Başka Bir Avrupa İçin Avrupa'nın Ekonomik Bütünleşmesinin Sınıf Tahlili

·
Okunma
·
Beğeni
·
6
Gösterim
Adı:
Başka Bir Avrupa İçin Avrupa'nın Ekonomik Bütünleşmesinin Sınıf Tahlili
Baskı tarihi:
20 Temmuz 2009
Sayfa sayısı:
520
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944122610
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
YORDAM KİTAP
Avrupa Birliği üzerine yapılmış bu yetkin çalışmada, ancak toplumsal yaşamın temel birimi olarak sınıflar üzerine odaklanan bir tahlilin Avrupa’nın ekonomik bütünleşmesinin iç çelişkilerine ışık tutabileceği öne sürülüyor. Bu köktenci yaklaşımdan iki özgül tema çıkıyor: Birincisi, rekabet ve toplumsal politika, ekonomi ve para birliği, ortak tarım politikası ve göç gibi konular, alışılmışın dışında, özgün bir tarzda ele alınıyor. İkincisi, örneğin Birlik’in karar alma sürecinde çıkar gruplarının rolü gibi, standart ders kitaplarında genellikle görmezden gelinen konuların Avrupa Birliği ekonomisinin kavranmasında ne kadar önemli oldukları gösteriliyor. Dolayısıyla bu eser, hem Avrupa projesinin kavranmasına bir giriş hem de bu projenin bir eleştirisidir. Öte yandan kitap, ekonomik kutuplaşmanın ortadan kaldırılması, Avrupa’nın Üçüncü Dünya ile emperyalist ilişkilerinin yok edilmesi ve kendi kaderini kendisi belirleyebilen gerçekten demokratik kurumların yaratılması temelinde bir başka Avrupa’nın olanaklı olduğunu da öne sürüyor. Kitap, yazarın Türkçe basım için hazırladığı geniş bir ekle yayınlanıyor.
“... Avrupa Birliği üzerine Marksist perspektifle yazılmış tek ciddi kitap…”
Prof. Dr. E. Ahmet Tonak
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Sonuç olarak, birçok karşı-eğilime rağmen, bunalımların gelmesi önlenemez. Kapitalist sistem, çevrimsel olarak art arda gelen çöküş, bunalım, derlenip toparlanma ve canlılık dönemlerinden geçerek kendisini yeniden üretir.

Ancak bunalımların etkisi,
-> teknolojik bakımdan ilerlemiş (emperyalist blok) ülkelerin oluşturduğu blokta daha az hissedilirken,
-> teknolojik bakımdan geri kalmış ülkelerde bu etki çok daha yıkıcıdır.

Bölüm 4 ve 6 ya bir hazırlık olarak şunu da vurgulamakta yarar var.

Teknolojik bakımdan ileri ülkeler,
verimlilik artışı sağlayarak
elde ettikleri ürünlerin giderek daha fazla bölümünü ihraç ederler.

Böylece gerçekleşen değer, diğer ülkelerde üretilen değerdir.

Bu durumda söz konusu ileri ülkeler,
diğer ülkelerin yarattığı değere el koyma karşılığında
bu ihracatla daha büyük bir OKO(ortalama kar oranı) elde etmeyi başarırlar.

Teknolojik açıdan geride kalan ülkeler ise ihracatlarını artırmak için devalüasyona başvurabilirler. Bu durumda da ürettikleri değerin bir kısmını elden çıkartmış olurlar.
Gerçekte NATO üyeliği,
-yeni üye devletlerin yeniden silahlanması
-ve silahlarının NATO silahları ile uyumlu hale getirilmesi demekti.

Örneğin yeni üye devletler Sovyet Mig savaş uçakları yerine F-16 bombardıman uçakları almaya başladılar.

Üstelik, bir kez bu silahlar satın alındıktan sonra,
-bakım,
-yedek parçalar
-ve yenilemeler için daha da fazla harcamak gerekekecekti.

Böylece dünya silah ticaretinin yarısını ellerinde tutan Amerikan askeri sanayi kompleksleri için yeni ve dev bir pazar ortaya çıkmış oldu.

Söz konusu ülkeler
bu kadar büyük harcamaları yapabilecek durumda olmadıkları için
ABD kredilerine başvurdular.

Böylece ABD'ye ekonomik bağımlılıkları giderek arttı (Dinucci, 1998b, sf.26). Aynı durum, dev gibi, 'modası geçmiş' silahlarını yenilemesi gerekecek Rusya için de geçerliydi.
(1986-1993)
Üçüncü önemli gelişme, başlıca taşımacılık, turizm, telekomünikasyon ve özellikle mali alanlarla ilgili hizmet sektörlerindeki ticaretin payının giderek büyümesiydi...

