Ebru Kılıç

Ebru Kılıç

Çevirmen
8.4/10
188 Kişi
·
476
Okunma
·
2
Beğeni
·
113
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
288 syf.
·9/10
Her okur için bilimi sevdiren kitap olacağını düşünüyorum. Dünden bugüne bilimin ilerleyişi, bilime, hayata, yaşam tarzımıza yön vermiş önemli buluşların kronolojik sırası sunulmuştur. Tüm konular bağlantılı, saf, temiz ele alınmış ve tam bir objektiflik gözetilmiştir. Sade, akıcı ve açıklayıcı bir şekilde yazıldığından, her okura hitap edebilecek kitap olduğunun garantisini dahi verebilirim. Her konu ayrı bölüm olarak yazılmıştır, ki bu da karışıklığı engellemiştir. Bir çok kitapta okuyup da tam olarak anlayamadığım bilimsel konuları (evrim,termodinamik yasaları, mutasyon, genom ve genom projesi gibi vb.) bu kitapta daha açıklayıcı şekilde buldum ve anlamış oldum.

Bilim tarihi adına en iyilerden ve en faydalılarından sayılabilir. Eleştireceğim ve olumsuz diyebileceğim bir tarafı yok. Yazarın bilgisini ve konulara ne kadar vakıf olduğunu okuyan herkes görecektir. Böyle bir çalışmayı alkışlıyorum.
256 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Sorusunun cevabı için okunacak temel bir kitap.

Evrene, uzaya meraklı biz amatörlerin; internetten, youtube'tan edindiği yarım yamalak ve karmaşık bilgilerin daha düzenli bir şekilde sunumu.
Evrenin nasıl olduğu ve uzay fiziğine dair gelişmelerin; Kepler'den Newton'a, Einstein'dan Feynman'a kadar aşamalı tarihsel gelişimini de bulmak mümkün bu kitapta. Birkaç espriyle de süslenmiş.
İşin dinsel boyutuna pek girilmemiş, Richard Dawkins'in Önsözü hariç.

Tanıtım kısmında Ayça Şen: "Fizik sevip de anlamayanlara fiziğin geldiği son noktayı anlatan nefis bir kitap." der
Evet, anlaşılır yerler çok ancak fizikçi ve kozmolog olmayan bizler için teknik bilgilerin yoğunlaştığı kısımlar sıkıcı olabiliyor, çünkü anlayamıyoruz. Tek başına yeterli değil ancak konuyla ilgili okunması gereken ilk kitaplardan.

"Darwin'den bugüne yazılmış en önemli bilimsel kitap. Türlerin Kökeni'nin doğaüstücülüğe indirdiği ölümcül darbeyi, Hiç Yoktan Bir Evren kozmoloji alanında yapıyor."
Richard Dawkins
256 syf.
Hiçliğine direnebilmek adına beslediği devasa egosuna bilimden darbe almaya doyamayanlara iyi haber: şuralarda bir yerlerde son bir "özel oluş" kalmış.

Einstein'in görelilik kuramını ortaya atmasının üzerinden bir asır geçti. O dönemde sağduyu insanlığa evrenin durağan olduğunu söylüyordu. Einstein bile Le Maitre'yi alaya almakla kalmamış, evrenin durağan olmasını mümkün kılmak için denklemlere yama yapmaya karar vererek kozmolojik sabiti öne sürmüştü. Bugün bu anti-kütleçekimine "karanlık enerji" adını veriyoruz. Demek ki Einstein'in itim kuvveti çok da uçuk değilmiş ama evreni durağan tutmak bir yana genişlemesine sebep oluyor. Olur o kadar hata :D

Bu karanlık enerjiyi ve etkilerini gözlemleyebilecek yegane zamandayız. Çünkü evrenin genişlemesi artarak devam edecek ve bugün görebildiğimiz galaksiler bizden ışık hızından daha hızlı uzaklaşmaya devam ederken gittikçe daha çok kırmızıya kayacak ve nihayetinde dalga boyları, görünebilir evrenin boyutlarından daha büyük boyutlara ulaştığında görünmez olacak. Yani bizden sonra çok gelişmiş bir medeniyet gelse bile Büyük Patlama'yı ve onun kanıtlarını(kozmik mikrodalga ardalan ışıması, element yoğunluğu ve evrenin genişlemesi) tespit edemeyecek. Çünkü evrenin geri kalanı kaybolmakla kalmayacak; Büyük Patlama'yla doğmuş bir evrende yaşadığımızı gösteren tüm bu kanıtlar ve bu kaybolmanın sorumlusu karanlık enerjinin varlığına dair bütün kanıtlar da yok olacak.

