Adı:
.Başlangıç
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
94
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059672122
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kutlu Yayınları
Başlangıca dair:

Eğer şiirin ne olduğuna dair bir şeyler duymak istiyorsanız bu kitabı okumalısınız. Önsözden: İlk kitabım olduğundan ve henüz kendimi bu alanda yeteri kadar usta görmemem nedeniyle şiire dair makaleler yazamam ama bir okuyucu olarak şiire dair bir şeyler söylemek gerekirse; aynı tanımı ifade eden yüzlerce farklı cümle kurulabilir. Ancak ben şiirin ne olduğundan ziyade nasıl olma(ma)sı gerektiğinden bahsedeceğim. Şiiri, hikayeden ayıran en önemli özellik benzetmelerdir. Ne kadar redif ve kafiye ile donatsanız ne kadar mısralara dökseniz de eğer bir şiirde ucu kapalı olduğu kadar açık benzetmeler yoksa ona şiir diyemezsiniz. Nasıl ki aynı resimde resim sevdalıları farklı duygular hissedebiliyorsa aynı şiirde farklı hikayeler barındırmalıdır şiir. Her insan aynı şiirden kendi hikayesini kendi duygularını okumalıdır. Şiirin zenginliği herkese hitap etmesidir.

Mesela bir fabrikatör kızının fakir bir erkekle ailesi izin vermediği için birlikte olamaması bir hikayedir ve bunu mısralara da dökseniz, sonuna kafiyeler de koysanız, kızın güzelliğini ya da erkeğin duygularını daha önce kullanılmamış sıfatlarla da anlatsanız bu yalnızca tek bir hikayedir ve asla şiir olamaz. Ama eğer sana bakmak suya bakmaktır gibi bir benzetme yaparsanız mısralarınızda, sevgilisinin su kadar güzel olduğunu düşünen bir aşık bunda kendi hikayesini bulabilir. Sana bakmak suya bakmaktır çünkü benim için su kadar hayatisin diyebilir bir başka aşık. Ya da su kadar dalgalısın, su kadar safsın, temizsin. Ya da sevgilisinin çok kirli bir kalbi olduğunu düşünen bir aşkzede pis bir suya bakarken sevgilisini hatırlayabilir. Ya da donmak üzere olan bir insan ılık bir suya kavuşunca eşinin sıcaklığı hatırına geldiğinde bu mısrada kendine ait bir şeyler bulabilir. Ya da çölde kavrulan bir insan bir bardak soğuk su içtiğinde sevgilisinin de su gibi kendisini ferahlattığını düşünebilir.

Berrak bir suda kendini gören aşık belki sevgilisinde de kendini görüyordur. Vücudumuzun dörtte üçü su olduğuna göre belki eşim de benim dörtte üçümdür. Onsuz yarım bile olamıyorumdur. Gördüğünüz gibi bir mısra birden fazla kişiye dokundu. Aynı anda hem tek hissi hem de birden fazla hissi barındıran mısralar şiiri şiir yapar.
Yani şiir tek bir resim yapmalıdır; tek bir portre. Ama o portrede burun, gözler ve kaşlar yerine küçük aynalar koyarsanız hem portrenin teması bozulmaz. Hem de okuyucu o detaylarda kendini görür.
Bu kitapta şiiri şiirlerle anlatmaya çalıştım:

ŞİİR
Öyle bir halde bıraktın ki beni
Derdimi ancak şiirler anlatabilir
Ve kalem dahi oynatamamamın nedeni
Sen roman yazmaya bile değmezsin
Ve roman çok daha büyük ve heybetli de görünse de,
Bir tüfek gibi
Çok daha ufak olan bir çakı;
öldürürken çok daha fazla can yakabilir!
Bu yüzdendir şiire sevdam,
Yalnızca ölümü, gerçekten arzulayanlar bilebilir
Yine 1000 kitabın şair ruhlu üyelerinden Şiiryazar ın yazmış olduğu güzel bir şiir kitabını okuma şerefine nail oldum. Hemde adıma imzalı olması okuma zevkimi iki katına çıkarttı.

