Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı:
288
Basım Tarihi:
Aralık 1992
Yayınevi:
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları
ISBN:
9789754980535
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·346 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 20:10
Kazakistanlı yazar Olcas Süleymenov iki bölümden oluşan kitabının ilk bölümü olan Az’da Rusların ünlü destanı İgor Alayı Destanının aslında Rusların ve Türk dilli halkların ortak destanı olduğunu, destanda çok sayıda Türk lehçelerinden kelimeler bulunduğunu örnekleriyle anlatıyor ve Ruslar ile Türklerin tarih boyunca hep savaşmadıklarını, iki toplumun kültürel ilişki içinde olduğu, ortak düşmanlara karşı ittifaklar yaptıkları, devletler arası evlilikler, ticaret yaptıkları dönemlerin olduğunu, Türki toplulukların Rus dilini, kültürünü etkilediğini ve Rusçada çok sayıda Türki dillere ait kelimeler olduğunu anlatıyor. Kitabın ikinci bölümü olan Ya’da ise yazar; Sümerce ve Türkçe arasındaki yakınlığı irdeliyor. 60’lık sayı sistemini kullanan Sümerliler olduğu için de Türkçe ve Sümerce’de aynı şekilde yazılan ve aynı anlama gelen 60 tane kelime seçerek bunları karşılaştırıyor. Sümerler ve Türklerin genetik akrabalıklarının henüz kanıtlanmadığını ama kültürel akrabalıklarının olduğunu, Sümerler ve Ön Türklerin birbirilerinin dilini ve kültürünü etkilediğini, bunun tek taraflı, üstün olanın zayıf kültürü etkilemesi şeklinde olmadığını, iki denk kültürün birbirini etkilemesi şeklinde olduğunu anlatıyor. Yazarın 280. sayfada dediği gibi “verilen örnekler, incelenen dillerin uzun süreli yakın ilişki içinde olduklarına tanıklık etmektedir. Bazı durumlarda Sümer sözcüklerin Türk kökenlilerle bağı olduğu bellidir.” Avrupalı araştırmacıların tüm önyargılarına rağmen Türk dillerinin Hint-Avrupa dil ailesine ait dilleri etkilediği, bizlere bu zamana kadar anlatılanların aslında gerçeği yansıtmadığını 260. sayfada şu sözlerle anlatıyor; “Türk diline gereken ciddi özen gösterilseydi, dilbilimdeki ve tarihteki birçok efsane, yerini gerçeklere bırakırdı ve belki de beşeri bilimler,
Az i YaOlcas Süleymanov · Teas Press · 201721 okunma
8/10
·346 syf.··
Beğendi
·
2022 30. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2022 22:19
Əsər 2 hissədən ibarətdir "Az" və "Ya". Bu hissələrin adlarını kiril əlifbasının ilk və son hərfləri kimi, rus dilindən tərcümədə "Mən və mən" və ya "Məndən mənə" (rus dilindən tərcümədə həm "az", həm də "ya" mən deməkdir) yaxud bütövlükdə Asiya (rus dilində Aziya) kimi başa düşmək olar. I hissədə orta əsrlər rus dastanı "İqor polku dastanı"nda gizlənmiş qədim türk sözlərindən, II hissədə isə qədim türk və şumer dillərinin mədəni qohumluğundan bəhs olunur. Əsəri məktəb vaxtlarında oxumuşdum və mənə maraqlı gəlmişdi, lakin oxuduqlarımı tam xatırlamadığıma görə yenidən oxumaq qərarına gəldim. Əsər, həqiqətən, maraqlıdır, lakin yazıçının bəzi fikirləri ilə tam razılaşmadım.
Tarih
Az i YaOlcas Süleymanov · Teas Press · 201721 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Olcas SüleymanovYazar · 8 kitap
1936 yılında Kazakistan'ın başşehri Almatı'da doğdu. Babası Ömer Bey, Kızılordu'da süvari subayı idi. Babası onun doğumundan birkaç gün önce bir çarpışmada öldü. Annesi Fatma Hanım, kocasının ölümünden birkaç yıl sonra ünlü bir Kazak gazeteci Abdül Ali Bey'le evlendi. Abdül Ali Bey, Olcas Süleymanov'un sosyal bilimci, şair ve edip olarak yetişmesinde önemli rol oynadı. Klasik Sovyet ilk ve orta öğrenimini bitiren Olcas, Kazak Devlet Üniversitesinin jeoloji bölümüne girdi.  