Bize 1930'lara kadar evrenin durağan olduğunu düşündüren illüzyon, gelecekte, gezegenimizin tarihin çöplüğünü boylamasindan çok sonra öç almak için geri dönecek gibi duruyor :D "Çok özel bir devirde yaşıyoruz. Çok özel bir devirde yaşadığımızı gözlemsel olarak doğrulayabileceğimiz tek devirde."

Dawkins'in kitabın ön sözünde belirttigi üzere Darwin'den bugüne yazılmış en önemli bilimsel kitap. Türlerin Kökeni'nin doğaüstücülüğe indirdiği ölümcül darbeyi, Hiç Yoktan Bir Evren kozmoloji alanında yapıyor.

Konu üzerine(hiçlikten evren) yapılan eleştirilerin kitaptaki içeriği ile ilgili şunlar söylenebilir:
1- Fizikçilerin bilgi felsefesini dışladıkları için ulaşılan bilimsel sonuçlara yanlış yorumlar getirmeleri.
Örn: Boşluk ve yokluk kavramlarıyla ilgili kavram kargaşası yaşanmasında felsefenin gözden kaçırıldığı için aslen metafizik bir konu olan yokluğun fizikteki boşluk yerine kullanılması ve fizikteki boşluk sanal parçacıklardan oluştuğu için yoklukla aynı anlama gelmemesi. Bundan dolayı da boşluk yerine yokluktan enerji üretiliyor dediğimizde termodinamik kanununu ihlal ediyor olmamız.

2- Bilimin verilerinin, özellikle bilim insanının otoritesini kullanmak suretiyle Tanrı'nın varlığı veya yokluğuyla ilgili bir argüman olarak kullanılması.
Örn: Hiçlikten evren fikrinin(hiçlik içindeki kuantum dalgalanmaları sayesinde bugün burada olduğumuzu varsayarsak), evrenin doğması için Tanrı'ya duyulan ihtiyacı- dolayısıyla Tanrı'yı ortadan kaldırması. Bunun da fizikçi kimliğiyle dile getirilmesi.

Krauss'un bir bilim insanı olarak otoritesini bu yönde kullanması tartışılır ancak günümüzde ve hatta tarihteki durumlara baktığımızda teoloji, sık sık bilimin verilerini kendi lehine kullanmışsa/kullanıyorsa bilim de aynını teoloji için yapabilir. Kaldı ki yazarın amacı teolojik bir çürütmeden ziyade hiçlikten doğabilecek bir evren fikrinin akla yatkınlığını gösterebilmek. Bu fikir teolojinin iddialarıyla çelişip çürütüyorsa o inananların sorunu:)

Anlatmak istediklerini oldukça başarılı aktardığını söyleyebilirim. Örnekleri, benzetmeleri konuyu anlamak için çok yerinde
118 syf.
Bu kitap ile ölümünden yıllar geçmesine rağmen hala en tanınmış bilim adamların biri olan İvan Pavlov ’un hayatına, Papaz olacak bir İlahiyat öğrencisiyken bilim adamı olma yoluna gidişine, aile hayatına, bilimsel araştırmalarına, görüşlerine doğru yolculuk edeceğiz.

Kitabımız 80 yaşındaki İvan Pavlov ‘un kütüphanesinden bir kitap çekmesiyle başlar. Gençliğinde de görmüştü o kitabı. Hatta ondan sonra hayatı boyunca bir sorunun cevabını aradı. Bu kadar karmaşık bir sistem nasıl çalışıyor? Devamını da başka sorular izledi. Kalp nasıl çalışır? Beyin nasıl çalışır? Hayvanlar ile yakından ilgilenmişti. En çok da köpeklerle ilgilenmiş, deneylerini onlarla gerçekleştirmişti. Druzhok adlı meşhur bir köpeği vardı. Kitapta ondan da bahseder. Ösofagotomi yapılmıştı. Tükürük bezleri ve bu işlem sayesinde Pavlov ‘un psikologluğu da devreye girince bilim için önemli gelişmeler ortaya çıktı. Ardından koşulsuz refleks kavramları ortaya çıktı. Ardından Nobel ödülü geldi. Kitabın başlarında anlatılan, yazılan ama istenilen başarıya ulaşamayan o kadar makale, yazı artık istenilen yere ulaşmıştı. Ortaya birkaç da kitap çıkmıştı. Fizyoloji üzerine kitaplar… Bunların hepsi Pavlov ‘un bilginin güç, bilimsel bilginin de en gerçek ve en büyük güç olduğuna inanmasıydı.

