Kitabevinde felsefe kitaplarına rastgele göz atarken karşıma çıktı bu kitap. İsmi ilgi çekici geldi en başta. Hatta iddialı bir isim olduğunu da düşündüm "Cehaleti Anlamak". İçimden "Anlaşılmaz yaşanır" gibi soğuk bir ironi yaptım ve biraz incelemek istedim. O sırada, yanımda diğer kitaplara göz atan bir kadın ( sanırım kitabın ismi onun da ilgisini çekti :D) kitabı ne taraftan aldığımı sordu. Baktık ki, son kitap benim elimde. Haliyle üzüldü biraz. 10 saniye erken davranarak kendisini cahil bırakmaya sebebiyet verdiğim için özür dilerim :// Bu gereksiz bilgiyi verdikten sonra, kitabın incelemesine gelirsek;
Yazar, kitabın başlangıcından birkaç paragraf sonra, cehaletle ilgili sorular sormaya başlıyor:
》 Hepimiz cahil olduğumuz için mi, cehalet böylesine elini kolunu sallayarak rahatça geziniyor?
》 Yoksa, yeterli bilgiye sahip olamadığımız için mi cehaletle baş edemiyoruz?
》 Peki ya gerçekten kendi cehaletimizin yaratıcısı olabilir miyiz?
》 Cehaletin de bir kültürü olabilir mi?
》 Cehalet doğası gereği bilgim dışında olduğuna göre, cehaleti nasıl anlayabilirim?
》 Cehaleti anlamaya dair her girişim onu değiştirmek, her başarılı girişim onu mahvetmek anlamına mı gelmeli?
》 Bilgi nedir? Bilginin ne olduğunu bile bilmiyorken bilginin eksikliğini bilmeye nasıl cüret edeceğiz?
》 Bildiğim şeyi nasıl bilebilirim?
》 "Nasılını bilmemek" bir cehalet türü müdür?
》 Unuttuğumuz veya hiç öğrenmediğimiz şeyler aynı epistemik konumda mıdır?
》 Platon'un Devlet'indeki "mağara alegorisi" bize cehaletle ilgili neyi anlatmak istiyor?
》 Bilmediğini bilen birisi için, cehaletini azaltma yolu, çok daha kolay katedilebilir ama ya bilmediğini bilmeyen birisi bunu nasıl öğrenir?
》 Yanlış bir inanca inanmak da, az da olsa bir bilgi seviyesinin olduğuna işaret eder mi?
Vs. Vs. Vs.