Sovyetler Birliği zamanında Sovyet rejiminin özellikle Türk halklarına yönelik sistematik bir eğitim projesinin bir parçası, Türk soylu okur yazar takımını sosyal bilimlere değil de, fen ve teknik bilimlere yöneltmek. Fakat Olcas Süleymanov'un üzerimde çok hakkı var dediği üvey babası gazeteci Abdül Ali'nin küçük yaşlarda kendisine açmış olduğu yolu takib ederek, edebiyat ve şiire yönelir. Yazmış olduğu ilk şiir ve yazılar dikkat çekmiş olmalı ki, Olcas'ı Moskova Edebiyat Enstitüsüne gönderirler. Daha sonraki yıllarda hemen hepsi üstün birer edebiyatçı, şair ve devlet adamı olarak olan Azerbaycan'ın (Elçibey döneminde) İstanbul Başkonsolosu Abbas Abdullah Hocalıoğlu, Özbek şairi Yadigar Abidov, Yakut şairi Vladimir Samık ve pekçoklarıyla Moskova Edebiyat Enstitüsüyle , Gorki Edebiyat Enstitüsünde tanışacaklardır. İlk edebiyat mahsullerinde, göçebe Kazak hayatının motiflerinden, Kazak tarihine, sözlü kültür varlıklarının yeraldığı çalışmalarını giderek, sosyal antropoloji dil ve tarihe yönelten Olcas Süleymanov, bu yönelişi şöyle izah edecektir. "Günümüzde bir Türk Şairi, edebiyat adamı aynı zamanda" araştırmacı bir bilim adamı olmak zorundadır." dedikten sonra şöyle devam etmektedir;"En ağır yükü kervanın gövdesi taşır. Yolda düşenlerde onun sırtına yüklenir çünkü. Her nesil, sanki dünyanın son nesliymiş gibi, büyük bir gayretle çalışmalıdır. Atalarımızın bilmediği ve kabullenmedikleri gerçeklerin de sorumluluğunu üstlenmemiz gerekmektedir. Yükleniyoruz da gereksiz görülen bir takım şeylerle bu yüzden uğraşıyoruz zaten: Etrüsk Tarihini, Sümer arkeolojisini inceliyor, Mahenjo-Daro yazıtlarını anlamaya, İskandinav alfabesini çözmeye çalışıyoruz" demektedir. Gerçekten de bu yoldan hareketle dil bilime, antropoloji ve tarihe yönelen Olcas Süleymanov, Rus Destanlarının tetkikine yöneldiğinde, karşısına muhteşem bir kavim Türk Kültür Tarihi çıkacak, çalışmalarını teksif edip ortaya koyduğu"Az i ya" adlı çalışması Moskova İlimler Akademik heyetini ikiye bölecek, İlim ve edebiyat çevrelerini ayağa kaldıracaktır. Sözkonusu çalışma ilmi bir çalışmadır fakat ortaya konan tezler o güne kadar hakim tarih ve ideolojik söylem olan "Rus imajı"nı yerle bir edeceğinden İlimler Akademisi tarafından gerekçesiz olarak reddedilecektir. Ne varki, Rus karakterli Sovyet tarih ve Kültür hayatında derin izler bırakacak olan "Az i ya" (Türkçesi, "sen ve ben" klasik Rusça'da ise "ben ve ben") eser 80'li yılların Türk soylu Sovyet aydınları arasında kendilerini Ruslarla, dönüm noktasına getirecektir. Nitekim, on yıllık bir beklemenin ardından (1990) Sovyet sisteminin çözülüşü esnasında Olcas Süleymanov'un bir daha adının gündemi işgal edişine şahit olmaktayız. Bu defaki, Sovyetler çapında değil, dünya çapındadır. Doğduğu topraklardan yıllar önce kopup moskova'ya gelen Olcas,yıllar sonra jeolojik tedkikler için Kazakistan'a döndüğünde Türkistan'ın yegane hayat kaynağı olan Aral Gölü'nün kuruduğunu, semey eyaletindeki Sovyet nükleer çalışmalarının Türkistan'ı cehenneme çevirdiğini görecek, keza aynı biçimde ABD'nin, Kızılderili ülkesi olan Nevada'da yaptığı benzeri nükleer çalışmaların aynı felaket olduğundan yola çıkarak milletlerarası bir sivil insiyatif olarak "Anti Nükleer Semey-Nevada" hareketini kuracaktır. Dünya ekoloji ve entelektüel mahvellerinde geniş yankı bulan "Anti Nükleer Semey-Nevada" hareketini, dünyü ölçeğinde belli bir işlerlik kazandıran Olcas Süleymanov, 1917, I.Bütün Rusya Müslümanları Kongresinden 70 yıl sonra ,Kazan Türk aydınlarından dilci Rafail Muhammeddin'le birlikte ilk defa I. Türk Halkları Kongresini (1990) düzenleyerek, yeniden yapılanacak Türk Dünyası'nın temeline ilk harcı koyacaktır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ,Yüksek Sovyet üyeliği, Sovyetler Birliği Halk Temsilciliği, Kazakistan Yazarlar Birliği Genel Sekreterliği, Asya Afrika Yazarlar Birliği Komite Başkanlığı, Anti-Nükleer Semey -Nevada Hareketi Başkanlığı, Türk Halkları Birliği Kurucu Üyeliği gibi son derece entelektüel bir karizmaya sahip olan Olcas Süleymanov, Kazakistan, bağımsız bir Cumhuriyet olup, Nur Sultan Nazarbayev Cumhurbaşkanı olduktan sonra, Kazakistan nezdinde dış göreve atanmış olup, halen Kazakistan'ın italya sefiri olarak, Roma'da bulunmaktadır. Edebiyat, dil ve tarih yanında, sinemayla da ilgilenen, bir müddet kazak film stüdyolarında da çalışan Olcas Süleymanov'un yayınlanmış eserlerinden başlıcaları şunlardır: Seherin Güzel Vakti(Şiir) , Paris'li Bir Kızdır Gece(Şiir), Maymun Yılı(Roman), Kil Kitabı, Az i ya (Destan İnceleme), Yazı'nın Dil'i (Dil Felsefesi).