Daha çok tasavvuf içerikli olmak üzere güzel mesajlar veren bir şiir kitabı. Yazarın ilk kitabı olmasına karşın değindiği konular, derinlik ve bilgi gerektiren konular. Bu bir nevi risk aslında. Aşk üzerine şiirlerde okuyucuyla aranızda bağ kurmanız daha kolay olabilir. Fakat konu evrensel niteliklere ulaştığında bu gereklilik ancak yazarın bilgisiyle ortaya koyduğu dizelerde hissedilebilir ve dizelerde anlamları hissetmek şiirin ruhunu oluşturur. Hem aldığı riskten dolayı, hem de ilk kitabı olmasına rağmen değindiği konulardan dolayı kendisini tebrik etmek gerekir.
Önsözden: İlk kitabım olduğundan ve henüz kendimi bu alanda yeteri kadar usta görmemem nedeniyle şiire dair makaleler yazamam ama bir okuyucu olarak şiire dair bir şeyler söylemek gerekirse; aynı tanımı ifade eden yüzlerce farklı cümle kurulabilir. Ancak ben şiirin ne olduğundan ziyade nasıl olma(ma)sı gerektiğinden bahsedeceğim. Şiiri, hikayeden ayıran en önemli özellik benzetmelerdir. Ne kadar redif ve kafiye ile donatsanız ne kadar mısralara dökseniz de eğer bir şiirde ucu kapalı olduğu kadar açık benzetmeler yoksa ona şiir diyemezsiniz. Nasıl ki aynı resimde resim sevdalıları farklı duygular hissedebiliyorsa aynı şiirde farklı hikayeler barındırmalıdır şiir. Her insan aynı şiirden kendi hikayesini kendi duygularını okumalıdır. Şiirin zenginliği herkese hitap etmesidir.

Mesela bir fabrikatör kızının fakir bir erkekle ailesi izin vermediği için birlikte olamaması bir hikayedir ve bunu mısralara da dökseniz, sonuna kafiyeler de koysanız, kızın güzelliğini ya da erkeğin duygularını daha önce kullanılmamış sıfatlarla da anlatsanız bu yalnızca tek bir hikayedir ve asla şiir olamaz. Ama eğer sana bakmak suya bakmaktır gibi bir benzetme yaparsanız mısralarınızda, sevgilisinin su kadar güzel olduğunu düşünen bir aşık bunda kendi hikayesini bulabilir. Sana bakmak suya bakmaktır çünkü benim için su kadar hayatisin diyebilir bir başka aşık. Ya da su kadar dalgalısın, su kadar safsın, temizsin. Ya da sevgilisinin çok kirli bir kalbi olduğunu düşünen bir aşkzede pis bir suya bakarken sevgilisini hatırlayabilir. Ya da donmak üzere olan bir insan ılık bir suya kavuşunca eşinin sıcaklığı hatırına geldiğinde bu mısrada kendine ait bir şeyler bulabilir. Ya da çölde kavrulan bir insan bir bardak soğuk su içtiğinde sevgilisinin de su gibi kendisini ferahlattığını düşünebilir.
Berrak bir suda kendini gören aşık belki sevgilisinde de kendini görüyordur. Vücudumuzun dörtte üçü su olduğuna göre belki eşim de benim dörtte üçümdür. Onsuz yarım bile olamıyorumdur. Gördüğünüz gibi bir mısra birden fazla kişiye dokundu. Aynı anda hem tek hissi hem de birden fazla hissi barındıran mısralar şiiri şiir yapar.
Yani şiir tek bir resim yapmalıdır; tek bir portre. Ama o portrede burun, gözler ve kaşlar yerine küçük aynalar koyarsanız hem portrenin teması bozulmaz. Hem de okuyucu o detaylarda kendini görür.
Bu kitapta şiiri şiirlerle anlatmaya çalıştım:

ŞİİR

Öyle bir halde bıraktın ki beni
Derdimi ancak şiirler anlatabilir
Ve kalem dahi oynatamamamın nedeni
Sen roman yazmaya bile değmezsin
Ve roman çok daha büyük ve heybetli de görünse de,
Bir tüfek gibi
Çok daha ufak olan bir çakı;
öldürürken çok daha fazla can yakabilir!
Bu yüzdendir şiire sevdam,
Yalnızca ölümü, gerçekten arzulayanlar bilebilir

Başlangıca dair(2):

Tema olarak ise insanı ele aldım. Önyargılarımızı anlattım. İnsanlığı, insan olabilmeyi, insan kalabilmeyi anlatmaya çalıştım. Günah benim olmadıkça isimli şiirimden:

