Allahım daha önce okuduğum hiç bir kitapta bu kadar salak bir kadın karakter görmedim. Yazar Laura'yı yazarken resmen erotik bir obje yaratmayı hedeflemiş sanırım. Aklını yemek, içmek, gezmek, makyaj, marka kıyafetler, süs - püs ve zenginlikle bozmuş seks müptelası bir kadın yaratırken hangi kafayı yaşıyordu acaba çok merak ediyorum. Aslında kitap hakkında hiç yorum yapmamayı düşünüyordum ancak çok doluyum. Sinirliyim. Nereden başlayacağımı bilemiyorum.
İlk kitapta Laura'yı kaçıran Massimo ve aralarındaki fütursuz ilişki midemi bulandıracak kadar baymıştı. Fakat bu kitapla tiksintim Allahu Ekber dağlarına kadar ulaştı. Hiç bir hemcinsime bu kadar bilenmemiştim doğrusu.
İlk kitapta Massimo Laura'yı zorla kaçırmış, hapsetmiş, onunla da yetinmeyip sana doğum kontrol implantı taktırdım diyerek aslında izleme cihazı olan çipi kadına doğum kontrolü diye yutturmuş, kızı rızası dışında hamile bırakmıştı. O da yetmediği gibi, kızı bir başına ülkesine geri gönderdi. Ama sonra ne hikmetse geri geldi ve evlenme teklif etti. Yani neresinden bakarsanız bakın tutarsız bir ilişki.
Hadi onu geçtim. Evlendiler. Laura bu sefer de bir kiralık katil tarafından kaçırıldı. Bir adaya hapsedildi ama kadının tek derdi ne yesem, ne giysem, nasıl makyaj yapsam, hangi ayakkabıları uydursam. Allahımmm. Üstüne bir de kendisini kaçıran adamı çekici bulmaz mı? Çıldıracağım. Yahu kadın önüne gelen adama sulanıp bahaneyi hamilelik hormonlarına atıyor be. Yazar sanırım hiç hamile kalmamış, ufak bir hatırlatma yapayım buradan Bayan Lipinska! Hiç bir kadın hamile kalınca bir Nemfomana dönüşmüyor. Önüne gelen her erkeği çekici bulup önünde domaldığını filan hayal etmiyor. Nasıl bir sapık zihniyeti varsa bu Laura'nın önüne gelen adamla yatma potansiyeli vardı yani. Massimo onu kurtarmaya gelmese, hatta