Mali hizmet alanlarının önemi,
Finansal piyasaların aşırı büyümesi ile artmıştı.
Bu büyüme, genellikle mali piyasaların, işleyişini çok hızlandırıp kolaylaştıran yeni teknolojilere bağlanır.

Gerçekte bu dev artışın kökleri; reel ekonomide karlı yeni yatırım olanakları bulamayan çok büyük miktardaki sermayenin, tüm dünyada başıboş biçimde dolaşmasında aranmalıdır.

(...)
Bu piyasaların sınırlandırılması karşısında
bu piyasaların kuralsızlaștırılması,
yani kapitalist ülkelerin çıkarları doğrultusunda mali sermaye yatırımının kolaylaştırılması gerekiyordu.
Bütün bunlar, yönetim işlevini kavramsallaştırmamıza olanak verir. Buysa, hem sermayenin işlevini, hem de işin eşgüdümünün sağlanması ve üretim faktörlerinin birleştirilmesini de içine alan) emek sürecinin birliği türünden emeğin işlevini içerir.

Yönetim işlevi, yalnızca kapitalistler tarafından yerine getirilmez. Aynı zaman da kapitalistler tarafından yetki verilen, CEO'dan çeşitli düzeylerde yöneticilere ve denetçilere kadar birçok kişi de bu görevi üstlenir.

Diğer insanları (bu kontrol edilenler işçiler olabildiği gibi sermayenin işlevini yerine getiren diğer görevliler de olabilir) kontrol eden bu kişiler, bu görevlerini yerine getirdikleri sürece,
hem kullanım değerinin dönüştürülmesine katılmazlar (dolayısıyla değer yaratmazlar)
hem de (ticari alanda çalışanlar gibi) onu dönüştürmeksizin kullanım değeriyle ilgilenirler. Onlar yalnızca diğer insanları emeğin ya da sermayenin işlevini yerine getirmeleri için zorlar/ikna ederler.

Daha basit bir dille söylersek, eğer birisi kullanım değerinin dönüştürülmesi için başkalarını zorlar/ikna ederse, bu kişi söz konusu dönüştürmeye katılamaz.

Bu nedenle, kapitalistler ve sermayenin işlevini yerine getiren kişiler,
yalnızca emek işlevinin yerine getirilmesini sağladıkları sürece değer yaratırlar.
1995'te AB'nin MDA(merkezi ve Doğu Avrupa) ülkelerine en önemli ihraç ürünleri;
-taşıtlar, sanayi ve elektrik makineleri,
-kimyasal ve tıbbi ürünler,
-ofis makineleri, bilgisayar, vb.'yi içeriyordu.

Bu ülkelerden AB'ye yapılan ihracat ise
-tekstil ürünleri, demir-çelik eşyaları,
-mobilya, mantar ve ahşap ürünleri,
-kömür, kok, tuğla ve ayakkabı, vb. idi.

Teknolojik bağımlılık modelinin açık bir örneğidir bu durum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Başka Bir Avrupa İçin Avrupa'nın Ekonomik Bütünleşmesinin Sınıf Tahlili
Baskı tarihi:
20 Temmuz 2009
Sayfa sayısı:
520
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944122610
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
YORDAM KİTAP
Avrupa Birliği üzerine yapılmış bu yetkin çalışmada, ancak toplumsal yaşamın temel birimi olarak sınıflar üzerine odaklanan bir tahlilin Avrupa’nın ekonomik bütünleşmesinin iç çelişkilerine ışık tutabileceği öne sürülüyor. Bu köktenci yaklaşımdan iki özgül tema çıkıyor: Birincisi, rekabet ve toplumsal politika, ekonomi ve para birliği, ortak tarım politikası ve göç gibi konular, alışılmışın dışında, özgün bir tarzda ele alınıyor. İkincisi, örneğin Birlik’in karar alma sürecinde çıkar gruplarının rolü gibi, standart ders kitaplarında genellikle görmezden gelinen konuların Avrupa Birliği ekonomisinin kavranmasında ne kadar önemli oldukları gösteriliyor. Dolayısıyla bu eser, hem Avrupa projesinin kavranmasına bir giriş hem de bu projenin bir eleştirisidir. Öte yandan kitap, ekonomik kutuplaşmanın ortadan kaldırılması, Avrupa’nın Üçüncü Dünya ile emperyalist ilişkilerinin yok edilmesi ve kendi kaderini kendisi belirleyebilen gerçekten demokratik kurumların yaratılması temelinde bir başka Avrupa’nın olanaklı olduğunu da öne sürüyor. Kitap, yazarın Türkçe basım için hazırladığı geniş bir ekle yayınlanıyor.
“... Avrupa Birliği üzerine Marksist perspektifle yazılmış tek ciddi kitap…”
Prof. Dr. E. Ahmet Tonak

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Fatih Morca

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0