Elbette ki yaptığı günahtır
Ancak senin yaptığın dedikoduyu şeytan bile kıskanır,
Sen sen ol bilmeden yargılama insafsızca
Ben günaha günah demem, günah benim olmadıkça

Beşeri aşkın çok güzel bir duygu olduğunu ancak eğer sadece beşeri aşk duyuyorsa bir insan bunun sadece bencillik olacağını, üstelik Allah’a ihanet olacağını, Allah’ın bize verdiği nimetlere bayrağa, ezana ve de vatana da ihanet olacağını anlamaya çalıştım. Bir araç düşünün birinci viteste gidiyor ancak yol uzun hızlanıyor doğal olarak. Ancak vitesi ikiye atmıyor. Motor bağırıyor. Ancak sürücü konuya hakim değil. Bu araba neden bağırıyor diyor. Gaza daha fazla yükleniyor. Kısa zamanda motoru tüketiyor, motor yanıyor, araç yanıyor, sürücü varacağı menzile varamadan yanıyor. Bizler bu dünyaya bu dünyanın yaratıcısını sevmeye gelmişiz. Eğer birinci viteste gidip birinci viteste yaşarsak bu ömrü bir araç olan bu hayatımızı da mahvederiz kendimizi de yakarız. Oysa Allah’ın bize verdiği nimetleri belki bir meyveyi, belki bir kadını, duyduğumuz ezanı, bal yapan arıyı, damarlarımızda akan kanı sorgularsak ve ardını görürsek yani vites değiştirirsek. Ancak o zaman menzile varabiliriz. Bir araç olan hayatta değil, son vites olan gönlümüzde yanmamız dileğiyle…

Başlangıç isimli şiirimden:

Padişah dururken vezirin ayaklarına kapanma
Boynunu vurdurursun
Temiz yüreklilikle Yusuf’u istemek yetmez yaratandan
Vazgeçmek gerekir Yusuf’tan
Bunca zaman sonra ben gerçek Züleyha’yı bulmuşum
Neyleyim Yusuf’u demek gerekir
Bir damla eğer seninle iki damla oluyorsa demek ki
onu iki eden sensin
Sensiz senden değerli değil,
Onu kaybettiğinde üzülmüyorsan, hak edersin onu
Çiçeğin yanından gül bahçesini görmezsin
Yüksel, vazgeç ki çiçekten gül bahçesini göresin
Bir gülün kokusuna kapılıp
gül bahçesinin kokusundan vazgeçme
Belki dünya belki kainat
belki de yokluk kadar bir gül bahçesini
Tek bir güle terk etme
Hem ölmek istemiyorsun
Hem de cennete gitmek istiyorsun
Terk etmeden bedeni cennete gidemezsin
Cennet sanırsın arafı
Cehennemden geldiysen

Devamı için Başlangıç gerek
Selam ve dua ile…
Öncelikle imzalı kitabım için şairimize teşekkür ediyorum.

Şiir konusunda seçici bir insanımdır. Özellikle de sürekli şiir okuduğum bu dönemde daha çok seçici oldum. Yazılanı dizeler grubu gibi değil de duygu yoğunluğu adı altında okumak istiyorum. Gerçi, biraz da ölçü takıntım var, orası ayrı.

Bu kitabı ilk gördüğümde her zamanki gibi bir ön inceleme yaptım. Yorumlar ve alıntılar o kadar güzeldi ki kitap çekilişte bana çıkınca mutlu oldum.

Kitabı yavaş yavaş okuma başladığımda Mustafa Pektaş Bey'in de kendine has tarzını tanıdım. Bazen, kendi kendine konuşur gibi, bazen masal anlatır gibi... Yani, kimi zaman iç sesim oldu kimi zaman masal yumuşaklığında tatlar bıraktı zihnimde.

