Adı:
Beethoven
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
640
ISBN:
9786053609797
Kitabın türü:
Çeviri:
Ebru Kılıç
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Genç yaşından itibaren işitme duyusunu yitirmeye başlayan ve ömrünün son on yılında hemen hemen tamamen kaybeden Ludwig van Beethoven (1770-1827), bize armağan ettiği bestelerin bir kısmını, örneğin Dokuzuncu Senfoni'yi kendisi dinleyememiştir. Eserin ilk icrasının salonda yol açtığı alkış tufanını sahneden duyamamış, ancak birisi onu kolundan tutup arkasına döndürdüğünde görebilmiştir. Bu durumuyla bile insanlık tarihinin en güzel bestelerinden bazılarını üreten ve müzikte büyük bir değişim yaratan büyük devrimci, dehanın beden bulmuş halidir.

Düşünülebilecek en pis ve dağınık evlerde yaşayan, ömrünü huysuz, kaba, savruk, pasaklı bir adam olarak geçiren Beethoven'ın beste çalışmalarınaysa büyük bir titizlik, kesinlik ve ayrıntıcılık hakimdir. Bu açıdan bireyin dünya üzerindeki süfli varlığıyla çağların ötesinden insanın ruhuna uzanan dehanın ulvi sanatsal varoluşu arasındaki karşıtlığın en dokunaklı örneğidir.

Sitemkâr olduğu kaderini en az dehası kadar büyük irade gücü sayesinde kabullenmiş ama kurulu düzenin kendini konumlandırdığı yere hayatı boyunca razı olmamıştır. Nobranlık sınırını zorlayan bir gerçekçilikle, üstelik yıllarca kendisine maddi destek sağlayan Prens Lichnowsky'e, "Siz doğumunuzdaki rastlantıyla bugünkü siz oldunuz. Binlerce prens olmuştur ve olacaktır oysa yalnızca bir tek Beethoven vardır" der. Kraliyet arabasını gördüğünde eğilip selam veren Goethe'nin tersine, sırtını dönüp uzaklaşır. Bir eserini ithaf ettiği kralın karşılık olarak gönderdiği mücevher sahte çıkınca iade etmesine etrafındakiler zor engel olur. Sadece aristokrasiye değil, sanatının ticarileşmesine, yayıncıların iznini almadan ve yeterince telif ödemeden eserlerini basmasına da itiraz eder: "İnsan beyni satılabilir bir mal değildir."
(Tanıtım Bülteninden)
Biraz önce kitapçıdan aldığım bu esere Kuaför de sıra beklerken hemen başladım.'Deha' kelimesinin karşılığını fazlasıyla hak eden 'Beethoven' ı okudukça eserleri daha bir anlam kazanıyor...
#TürkiyeİşBankasıKültürYayınları
#KlasikMüzik
#Beethoven
#LewisLockwood
#EbruKılıç
"Soylu olduğun için büyük bir adam olduğunu düşünüyorsun ha! Bunu hak etmek için ne yaptın ki? Doğmak zahmetine katlandın!"
"Prens, siz doğumunuzdaki rastlantıyla bugünkü siz olmuşsunuz. Bense, kendimin içinden geçerek bugünkü ben oldum. Binlerce prens olmuştur ve olacaktır. Oysa yalnızca bir tek Beethoven vardır."
Nasihatler: İnsanın yapabildiğinde iyilik yapması; özgürlüğü her şeyden çok sevmesi; tacın tahtın önünde bile hakikati asla inkâr etmemesi.
Dokuzuncu Senfoni'nin uzun süren gebelik dönemi, Beethoven'ın temel liberal fikirlerinin temelde ısrarla varlığını sürdürdüğüne işaret eder.
Mozart'ın bir zamanlar babasına ''müziğe battım" dediği gibi, Beethoven da Mozart'a batmıştır.
Töplitz'de Goethe ile tanışır ve 9 Ağustos 1812 tarihli bir mektubunda "Goethe sarayın havasından bir şaire uygun düşeceğinden fazla hoşlanıyor," diye yazar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beethoven
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
640
ISBN:
9786053609797
Kitabın türü:
Çeviri:
Ebru Kılıç
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Genç yaşından itibaren işitme duyusunu yitirmeye başlayan ve ömrünün son on yılında hemen hemen tamamen kaybeden Ludwig van Beethoven (1770-1827), bize armağan ettiği bestelerin bir kısmını, örneğin Dokuzuncu Senfoni'yi kendisi dinleyememiştir. Eserin ilk icrasının salonda yol açtığı alkış tufanını sahneden duyamamış, ancak birisi onu kolundan tutup arkasına döndürdüğünde görebilmiştir. Bu durumuyla bile insanlık tarihinin en güzel bestelerinden bazılarını üreten ve müzikte büyük bir değişim yaratan büyük devrimci, dehanın beden bulmuş halidir.

Düşünülebilecek en pis ve dağınık evlerde yaşayan, ömrünü huysuz, kaba, savruk, pasaklı bir adam olarak geçiren Beethoven'ın beste çalışmalarınaysa büyük bir titizlik, kesinlik ve ayrıntıcılık hakimdir. Bu açıdan bireyin dünya üzerindeki süfli varlığıyla çağların ötesinden insanın ruhuna uzanan dehanın ulvi sanatsal varoluşu arasındaki karşıtlığın en dokunaklı örneğidir.

Sitemkâr olduğu kaderini en az dehası kadar büyük irade gücü sayesinde kabullenmiş ama kurulu düzenin kendini konumlandırdığı yere hayatı boyunca razı olmamıştır. Nobranlık sınırını zorlayan bir gerçekçilikle, üstelik yıllarca kendisine maddi destek sağlayan Prens Lichnowsky'e, "Siz doğumunuzdaki rastlantıyla bugünkü siz oldunuz. Binlerce prens olmuştur ve olacaktır oysa yalnızca bir tek Beethoven vardır" der. Kraliyet arabasını gördüğünde eğilip selam veren Goethe'nin tersine, sırtını dönüp uzaklaşır. Bir eserini ithaf ettiği kralın karşılık olarak gönderdiği mücevher sahte çıkınca iade etmesine etrafındakiler zor engel olur. Sadece aristokrasiye değil, sanatının ticarileşmesine, yayıncıların iznini almadan ve yeterince telif ödemeden eserlerini basmasına da itiraz eder: "İnsan beyni satılabilir bir mal değildir."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Quidam
  • Don Quijote
  • Yavuz Kestane
  • Neslihan Coşkun
  • volkan şentürk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%33.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0