Makineyle kurulan bu tehlikeli bağlantı yüzünden ilişkilerimiz bozuluyor, pasifleşiyoruz, sinikleşiyoruz, sevgisizleşiyor, kayıtsız kalıyor ve yüzeyselleşiyoruz.
“Ekonomi” başlı başına bir amaç haline geldi ve bizi yutmakla tehdit ediyor. Bu “dünya” oteli kendi konuklarını yıldırıyor. Ne var ki, biz hem ev sahibi hem de konuğuz.
Hafta sonları, tatiller, hayaller ve kaçış planları hep sona eriyor ve biz tekrar otobüste ya da tramvayda, arabada ya da metroda oturuyor oluyoruz. Gündelik makine bize karşı zafer kazanıyor. Bizler onun bir parçasıyız. Yaşamımızı zaman dilimleri halinde parçalara ayırıyor, enerjimizi yönlendiriyor, hayallerimizi un ufak ediyor. Bizler, onun mekanizmaları içinde yer alan uysal, dakik, disipline olmuş küçük dişlileriz sadece.