Merhaba arkadaşlar. Herkese iyi akşamlar ve iyi geceler. Lovegrove okumaya yeniden başladık ve yeniden sonlandıracağız. 2 kitabını okuyup seriyi tamamlayacağız. Ben öncelikle Aztekler hakkında biraz bilgi verip kitap ile uyumunu yakalayarak konuyu açıklamaya çalışacağım. Çünkü ilginç, merak uyandırıcı, ülkemizde fazla tercih edilmeyen ve pahalı bir eser. Başlayalım. Kitapta Londra’da maskeli bir adamın Azteklere ve onların yaptıklarına konuk olsak da –bu tarz eserler özellikle İlluminati için mevcuttur- benzer bir kurgu var ama bizler önce Aztekler’i biraz tanıyalım istiyorum. Daha sonra dönüp baktığımda hatırlamama yardımcı olacağına da eminim.
Aztekler, oldukça zengin bir kültürel değere sahip, günümüzde de kendilerine hayranlıkla bakılan, ancak tarihteki her uygarlık gibi büyük bir gelişmişlik sonrası çöken, dünyanın en büyük piramidine de sahip olan uygarlıktır. Aynı zamanda kendi inançları, takvimi ve alfabeleri olması, milyonluk nüfuslarıyla da kalabalık bir uygarlıktır. Günümüze ulaşan 500 civarında el yazmaları vardır. Savaşları, keşfedilmeleri ve yok edilmeleri başka bir eserin konusu.
Yeniden kitaba döndüğümüzde açıkçası bu tarz kitapların havasını çok sevdiğimi belirtmeliyim. Ritüeller (oh be sonunda, yazının başından beri bu terimin adını düşünüyordum) ve kurban seremonileri konulu kitaplar ve hatta filmler hep ilgimi çekmiştir. Kitabın da bir kurban töreniyle başlaması beni heyecanlandıran kısımlardan oldu diyebilirim. Rahiplerin elinden ölmenin büyüsü, Tanrıların kurbanları çok sevdikleri, özellikle gençlerin kurban olarak kanının akıtılması ve ondan sonra gelecek mutluluk kısımları. Bunun eski bir kadim uygarlık olan Aztekler’e bağlanması ise tamamen ilgi çekicilik. Veya belki de vardır, nereden bilelim o yıllarda yaşamıyorduk ki sonuçta.
Ancak