Kitap bu sefer daha heyecanlıydı. Luk, Lusi, Âla, tosbağa ve bon amca Türkiyeye gidiyordu. Tosbağa onlara ihanet etti. Lusi'nin aklına bir kadının söyledikleri aklına geldi. "Aranızdan biri size ihanet edecek. O siyah kanatlı bir vampir.". Lusi, tosbağanın ihanet ettiğini duyunca çılgına döndü. Ama Tosbağa onlara "ben siyah kanatlı vampir olmak istemiyorum." Diye cevap verince onu affettiler ve yollarına devam ettiler
İlk başta ben tosbağa olarak düşündüm çünkü en saf olanlar genellikle böyle macera dolu kitaplarda en kötü veya arkadan iş çevirenler oluyorlar.
Ve düşündüğüm gibi de öyle. Yani pek şaşırmadım aralarında ilk tanıştığımız, karşılaştığımız kişiydi. Böyle ihanet biraz fazla yani.
Bakın 2.kitaptada fark ederseniz ki bütün saldırı zamanlarında tosbağanın adı bile zor geçiyor. Çünkü işbirliği yaptığı için tabi.. (Spoiler verdiğim için özür dilerim)
Her zamanki gibi tam yazarımıza layık bir kitap olmuş. Gene maceranın tam ortasındayız diyebilirim. Yazarımız mecrasına hız kesmeden devam ediyor ve bu arada serinin 7. Kitabını da yazıyormuş bilginize. Neyse lafı fazla uzatmaya yım iyi okumalar dilerim :) ;) :)
Harikalar ötesinde bir kitap.Tavsiye ederim.pek fazla spoi vermek istemiyorumdum ama kendimi tutamadım. Lusinin ölmesi ve bir kurt tarafından tekrar doğmasını anlatıyor.
Birden bire ailelerin ortadan kaybolması ve bu yüzden devletin kimsesizler okulunun öğrencisi olmak zorunda kalan iki kahramanın maceraları.çok eğlenceli bir kitap
3.kitabı da bitirdim çok üzel serisini okumaya devam ediyorum çok güzel diyorum iyi nler diliyorum herkese!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Cok guzel akip gitti neler oldugunu cozme icin ugrasmadan okuyacaginiz bir kitap ve kesinlikle yas siniri olmadan öneririm kitabin arka yüzünde ise okuyanlarin anne ve babalarindan gelen e-postalar olacakti cok guzel yorumlar var :)
Serinin bu üçüncü kitabında da macera hız kesmeden devam ediyor. İkinci kitapla birbirini kaybeden iki arkadaş Luk ve Lusi’nin, kötü başlayan hikayelerinden sonra birbirlerini de kaybetmeleri, ikisini de zora sokmuştur. Şimdi sadece ailelerini değil, arkadaşlarını da bulmak zorundadırlar. Bu sırada da yine başlarından olmadık olaylar geçer.
Beyaz Kanatlı Vampir serisinin üçüncü kitabı ‘İkinci Şans’. Tatlı bir korku, soluksuz bir macera ile devam eden kitap, çocuklarda daha çok merak uyandıracak, heyecanla okutacak türden. Yerinde espri ve komik halleriyle ilgi çeken karakterlerin, sadece çocuklarda merak ve heyecan uyandırmadığına eminim. Ben de severek okuyorum seriyi. Sanırım Türk çocuk yazarlarından bu türde en çok okunan bir seri. Şimdilik 10. Kitabı çıktı ve merakla okumaya devam ediyoruz. Fantastik kitaplarla tanışmamış çocuklar için harika bir seçim olacaktır. İlk kitaptan başlayarak kesinlikle okumalı, okutmalısınız. Tavsiye ederim.
#BeyazKanatlıVampirİkinciŞans
^
^
^
@pinus.kitap @erkan.iseri #bloghemsire #BeyazKanatlıVampir #BeyazKanatlıVampir3 #tavsiyekitap #gençlikkitapları
17.08.1983 yılında, Tokat’ın Turhal ilçesinde; şimşeklerin çaktığı, göğün öfkeyle gürlediği, yağmurlu ve korkunç bir gecede dünyaya geldi. Henüz 5 yaşındayken ilk hayatta kalma sınavını, evlerinin yakınından geçen yılan, tosbağa ve kurbağalarıyla meşhur su kanalına düşerek verdi. Şanslıydı: çünkü o sırada tarlasına giden kır saçlı, yaşlı bir adam, kanala düştüğünü görünce suya balıklama dalarak kurtarmıştı… Daha sonraki yıllarda da buna benzer bir sürü felaketlerle karşılaştı ama yine şans ondan yanaydı. Yıllar ilerledikçe içindeki macera tutkusu daha da belirginleşip haddini aşmaya başladı. Artık yırtıcı hayvanların yaşamlarına merak sarmış, gece gündüz sürekli peşlerinde koşturuyor; yarasa, kartal, doğan, kurt, vaşak gibi hayvanlarla arkadaşlık etmeye çabalıyordu. Kartalın pençelerini, kurdun dişlerini hesaba katmasak başarılı da oldu. İlk ve ortaokul dönemini yüksek adrenalin patlamalarıyla geçirdikten sonra lise çağındayken ‘biraz olsun duruldu!…’ diyebiliriz. Eğitim sürecini doğduğu topraklarda tamamlayıp İstanbul’a yerleşerek iş hayatına atıldı. Atıldı atılmasına ama çalıştığı torna atölyesinin dede yadigârı 80 yıllık matkap ucunu kırmayı, pizzacının ocağına incir ağacı dikmeyi başarıp gözünü yayın sektörünün önde gelen bir yayınevine dikti. Talihsiz yayınevini bir şekilde etkilemeyi başarıp “Aradığım iş tam olarak buydu!” diyerek havalara uçtu. Hiç huyu değildir ama o yayınevinde tamı tamına sekiz yıl çalıştı, hem de her birimin de… 8 yılın ardından “Bu kadar tecrübe yeter!” deyip kendi firmasını kurdu. Fakat zamanımızın çocuk ve gençlerinin ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda eserler verecek çılgın bir yazar bulamayınca lise 3. sınıftaki edebiyat öğretmeninin: “Yavrum, senden olursa bir tek yazar olur.” sözlerini hatırlayıp: “Ya haklıysa?” diyerek oturup kitap yazmaya koyuldu. Nasıl olduysa artı çok kısa sürede birbirinden farklı ve ilgi çekici 4 kitap yazdı. Üstelik seri hâlde yayınlanacak cinsten… Kısa süre sonra serilerin birinci kitaplarını piyasaya sürdü ve kendi dışında hiç kimsenin beklemediği bir şekilde büyük bir satış grafiği yakaladı. Şimdilerde biraz havalara falan girdiği söylense de yine de özünde iyi çocuktur. ERKAN İŞERİ Yeni neslin en çok okunan Çocuk ve Gençlik Kitapları Yazarı… Ne yayınlan 16 kitabımı oldu? Yok, daha neler.