasını tavana doğrultup tetiği çekti.
PAAAT!
İçeride çıt çıkmıyordu.
"Siz serseriler ara vermiyorsunuz!" diye seslendi Hunter, müzik grubuna. "Dino, bir bira."
Casper'ın cep telefonunu cebinden çıkardı ve rehbere girdi. Numarayı bulduğunda müşterilere döndü.
"İyi dinleyin millet! Herkes bir dakika sabretsin, önemli bir telefon görüşmeai yapacağım. Adını duyduğunuza emin olduğum birini arayacağım, bu yüzden biraz daha çenenizi kapalı tutun olur mu? Evet ahali, Burbon Kid'in telefon numarasını çevirdim. Şimdi onu arıyorum, çenenizi kapayın." Yarım saniye sonra sessizlik birinin cep telefonunun çalışıyla bozuldu.
O kişi Hunter'ın üç adım ötesindeydi.
Yaşadığını iliklerine kadar hissetmek için öldürmek istiyordu.
...
Annesi şimdi ayaklarının dibinde cansız yatıyordu. Ruhu göçüp gitmiş ve giderken oğlanınkini de beraberinde götürmüştü.
...
Hayatındaki erkekler annesini terk etmemiş olsa bu olay yaşanmazdı. Şimdi o adamlardan birinin evine gidip küçük kardeşine, annesini bir daha asla göremeyeceğini açıklaması gerekiyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ay'ın Gözü
Yazar:
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
432
ISBN:
9789752118874
Kitabın türü:
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Biri dışında bütün Hubal keşişlerini öldüren yarı vampir bir seri katil hâlâ aranmaktadır. Bu sırada genç âşıklar Dante ve Kacy resmi makamlarca alıkonulurlar. Sevgilisinin hayatıyla tehdit edilen genç adam zorla bir görev üstlenir: Vampir kılığına girip vahşi şehirdeki acımasız kan emicilerin arasına sızarak paha biçilmez mavi mücevheri ele geçirmek...

Ve sonunda taşın Keşiş Peto'nun boynunda olduğu haberi gelir...

Gizemli yazarımız, Santa Mondega şehrinin karanlık sokaklarında yaşayan kötücül yaratıkların, vampir çetelerinin ve vahşi kurtadamların kanlı savaşını nefes kesen bir aksiyonla yansıtıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Aleyna RLambert
  • Rose...
  • Hacer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0