Adı:
Ben Neyim
Alt başlık:
(Kişiler ve İnsanlar Üzerine Bir Çalışma)
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
176
ISBN:
9789756193792
Yayınevi:
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
Ben nedir? Bir hayat hikâyesinin toplamı mı? Vazgeçilemez olduğunu düşündüğümüz uğraşlarımızı terk etmek zorunda kalırsak, ben yine ben olarak var olmaya devam eder mi? Peki ya bir gün Alzheimer'a yakalanır ve giderek tüm bilişsel yetilerimizi yitirirsek ya da bitkisel hayata girersek, yine bir 'ben'den söz edebilecek miyiz? Beynimizin yarı kürelerinden biri bir başkasına nakledilirse 'ben' de onunla birlikte gider mi? Kafka'nın Gregor Samsa'sı gibi dev bir böceğe dönüşürsek ben'e ne olur? Ben Neyim? belki de kendimize hiç sormadığımız felsefi soruların cevabını arıyor.



"…savunmaya çalıştığım yaklaşıma göre, "benim ilk fotoğraflarım, annemin rahminde iken çekilmiş olanlardır" cümlesi, doğru olacaktır. Ben, o insan ceniniydim ve sonra o cenin insan bebeğine dönüştü, insan yavrusuna ve sonra da yetişkin insana dönüştü. Beni annemin rahminde iken gösterenlerden başlayıp bitkisel hayatta insan olarak gösterenlere kadar resimlerle dolu bir albümüm olsa, bütün bu resimler benim resimlerim olacaktır. Bu resimleri karıştırırken, gördüğümüz şey bir insandır. Onu bir takım özellikler kazanırken ve bir takım başka özellikler kaybederken görürürüz. Bebek olma özelliğini kaybedip çocuk olur, öğrenci olma özelliğini kaybedip öğretmen olur vs. Aynı kalan şey, onun özdeşliğidir. Onun bir yaşındaki halini gösteren resme ve onu üniversiteden mezun olduğu gün gösteren resme bakarken aynı insana bakıyor oluruz."
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
İnsan, varoluşundaki bir dakikalık bir boşluktan bile sağ çıkamaz.
Bazen kişi, birtakım beklenmedik veya kökten niteliksel değişikliklere uğrayabilir. Örneğin sıkı bir komünist, beyni yıkanırsa veya partisinde yaşanan olumsuzluklara şahit olursa günün birinde faşist bir partiyi desteklemeye başlayabilir. Koyu bir Katolik, bir gün ateist olabilir. Bütün bunlar, kişinin bir çeşit kökten psikolojik değişimden geçtiği, gerçek hayattan alınmış örnekleridir. Değişiklikler fiziksel de olabilir. Belli birtakım plastik cerrahi ameliyatlarından geçen bir kişi, anne babasının bile tanıyamayacağı bir hale gelebilir. ABD’de televizyonlarda yayınlanan bazı reality show’larda, bunun örneklerini görürüz. Programa katılanlar, bir kliniğe yatıp orada aylarca kalırlar ve bu süre içinde bir dizi ameliyat geçirirler, sıkı bir rejime girerler ve düzenli spor yaparlar. Aynı zamanda, bir profesyonelden psikolojik destek de alırlar. Aylarca arkadaşlarını ve aile fertlerini görmelerine, aynaya bakmalarına izin verilmez. Sezonun sonunda aynadaki yansımalarını ilk kez gördüklerinde, bunların çoğu kendilerini tanımakta güçlük çekerler. En çok değişmiş olan, ödülü kazanır. Bununla birlikte, bütün bu psikolojik ya da fiziksel nitelik değişimleri ne kadar kökten olursa olsun, yine bir tek şeyizdir; değişiklik, bir tek insanın hayatının kapsamı içinde gerçekleşmiştir. Hem koyu Katolik olan ateistin durumunda hem de metamorfoz yarışmasının birincisinin durumunda, sayısal özdeşlik muhafaza edilmiştir.
Kişi olma konusunda kıstasın muğlak olması muhakkak olumsuz bir şey olmak zorunda mıdır? Belki de değildir. Muğlaklık, bizim kişi kavramımızın bir parçası olabilir. Yukarıda gördüğümüz gibi, bebeklerin ve bitkisel hayattaki hastaların kişi olarak sınıflandırılması söz konusu olduğunda işler çatallaşmaktadır. Bununla birlikte, savunduğu kişi kavramının muğlaklığı, Locke için bir zorluk yaratmaktadır. Bu muğlaklık kişinin bir öz kavramı olmadığının, Locke’un bunu varsaymakla yanlış yaptığının göstergesi olabilir.
Rudder Baker, bu akıl yürütmeye cevap olarak, birinci şahıs perspektifinin ilişkisel bir özellik olduğunu kabul eder:

