İki insanı birbirine bağlayan, gerçekten bağlayan, hep ortak bir acı mıdır? O zaman, hayatımız ve ilişkilerimiz de acı üzerine mi kurulu aslında? Neden ortak bir sevinç bu kadar bağlayamıyor bizi birbirimize?
......kaybolmayı göze alıyorum; eğer sonunda kendime varabilmek varsa.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
" Uzun bir yolculuktan sonra eve dönmek gibisin... "
Sayfa 120
1000Kitap
-Bir kitap yaz, dedi. Adı “Nur’u Öldürmek” olsun. -Ne biçim isim, dedim. Hiç “Nur’u Öldürmek” diye kitap olur mu? -Neden olmasın, dedi. Adliyede dosya başlığı oluyor ya. -Sen dedim, tuhaf kılıklı bir Yahudisin. Beni de deli zırvası dinleyen acemi bir psikanalist addederler. Ben kendimi psikanalist sandığımdan değil, onlar seni deli sandığından… -Çocuk, dedi, delilerin aslında deli olmadığını bilmeseler buraya kapatırlar mı hiç? -Aklıma bir fikir geldi ama, dedim. Kitapın kapağına “roman” ibaresi düşersek, o zaman olabilir bak. O zaman en baştan kendimin yalancısı olurum. -Çok safsın, dedi. Gerçekle yalanı ayırt edecek kadar hem de. -Buğu, dedim. İsmi “Buğu” olabilir. En çok bana ‘çocuk’ demesini sevmiştim. Aklımdan geçenleri nasıl okudu, bilmiyorum. -Çocuksun da ondan, diye mırıldandı.
Sayfa 95
İkisinin bakışları buluştuğu anda anladım. Elleri tokalaşmak üzere birbiriyle buluştuğu, ama gözlerini ayrı yöne bir türlü çekemedikleri, ve kendilerine bile itiraf edemedikleri bir azap duymaya başladıkları ilk anda, anladım.
Sayfa 91
Senin gibi kaybolmayı göze alıyorum; Eğer sonunda kendime varabilmek varsa...
Sayfa 22
Felsefe-Düşünce