Bu Sonu Mutlu Biten Hikâyelerden Biri Değil

8,0/10  (1 Oy) · 
2 okunma  · 
1 beğeni  · 
314 gösterim
Hijyenik hayatını çamaşır suyuyla yıkamak isteyen bir genç adamın dünü ve bugünü.

İnternette tanıştığı bir kadın yüzünden bütün hayatı alt üst olan, çevresinden, okulundan uzaklaşmak zorunda kalan ve sonunda psikolojisi tamamen iflas eden sosyal medya kurbanı bir gencin duygularını -gerçekten- anlamaya hazır mısınız? Bu Sonu Mutlu Biten Hikâyelerden Biri Değil, tırnak içinde normal, sıradan ve birçoklarından iyi görünen bir hayatın ardındaki korkunç trajediyi gözler önüne sererken, sosyal medyanın güçlenmesiyle birlikte etki alanı giderek artan bilişim suçları, nefret söylemi ve yalnızlaşma gibi konular, romanın ana eksenini oluşturuyor.
Modern hayatlarımıza ve geleneksel korkularımıza bir de Z kuşağının gözünden bakmaya ne dersiniz?

" O kadar çok sey olmaya çalıştım ki... Mesela ben mutlu olmak istedim. Ben sadece sevilmek istedim. Ben sadece normal olmak istedim. Ben sadece sıradan olmak istedim. Beceremedim."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2015
  • Sayfa Sayısı:
    307
  • ISBN:
    9786051426099
  • Yayınevi:
    Artemis Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kübra 
11 Şub 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bazen çok zorlayıcı kitaplar okuyabiliyoruz, çok üzülüyoruz filan ama bu kitabı okurken hissettiğim bu değildi. Bu kadar basit değildi. Kitabın gerçekçiliği, hüznü, çaresizliği kalbimi paramparça etti. Son sayfalarda nefes almakta zorlandım ve sanırım bu kitabı hayatım boyunca unutamayacağım.
Bu Sonu Mutlu Biten Hikayelerden Biri Değil, gerçek hayattan esinlenilmiş bir kitap. Ama gerçek bir hikaye değil, binlerce hayatın hikayesi. Sosyal medya ve internet kullanımının çığrından çıktığı, yaş yelpazesinin iyice genişlediği şu günlerde, görüp de unuttuğumuz haberleri yüzümüze çarpan, duyarlılığımızı arttıran bir el kitabı. Olayları dramatize etmeden, tüm gerçekçiliğiyle anlatıyor yazar ve gerçekçilik canınızı çokça yakıyor. Bu gerçeklikteki belki de en büyük etken kitabın anlatımının tüm fırtınalarıyla, umutlarıyla, masumiyetiyle, hırçınlığıyla, bencilliğiyle ve deneyimsizliğiyle âdeta 16 yaşında bir gencin kaleminden süzülmüş hissi yaratması. İnsanları yargılamak çok kolay, onlara üzülmek de. O yüzden kişisel yargılar bir kenara bırakılmalı, üzülmek yeterli olmamalı!