Kitabımıza göre Pavlov 26 Eylül 1849’da çiftin ilk çocukları olarak dünyaya gelmişti. Uzun zamandır ailesinin yaptığı görevi üstelenmek için o da papaz olma yolunda eğitim alıyordu. İki amcasının başına gelen olaylardan sonra, Özgürlükçü Çar’ın yaptığı değişikler ve Pisarev’in “Doğa bir katedral değil bir atölyedir.” Sloganına olan hayranlığı ile İvan da değişmişti. Çünkü bu çağ Herkesin düşünmeye, okumaya ve araştırmaya yöneldiği bir dönemdi.

Bir Tren yolculuğu ile St. Petersburg’a ulaşmasıyla İvan Pavlov ‘un hayatında yeni bir dönem başlıyordu. Yeni bir dünyaya adım atıyordu. Aklı Lewes ve Seçenov’da olduğu için uzmanlık alanını hayvan fizyolojisi olarak seçti. Az bir harçlığa sahip olduğu için öğrencilik yılları zor geçti. Hastalanıp ailesinin yanına döndü. Sonra kardeşi Dimitri ile geri okula döndü. İvan’a her konuda yardımcı oluyordu. Zaten İvan da üretken bir biçimde yaşamak ve çalışmak için buna gereksinim duyuyordu. Kendisi ile arasında çok fark bulunmayan hocası Tsion ve onun laboratuvarında çalışıyordu. Ellerini ustalıkla kullanabiliyordu. Öğrenci olmasına rağmen önemli raporlar sunuyordu. Hatta bir keresinde altın madalya bile kazanmış. Tsionun okuldan kovulması ile çalışma yerini ve hocasını kaybetmişti. Makaleleri istediği rağbeti görmüyordu. Bunalıma girmişti. Bu sırada yaşadığı 3 önemli olay sayesinde zaman onu daha iyi yerlere taşıdı. İlki ileride evleneceği kadın olan Serafima Vasilyevna Karçesvkaya ile tanışmıştı. O İvan’ın tersi olarak dindar bir kadındı. Pavlov bilim adamı olmanın ona doğru düzgün düşünmeyi sağladığına inanıyordu. Çocukları Vladimir’in ölümünden sonra çok az ücret aldığı ama talihini açacak bir işte çalıştı. Sergey Botkin’in kurduğu laboratuvarda araştırmaların sorumluluğu İvan Pavlov’a verildi. Böylece kendi araştırmaları için yararlanacak bir yer bulmuştu. Bu yıllarda ki bir diğer olumlu gelişme ise 2 yıl süren Batı Avrupa seyahatiydi. Buralarda daha verimli çalışıldığını gördü. Botkin’in laboratuvarında donanım yetersizliğinden dolayı zamanla hayal kırıklığına uğramaya başladı. Çünkü Pavlov’a göre incelemenin en iyi yolu akut ya da kronik deneyler yapılmasıydı.
1889’da yardımcısı ile yemek yediğinde, midedeki salgı bezlerinin mide sıvısı üretmesine neyin neden olduğunu araştırmak istediler. Ama bunu nasıl yapacaklardı? Pavlov ‘un bulduğu çözüm bir köpeğe mide fistülü yerleştirip Ösofagotomi yapmak oldu. Sonuçta hayvan yemek yeme hazzını duyar ama yedikleri midesine ulaşmaz. Bu sonuca kronik deney yoluyla ulaştılar. Pavlov ‘un sorunu ise bu hayvanların ameliyat sonrası iyileşmesi için gereken hijyenik ortamın olmamasıydı. Ama bu sorunu da bir zaman sonra çözüldü çünkü Prens kurduğu Deneysel Tıp Enstitüsü’ne Pavlov’u atadı. Alfred Nobel’in de yaptığı yardım ile burası iyice büyüdü. Artık burası İvan Pavlov’un Fizyoloji Fabrikası olmuştu. Burada kendisine birçok yardımcı bulabiliyordu. İstediği ortam da oluşmuştu. Bu deneyler süresinde birçok köpek gelip geçti. Pavlov’un en sevdiği köpeğe gelirsek hiç şüphe yok: Druzhok(küçük dost) adını taktığı köpektir. Bu köpeğin önemli olmasının sebebi zorlu bir ameliyattan sonra iyileşmiş olmasıdır. Bölünmüş mide sayesinde midedeki sindirim sürecini ilk kez bütün ayrıntılarıyla inceleme fırsatları olmuştu. Bu deney sonuçlarını incelediğimizde bir şeyi fark ediyoruz: Büyük bir hayal gücü…
Pavlov’un neden Fabrika terimini kullanmasına düşündüyseniz. Kitapta bu da açıklanıyor. Rusya o zamanlar da Sanayi devrimini yaşıyordu.

