Büyü Gibi

6,3/10  (3 Oy) · 
7 okunma  · 
0 beğeni  · 
296 gösterim
Bir bilezik, 16 şans takısı...
Büyü Gibi, 19. Yüzyılda, Kızılderili bir kadının bir bileziği lanetlemesiyle başlıyor. Bilezik, 16 öykü boyunca zaman ve mekan değiştirerek sahip olduğu herkese lanetini bulaştırıyor, her bir öyküde bir başka uğursuzluğa, yıkıma, ölüme, hatta cinayete sebep oluyor.
15 yazarın, bileziği bırakıldığı yerden alıp başka bir yere taşımasıyla, uğursuzluk, zaman ve mekanlar arasında bir yolculuğa çıkıp, kendini kah Amerika'da bir dağ başında sefil bir adamın avucunda, kâh Londra'da sapık dürtüleri olan bir öğretmenin bileğinde buluyor.
Her bir öykü bir başka insani zaaf, her bir öykü bir başka günah. Hepsi bilezik ve her biri bir arzuyu simgeleyen takıları ile bütünleşip, tek bir kitaba doluşuyor. 16 ayrı hikayede, 15 ayrı yazarın kaleminden aslen uğur getirmesi gereken bir bileziğin laneti, okura akıl almaz bir masal anlatıyor.
"En sevdiğim polisiye yazarlarını böyle derin, böyle yoğun bir derlemede
bir arada görmek heyecan verici; her bir öykü kendi başına çok güçlüyken toplamda okuyucuya verdikleri haz bambaşka.
Çok özgün ve insanı kıskıvrak yakalıyor."
- Harlan Coben-
  • Baskı Tarihi:
    2006
  • Sayfa Sayısı:
    412
  • ISBN:
    9789752732315
  • Orijinal Adı:
    Like A Charm
  • Çeviri:
    Banu Irmak
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:

Fikir olarak güzel bir öykü derlemesi olmuş. Ama sadece fikir olarak. Lanetli bir altın bilezik, üzerinde, her bir yazarın hikayesinde kullandığı bir sembol. Bilezik elden ele geçe geçe lanetini yıllarca yaymayı başarıyor ama hikayeler okuyucuyu her zaman etkilemeyi başaramıyor. Sembole bağlı kalmak koşuluyla hikaye yazmak zor olabilir, buna katılıyorum. Yine de, akılda kalıcı hikaye sayısı, benim adıma iki-üçü geçmedi.

Kitaptan 4 Alıntı

İki adam ormandadır. Kendilerine doğru gelen bir ayı görürler. Birinci adam "Koşalım!" der. İkinci adam "Bu çok saçma" der. "Bir ayıdan daha hızlı koşamazsın ki." Birinci adam da "Ayıdan daha hızlı koşmama gerek yok. Sadece senden daha hızlı koşmam gerekiyor," der.

Büyü Gibi, Karin Slaughter (Sayfa 148)Büyü Gibi, Karin Slaughter (Sayfa 148)

Fanny yenge "Vanitas," diyor. "Hangi kelimenin Latincesi?"
"Kibir" diye tahmin ediyorum.
"İki anlama gelen bir kelime. Bana söyleyebilir misin?"
"Bir... Güzel ve hoş giyimli olmak için arzu duymak," diye cevaplamaya başlıyorum.
Kafasını sallıyor ama beni düzeltiyor: "Kendini beğenmişlik. Kendi güzelliğinin, cazibesinin ya da becerilerinin çok yükseklerde olduğunu savunmak. Fakat aynı zamanda beyhudelik anlamına da gelir," diyor kendinden emin bir tavırla. "Değersizlik. Boş yere yapılan şey. Kibir tabloları insanoğlunun tüm isteklerinin beyhudeliğini resmeder."

Büyü Gibi, Karin Slaughter (Sayfa 34)Büyü Gibi, Karin Slaughter (Sayfa 34)