Şeyleri kendimizden farklı olarak ayırt etmemize vasıta olan başka-şeyler kavramı olmadan kendimizi kendimiz olarak düşünemeyiz ve başka-şeyler orada olmadan da başka-şeyler kavramına sahip olamayız.
İkinci Derece İrade

Çalışmasında kişi olmanın gerekli ve zorunlu şartlarını tartışan bir başka çağdaş filozof da Harry Frankfurt’tur. Ona göre, insanları, zihinsel özellikleri, arzuları ve saikleri olan başka varlıklardan ayıran şey, ‘iç gözlem yaparak değerlendirme’ yeteneği, başka deyişle, ‘ikinci derece irade’ oluşturma yeteneğidir. Frankfurt, ikinci derece iradeyi tanımlamadan önce, birinci ve ikinci derece arzular arasında ayrım yapar. İkinci derece arzular, ‘A, X yapmayı istemek istiyor” şeklindedir. Burada X, birinci derece bir arzunun nesnesidir. Örneğin “dondurma yemek”, “âşık olmak”, “sabah geç kalkmak”, “uyuşturucu kullanmak” gibi. Birisi bir ikinci derece arzuya sahip olduğu zaman, o, sadece belirli bir arzuya sahip olmak istemektedir. Başka deyişle arzu etmeyi arzu etmek söz konusudur. Örnek vermek gerekirse: Woody Allen’ın “Melinda Melinda” adlı filminde, intihara eğilimli bir karakter olan Melinda, iç çekerek şöyle der: “yaşamak istemeyi istiyorum”. Burada, Melinda, ikinci derece bir arzuya sahiptir. Devamlı intiharı düşünen bir kadın olmak yerine yaşama arzusuna sahip biri olmayı istemektedir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ben Neyim
Alt başlık:
(Kişiler ve İnsanlar Üzerine Bir Çalışma)
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
176
ISBN:
9789756193792
Yayınevi:
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
Ben nedir? Bir hayat hikâyesinin toplamı mı? Vazgeçilemez olduğunu düşündüğümüz uğraşlarımızı terk etmek zorunda kalırsak, ben yine ben olarak var olmaya devam eder mi? Peki ya bir gün Alzheimer'a yakalanır ve giderek tüm bilişsel yetilerimizi yitirirsek ya da bitkisel hayata girersek, yine bir 'ben'den söz edebilecek miyiz? Beynimizin yarı kürelerinden biri bir başkasına nakledilirse 'ben' de onunla birlikte gider mi? Kafka'nın Gregor Samsa'sı gibi dev bir böceğe dönüşürsek ben'e ne olur? Ben Neyim? belki de kendimize hiç sormadığımız felsefi soruların cevabını arıyor.



"…savunmaya çalıştığım yaklaşıma göre, "benim ilk fotoğraflarım, annemin rahminde iken çekilmiş olanlardır" cümlesi, doğru olacaktır. Ben, o insan ceniniydim ve sonra o cenin insan bebeğine dönüştü, insan yavrusuna ve sonra da yetişkin insana dönüştü. Beni annemin rahminde iken gösterenlerden başlayıp bitkisel hayatta insan olarak gösterenlere kadar resimlerle dolu bir albümüm olsa, bütün bu resimler benim resimlerim olacaktır. Bu resimleri karıştırırken, gördüğümüz şey bir insandır. Onu bir takım özellikler kazanırken ve bir takım başka özellikler kaybederken görürürüz. Bebek olma özelliğini kaybedip çocuk olur, öğrenci olma özelliğini kaybedip öğretmen olur vs. Aynı kalan şey, onun özdeşliğidir. Onun bir yaşındaki halini gösteren resme ve onu üniversiteden mezun olduğu gün gösteren resme bakarken aynı insana bakıyor oluruz."

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Sefe demirel
  • Seyid Ahmet GÜLTEKİN
  • Nivîsgeh
  • Yok
  • Muzaffar Pashazade

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%50 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0