Pavlov artık kendini aşmıştı. Şimdi sırada yeni deneyleri için yeni bir ortama ihtiyaç vardı. Sessizlik Kuleleri… Her şey daha da iyiye giderken I. Dünya savaşı ile hayatı alt üst oldu. Sonra yeni yönetimin desteği ile bilime döndü. Hatta bilimin olduğu bilim köyü inşa edildi. Kendisine hediye edildi. Emekli olmak varken o ölünceye kadar çalışmalarına devam etti. Bilimsel buluşlarının yanı sıra bilime, kapsamlı bir bilimsel anlayış geliştirerek de katkıda bulunmuştur. 86 yaşında zatürre sonucu yaşamını yitirdi. O her şeyiyle farklı biriydi. O Dünya Fizyolojisinin prensiydi…

Üniversite de bir eğitim dersinde İvan Pavlov ve köpeği ile ilgili bir şeyler duyduğumu hatırlıyorum ama dikkatli dinlememişim. Aslında bu kitabı okumam bununla alakalı değil. Üniversitede ki fizik hocamızın sayesinde okudum. 118 sayfa ve 6 bölümden oluşan bilgilendirici bir kitap. Biyografik türünde olan bu eser akıcı bir anlatıma sahip. Sonunda zaman dizimine göre olaylara ve ufak bir sözlüğe yer verilmiş. Ayrıca kitap içinde ara ara fazladan genel kültür diyebileceğimiz bilgilere yer verilmiş.
245 syf.
·1 günde
"Ben kendimin en korkunç düşmanıyım, kendi kendime durmadan kendimi kuşatıp kuşatamayacağımı soruyorum. Benim hayatımın anlamı bu".

İlla müslüman mı erer hidayete? Hidayetin sınırı ne? Bunun gibi soruları her filminin her saniyesinde sordum durdum.
Benim için Kurban film izleme adına varılacak son nokta. Görsel anlam derinliği ve konuşmalar...
Film izlememin gerçekten sonu oldu. Bir daha etkilenemedim, incinemedim.
Biraz malumat edinelim, bu adam ne yer, ne içer, ne okur, ne izler diye birtakım filtreli dertleriniz var ise inceleyebilirsiniz.
Gelelim kitabın içeriğine:
Röportajlardan oluşuyor fakat aklınıza basit dergilerde mergilerdeki gibi bir şey gelmesin. Tıpkı Kubbeyi Yere Koymamak'taki o doluluğu, zekayı, bilgiyi, dilin sınırlarını rahatça ve keyiflice tadıyorsunuz. Hatta bazen böyle bir adama bu kadar ahmakça soru mu sorulur diyebiliyorsunuz. Tabi ki bazı sorular da kallavi. Yoksa nasıl kitap olsun ki?
Ah bir de Lars'ın karın ağrılarını da anlamanıza yardım ediyor. Biraz bu konuda erketeye yatmışsanız hemen yakalıyorsunuz.
245 syf.
·Beğendi·8/10
Tarkovski kendi zamanında da şimdi de hiç geride kalmış bir isim değil, hep bilindi şimdi de biliniyor. Şiirsel Sinema bir röportaj derlemesi, Tarkovski ile yapılan seçilmiş söyleşileri içeriyor. Bunları okurken sinemasına dair şeyler öğrenmenin yanı sıra kişiliğine ve fikirlerine dair de epey bilgimiz oluyor. Klasik sorulardan bunaldığını, her karede mana arayanlardan hazzetmediğini (sembolizm düşmanıyım diyor), bir ibadet olarak-bir edebi yapıt olarak sinema eseri ortaya koymaya çalışsa da ucuz romantizmlere katlanamadığını anlıyoruz cevaplarından. Benim için en dikkat çekici olanı ise feminizm ve kadınlar hakkındaki kimi zaman gülderen kimi zaman kızdıran fikirleriydi, şunun gibi: "Bence parlak bir kariyeri olan kadın kadar sevimsiz bir şey olamaz." ^-^
Tarkovski sinemasını seven, sevmek/bilmek isteyen insanların keyifle ve hiç sıkılmadan okuyacağını tahmin ediyorum bu kitabı. Benim için güzel bir deneyimdi, umarım sizler için de öyle olur.
256 syf.
·18 günde·10/10
Bu sefer çok derin yerlere, evrenin derinliklerine bir yolculuğa çıktım.

