Adı:
Baphomet
Baskı tarihi:
Aralık 1999
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756931059
Kitabın türü:
Çeviri:
Mukadder Yakupoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mor Yayınları
Klossowski'nin tarihi bir olaydan esinlenerek yazdığı bu ünlü romanı, Nietzsche'nin sonsuz dönüş kuramından yola çıkarak, bedenlerinden ayrılan ruhların soluk halinde varoluşlarını sürdürmelerini ve bu solukların içine girecekleri bedenleri arayışlarını anlatır. Ama önceden işlenen bir günah sonsuz dönüş içindeki solukların önüne hiç bitmeyen bir karabasan olarak çıkmaktadır. Bu günah nasıl yokolacaktır? Romanın ortaya koyduğu temel metafiziksel sorun, ebedi varoluşu amaçlayan "ben"in bütünlüğünü ve sürekliliğini koruyup koruyamayacağı ve buna bağlı olarak "ben"in ahlaki sorumluluğunun ne olacağıdır. Bedenlerin işlediği günahların kefaretini hangi ruh ödeyecektir? Eğer sonsuz dönüş içinde değişim varsa, ahlaki bir sorumluluğu olan bir "ben" hep aynı kalıyorsa, işlediği bir günah onun peşini sonsuza kadar bırakmayacaktır.
144 syf.
Sıcak bir gün, otobüs alabildiğince dolu, insanlar, bakışmalar ve fırdolayı düşünceler. Düşünenlerden biri de benim yanımdakiyle bir diğerini anlamanın imkansızlığını, fikirlerin zırh gibi gizlendiği göğüs kafesi ve arzın merkezi varsaydığımız zihnin arasındaki ince çizgiye dalıyorum. Etrafımızdaki şu onlarla insan kirpi gibi duygu, düşünce ve izlenimlerini üzerimize fırlatmaya hazır olsaydı bir an, neler olurdu?
İşte şurada biraz endişeyle göğsümden, biraz sevgiyle sırtımdan, bir parça kınamayla boğazımdan yaralanıp kanlar içinde yere yığılırdım. Söyleyemediğimiz, anlatamadığımız onlarca şey parçalara bölünüp evrene yayılsa kim bilir ne halde olurduk.. Ve ben; gövdem başka bir yerde kafam, bacaklarım, ellerim çok başka yerlerde kalakalırdım. Kafes olarak gördüğümüz bedenimize isyan ederiz çoğu zaman ama kılıfsız ruhumuzu bedenlerimizden başka ne derleyip toplayıp, asfalt kenarına bırakabilir söyleyin hadi?
Düşüncenin bir göz kırpması kadar ömrü olması içimi acıttı, neden bir saniyenin onda biri kadar sürede bir mızrağın sancısıyla kıvranır ve sonrakinde yeni bir acıya diriliriz? Neden yaşamın elinden kurtarabildiğimiz tek şey yazı?
'Neden yazmıyorsun bunları?
'Çünkü kağıt ve kalem yokyanımda, aslında tüm düşündüklerimizi yazacak kadar kağıt ve kalem hiçbir zaman olmayacak.'
Sonra bu kitabı okuyup da pek bir şey anlamamam geldi aklıma, ruhun bir nefes olduğu bölüm, düşüncenin savaşında bölünerek varlığını sürdürmenin tek yolunun nefesler döngüsüne katılmak olduğu tokat gibi çarptı yüzüme. Otobüs durdu, zaman durdu (salakça bir cümle daha, zaman asla ölmez, ölen insandır) sahilde küt saçlı kadınların hüznünü izleyerek hapsolmuşluğuna, esaretine tanık oldum bir kez daha ruhun geri dönüşü olmayan bir yolda bir tek nefesin soluğun kudretine tapınışına. Mümkün mü gerçekten nefesler halinde binlerce kanat çırpmak? Ya da şu mudur gözümüzü açamadığımız körlük; tüm nefeslerimiz mikrokozmozu mu tüm evrenin ve biz bu kısıtlı anları iştahla tüketip kendimizi ıskartaya çıkarmak? Nefesini boşuna tüketmek bu mu yoksa? Bilemiyorum, ruhun nefesler arasında gezinirken çok muhtemel elbette boğulması..
... kaçması yalnızca başka bir harekete yanıt veren bir hareketti ve hiçbir başka "dışarısı" 'içeriye" niyetin dışında üstün olamazdı; oysa, hiçbir niyet başka birinin nüfuzundan kendini gerçekten koruyamaz: Burada her niyet başka niyetlere açık kalmaktadır. Yalnızca geleceği umut etme konusunda geçmişin en yoğun niyeti başka niyetlere üstün gelecektir. O halde, gelecek geçmişte kehanette bulunulmuş kurtuluş değilse nedir? Veya kehanette bulunmanın kaynağı geçmişte değilse nerededir? Ama hiçbir kehanetin konusu olmayacak bir gelecek ne olacaktır?
O halde bedenler içinde sıkışan soluklar olmaktan dolayı utanç duymanın dışında hangi nedenle suçluyduk?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Baphomet
Baskı tarihi:
Aralık 1999
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756931059
Kitabın türü:
Çeviri:
Mukadder Yakupoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mor Yayınları
Klossowski'nin tarihi bir olaydan esinlenerek yazdığı bu ünlü romanı, Nietzsche'nin sonsuz dönüş kuramından yola çıkarak, bedenlerinden ayrılan ruhların soluk halinde varoluşlarını sürdürmelerini ve bu solukların içine girecekleri bedenleri arayışlarını anlatır. Ama önceden işlenen bir günah sonsuz dönüş içindeki solukların önüne hiç bitmeyen bir karabasan olarak çıkmaktadır. Bu günah nasıl yokolacaktır? Romanın ortaya koyduğu temel metafiziksel sorun, ebedi varoluşu amaçlayan "ben"in bütünlüğünü ve sürekliliğini koruyup koruyamayacağı ve buna bağlı olarak "ben"in ahlaki sorumluluğunun ne olacağıdır. Bedenlerin işlediği günahların kefaretini hangi ruh ödeyecektir? Eğer sonsuz dönüş içinde değişim varsa, ahlaki bir sorumluluğu olan bir "ben" hep aynı kalıyorsa, işlediği bir günah onun peşini sonsuza kadar bırakmayacaktır.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Odessa
  • tabula rasa

Kitap istatistikleri