Yeni bir kitap, kendi kendime "neden okudum?" sorusunu sormadan az biraz anlatmaya çalışayım efendim.
Evet artık çoğu okuduğum kitaplar için "niye okudum ki?" dememeye gayret ediyorum. Şu an için anlamasam bile bir sonraki zamanda okuduğum bir kaç cümle için olsa da muhakkak vardır bir hikmeti :).
Yazarın başka kitaplarını okumak ya da artık hiç tanımak istemiyor olmam için de yeterli bir sebep.
Neyse bu kadar girizgahtan sonra gelelim kitaba. Kahramanımız affola benim kahramanım olacak nitelikte bir şahıs olmadığı için yazarın kahramanı demek daha doğru. Yazarın kahramanı Ayhan Beyefendi, hali vakti yerinde, evli, çocuklu, dışarıdan bakılınca "eee daha belanı mı arıyorsun be adam" denilecek yaşam standartlarına sahip bir fabrikatör.
"Fakir karısıyla, zengin parasıyla oynar" derler. Kim demiş bilmiyorum lakin polislik yaptığım yıllarda kadın ve erkek ilişkisinde aldatma, aldatılma olayları olduğunda, veyahut fakirin bakacağından çok daha fazla çocuk sahibi olmasından mütevellit çocuklarının başına gelen herhangi bir suç durumunda duymuşluğum çoktur.
Konuyu dağıtmayalım değil mi? Sayın fabrikatör Ayhan Bey, heyecan arıyor, adrenalini yükseltecek maceralar peşinde koşuyor. Bunu da hayatının ne kadar sıkıcı geçtiğine bağlayarak, izlediği bir film sonrasında aldığı kararı okuyucuya tüm ayrıntısı ile anlatıyor. Karşısında da konuştuğu Bitik, bir köpek, bildiğiniz mahalle köpeği. Eminim cevap verme özelliği olsa tövbe bir daha " bunları bana anlatma, biz bile senden daha onurlu yaşıyoruz" der ve katiyen Ayhan Beyefendiyi muhatap almazdı.
Sıkılıyor demiştik değil mi? Önce eşini aldatarak sıkıntıdan kurtulma yollarını arıyor. Hayat kadını tabirini sevmiyorum ama daha kolay nasıl izah edeceğimi bulamadığım için bu tabiri kullanmak zorunda kaldım affola. Hayat kadını ile