Kitabın çoğu sayfası da renkli küçük kağıtçıklarla doldu sevdiğim bir şiire ara ara tekrar dönebilmem için. (:

Kesinlikle tavsiye edilir.
Uzun zamandır böyle etkilenmemiştim bir kitaptan. Gerçekten benzetmeler ve anlatım şahane. Ayrıca önsözüne de bayıldım. Bu yazarın romanı çıksa okunur.
Öncelikle imzalı kitap için çok teşekkür ederim. Kargo elime ulaşılı yaklaşık bir saat oldu. Rastgele bir şiir okuyayım dedim, şunu da okuyayım bunu da okuyayım derken kitap bitti. Şairimiz güzel yerlere değinmiş çok duygulandım okurken. Başarılarınızın devamını diliyorum.
Şiir okumanın bile ustalık gerektiren bir şey olduğunu biliyoruz. Okumak böyleyse varın şiir yazabilmeyi siz düşünün...
Okunası bir şiir kitabı yazmışsın, Yüreğine sağlık şair mustafa...
Öncelikle imzalı kitabım için Mustafa Pektaş bey e teşekkür ederim çok mutlu oldum. :) Kitap genel olarak ve ilk kitap özelliğini göz önünde tutarak güzel bir kitap olmuş diyebilirim. Emeğe yüreğe sağlık. İlk kitap olmasının o acemiliği kitaba ve yazılara yansımış iyikide yansımış çok tatlı bı hava katmış. Yanımızda oturmuş sohbet ediyormuş gibi olmuş içten samimi. Öyle cümleler var ki gerçekten insan "evet evet bu tam olarak böyle oluyo" falan diyo insan :) ince mesajları ve güncel olaylar a da dikkat çekmiş yazar gerçekten hoş olmuş. Ben beğenerek okudum. Altı çizili cümlelerim çok. Bazen güldüren bazen hüzünlendiren bazen düşündüren yazılar çok. Emeği geçen herkesin eline sağlık. Yazarımız in yüreğine sağlık. Önerilir. Okuyun efenimm. :)
Böyle harika bir kitabı biz şiir severlere kazandırdığı için sahibine ne kadar teşekkür etsem azdır. Özgecan şiirine acı içinde okudum. Hepsi ayrı güzeldi.
Herkesin bir "başlangıcı" vardır kendince bazılarının ki bir kitap , bir şarkı , sevdiği kişi , gittiği yer gibi...
Farkında olmasak da asıl başlangıcımızı unutuyoruz..Aşk mı ? Ama nasıl bir aşk ...Yazarımızında dediği gibi; "Beşeri aşk insanı Allah aşkına götürmüyorsa sonu olmayan bir merdiveni çıkıyoruzdur.."
Ve önsözünden en beğendiğim kısım ;
"...şiir tek bir resim yapmalıdır; tek bir portre .Ama o portrede burun , gözler ve kaşlar yerine küçük aynalar koyarsanıž hem portrenin teması bozulmaz .Hem de okuyucu o detaylarda kendini görür." Bir şiir de olması gereken en önemli özellik o aynaların var olmasıdır.Bir bütünde binlerce parça ...

Kitap için çok teşekkür ederim.Kendisine bu yolda başarılar diliyorum.Başlangıcımızın temeline dayanarak daha iyi kitaplarını okuyacağımızı düşünüyorum.

Ve son olarak yine kitaptan ;
"İnşaAllah sonu olan bir yolda bu sizin için de bir başlangıç olur."
‎Fani dünyada bâki olanın peşinde koşmak gerek.
Yazarimiza imzalı kitap için tesekkur ediyorum öncelikle. Yaşamış yazmış, zahmet etmiş göndermiş

Daha çok tasavvufi konular islenen kitapta en çok beğendiğim ve ilgimi çeken siir "Dem" oldu.
" en güzel siir
Altı kısık önyargılarda demlenir "
hayatımızın her anında önyargılarımızın altini kisarsak eğer daha yaşanılabilir bir hayatımız olacagi taraftariyim.

Her başlangıç bize u'mutlu anlar getirisinin.
Kitapla ve u'mutlu kalın....
Anneler Günümüz Kutlu Olsun

Annen varsa
Ne soğuk üşütür
Ne yağmur ıslatır

Annen varsa daha ilk korktuğunda gök gürültüsünden
Sığınacak limanın
Babandan azar yediğinde ya da her endişende
Arkasına saklanacak koca yürekli bir eteğin vardır

Annen varsa ağladığında gözyaşını silenin
Sen gülmeden senden önce gülenin
Bayramda öpeceğin, şefkat kokan ellerin vardır