Arkadaş tavsiyesi ile aldığım, aylarca rafta duran bir kitap olan “Hiç Yoktan Bir Evren” ile tanışma kararı aldım ve başladım sayfaları çevirmeye.

Aklın, hayalin biraz zor alabileceği bir konu belki de evren konusu. Nasıl oluştu, biz nasıl olduk, Einstein, Newton gibi ünlü bilim adamları fizik yasaları sayesinde gidip göremedikleri, sıradan bir insanın hayal dahi edemediği buluşlara nasıl imza attılar? Evren durağan mıdır yoksa hareket halinde mi? Evrende zaman kavramı nasıl? Dünya nasıl oluştu? Ve bunun gibi birçok karmaşık konu…

Tek kitapla asla anlaşılamayacak olan, hala içerisinde bilinmezlikleri barındıran ama bir yerden başlayınca da kopamayacağınız bir konu “evren”.

Fizik kuralları ile bezeli, araya esprilerin de serpiştirildiği, birazcık da internet ve belgeseller ile desteklenerek okunması gereken bir kitap (eğer evrene dair önceden bir araştırmanız yoksa). Örneklerle, şekillerle de desteklendiği için anlaşılırlığı kolaya indirmiş Lawrence M. Krauss. Bize de bu açıklayıcı yazılar ile araştırmalara başlayıp, kafayı sıyırmadan anlamaya çalışmak kalmış…
256 syf.
·9/10
Ovv gerçekten inanamıyorum koskoca sitede bu kitabı okuyan 69 kişi mi var yani?
Fazla zor sayılmayacak bir seviyede kademe kademe evrenin hikayesini anlatan bu kitabı sizlere tavsiye ediyorum.Öncesinde konuyla alakalı daha basit kitaplar okumanız,kuantum ile alakalı hafif bilgi sahibi olmanız tavsiye de edilir.Okumasanız da anlayabileceğinizi düşünüyorum.Gerçekten pek çok yönden kafamdaki düşüncelerle uyuşan çok güzel bir kitaptı.
245 syf.
·7 günde·10/10
Sinemanın şairi Tarkovski... okurken ona olan hayranlığım katlanarak arttı. Tarkovski'nin filmlerini zevkle izlediyseniz bu kitabı da zevkle okuyacağınızdan, eğer izlemediyseniz çok şey kaybediyor oluşunuzdan eminim.
523 syf.
·Beğendi·9/10
Bilime ve özellikle de fiziğe meraklı ancak nereden başlayacağını bilemeyenler için enfes bir popüler bilim kitabı. Neredeyse hiç teknik terim içermemesine rağmen birçok bilimsel teoremi son derece başarılı şekilde hikaye tarzı analojilerle anlatmış. Özellikle lise öğrencilerine tavsiye ederim. Yalnız popüler bilimin asla gerçek bilimle eşdeğer olmayacağını ve matematiksel terimlerden feragat edildikçe ister istemez bilimsellikten uzaklaşılacağını göz önünde bulundurun lütfen. :)

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 476 okur okudu.
  • 52 okur okuyor.
  • 941 okur okuyacak.
  • 31 okur yarım bıraktı.