Şiirimizin devamı Başlangıçta...
Padişah dururken vezirin ayaklarına kapanma
Boynunu vurdurursun
Temiz yüreklilikle Yusuf’u istemek yetmez yaratandan
Vazgeçmek gerekir Yusuf’tan
Bunca zaman sonra ben gerçek Züleyha’yı bulmuşum
Neyleyim Yusuf’u demek gerekir
Bir damla eğer seninle iki damla oluyorsa demek ki
onu iki eden sensin
Sensiz senden değerli değil,
Onu kaybettiğinde üzülmüyorsan, hak edersin onu
Çiçeğin yanından gül bahçesini görmezsin
Yüksel, vazgeç ki çiçekten gül bahçesini göresin
Bir gülün kokusuna kapılıp
gül bahçesinin kokusundan vazgeçme
Belki dünya belki kainat
belki de yokluk kadar bir gül bahçesini
Tek bir güle terk etme
Hem ölmek istemiyorsun
Hem de cennete gitmek istiyorsun
Terk etmeden bedeni cennete gidemezsin
Cennet sanırsın arafı
Cehennemden geldiysen

Devamı için .Başlangıç gerek
Selam ve dua ile…
Haddimiz olmadan Nebiler Nebisi'ne ithafen...

SANA BENZETİLDİĞİ İÇİN UTANMIŞTIR GÜL

Sana benzetildiği için utanmıştır gül
Bundandır kızarması
Ve Seni gördüğü için duygulanmıştır dünya
Bundadır ara sıra yağmur olup ağlaması

Bir tek şahıs söyleyin bana
Böylesine sevilen,
15 asır sonra Parmağına diken batmış denilince
‘Öleydim de duymasaydım’ denilen

Kızmak ve kızdırmak şeytanın işi Sabır Senin
Ve biz kınarken birbirimizi
Aynı hedeflere, farklı yollardan gitmek isteyen düşüncelerimizi
Caminin ortasına eden, edepsizliğe dayanan sabır taşı Senin.
Ve biz Türküz diye övdük, birden parlayan sinirimizi
Aradık durduk eşitlik, özgürlük, kadın hakları, insan hakları.
Oysa Sen 15 asır önce gördün sadece insanı, insan olmayı..

Affet bizi Nebiler Nebisi
Ümmetinden 10 yaşında bir kız çocuğu
Okumak istiyorum deyip bakınca gözümüze
Önce kız çocuğu okumaz dedik
Sonra okuyacaksan başını aç dedik Büyük sevabı için günahı şart koştuk ona
Oysa ‘oku’ idi ilk gelen vahiy Sana

Affet bizi Ey Sevgili Ümmetine, yani Sana yaptıklarımıza
Senin, toprağa gömülmekten kurtardığın kız çocuklarını
Biz cahilliğe, cahilliğimize gömdük
Ve bizim için dua etmesini istedik o çocuktan
Layık olabilmek için şefaatına

Aradık durduk medeniyeti
Önce şapkada, sonra yatta, villada.
Ve yaparken görkemli villalarımızı
Hiç düşünmedik, üstüne titrediğin zekatlarımızı

Biz bir aydınlık aradık durduk hep
Ay Senden aldığı ışığı her gece saçarken
Medeniyeti uzakta aradık hep, mutluluğu ve insanlığı
Geriye bakmak hiç aklımıza gelmedi Ya da bakınca, duyduk gerici diyenleri Utandık, gittik ileri
Ve aştık çoğu zaman haddimizi

Affet bizi ya Resulallah
Biz bir ışık, güzellik aradık
Şehvete, günaha saptık
Görmedik her gece Ayın Senden alıp saçtığı ışığı
Dün yine güneşi bekledim uyumak için
çünkü ancak o karşılayabiliyor gözlerinin ışığını
Belki biraz daha yakın olsa
karşılayabilecek senin sıcaklığını
Bilmiyorsun ama, öyle dua ediyorum ki Allaha

Onca hatasına rağmen

Züleyhaya Yusuf'u nasip eden Allah,

ne dersin, seni bana kısmet etmez mi acaba ?



O kadar güzel var diyorsun,

neden ben?

gönül gözüyle bakan,

dünyevi güzellikleri görebilir mi

ecdadı seni seven, başkasını sevebilir mi ?



Seni sevmek… sabah namazının huzuru,

Hz. Yusufun iffeti

Arkamda saf tutan eşimin, nefesi
...
insanlar güzel yerlerde fotoğraf çekinirler
soruyorsun ya niye sıradan yerlerde çekiniyoruz diye
bilmiyorsun bazı hatıralar vardır
o kadar güzeldir ki sürekli hatırlatır sahiplerini
ve çok nadir insanlar vardır o kadar güzellerdir ki
onlar kendileri hatırlatırlar kendilerini
işte sen de öylesin
sen benim resmimi güzelleştirensin

Kitabın basım bilgileri

Adı:
.Başlangıç
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
94
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059672122
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kutlu Yayınları
Başlangıca dair:

Eğer şiirin ne olduğuna dair bir şeyler duymak istiyorsanız bu kitabı okumalısınız. Önsözden: İlk kitabım olduğundan ve henüz kendimi bu alanda yeteri kadar usta görmemem nedeniyle şiire dair makaleler yazamam ama bir okuyucu olarak şiire dair bir şeyler söylemek gerekirse; aynı tanımı ifade eden yüzlerce farklı cümle kurulabilir. Ancak ben şiirin ne olduğundan ziyade nasıl olma(ma)sı gerektiğinden bahsedeceğim. Şiiri, hikayeden ayıran en önemli özellik benzetmelerdir. Ne kadar redif ve kafiye ile donatsanız ne kadar mısralara dökseniz de eğer bir şiirde ucu kapalı olduğu kadar açık benzetmeler yoksa ona şiir diyemezsiniz. Nasıl ki aynı resimde resim sevdalıları farklı duygular hissedebiliyorsa aynı şiirde farklı hikayeler barındırmalıdır şiir. Her insan aynı şiirden kendi hikayesini kendi duygularını okumalıdır. Şiirin zenginliği herkese hitap etmesidir.

Mesela bir fabrikatör kızının fakir bir erkekle ailesi izin vermediği için birlikte olamaması bir hikayedir ve bunu mısralara da dökseniz, sonuna kafiyeler de koysanız, kızın güzelliğini ya da erkeğin duygularını daha önce kullanılmamış sıfatlarla da anlatsanız bu yalnızca tek bir hikayedir ve asla şiir olamaz. Ama eğer sana bakmak suya bakmaktır gibi bir benzetme yaparsanız mısralarınızda, sevgilisinin su kadar güzel olduğunu düşünen bir aşık bunda kendi hikayesini bulabilir. Sana bakmak suya bakmaktır çünkü benim için su kadar hayatisin diyebilir bir başka aşık. Ya da su kadar dalgalısın, su kadar safsın, temizsin. Ya da sevgilisinin çok kirli bir kalbi olduğunu düşünen bir aşkzede pis bir suya bakarken sevgilisini hatırlayabilir. Ya da donmak üzere olan bir insan ılık bir suya kavuşunca eşinin sıcaklığı hatırına geldiğinde bu mısrada kendine ait bir şeyler bulabilir. Ya da çölde kavrulan bir insan bir bardak soğuk su içtiğinde sevgilisinin de su gibi kendisini ferahlattığını düşünebilir.

Berrak bir suda kendini gören aşık belki sevgilisinde de kendini görüyordur. Vücudumuzun dörtte üçü su olduğuna göre belki eşim de benim dörtte üçümdür. Onsuz yarım bile olamıyorumdur. Gördüğünüz gibi bir mısra birden fazla kişiye dokundu. Aynı anda hem tek hissi hem de birden fazla hissi barındıran mısralar şiiri şiir yapar.
Yani şiir tek bir resim yapmalıdır; tek bir portre. Ama o portrede burun, gözler ve kaşlar yerine küçük aynalar koyarsanız hem portrenin teması bozulmaz. Hem de okuyucu o detaylarda kendini görür.
Bu kitapta şiiri şiirlerle anlatmaya çalıştım:

ŞİİR
Öyle bir halde bıraktın ki beni
Derdimi ancak şiirler anlatabilir
Ve kalem dahi oynatamamamın nedeni
Sen roman yazmaya bile değmezsin
Ve roman çok daha büyük ve heybetli de görünse de,
Bir tüfek gibi
Çok daha ufak olan bir çakı;
öldürürken çok daha fazla can yakabilir!
Bu yüzdendir şiire sevdam,
Yalnızca ölümü, gerçekten arzulayanlar bilebilir

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • Sîyajîn
  • Hiç.
  • Mimoza
  • Hüseyin Ankara
  • Küçük Hans.
  • Arzunalbant
  • Hûdayinabit
  • Türkan Türkeli
  • Emirhan Kocademir
  • Nefise Şahin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (6)
9
%7.1 (1)
8
%21.4 (3)
7
%21.4 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%7.1 (1)