Kader, üst komşusu Zeynep ablasına gittiğinde okuduğu kitap "Ceket"i görüp merak eder. Kıyafeti için şal almaya çıktığında, gardrobunda kanlı bir ceket bulur, bu ceket kitaptaki ile aynıdır, sebebini sorar. Zeynep kitabı okuyunca konuşmak üzere Kader'e kitabı verir.
Kadir kötü bir çocukluk geçirmiştir, babası onu okutmamış ve kendi demir atölyelerinde çalıştırmıştır. Bir gün babası eve bir kadınla gelir, başta annesi sussa da sonradan ipler kopar. Kadir annesi ve kardeşleriyle İstanbul'a göç eder.
Bir gün düğünde gördüğü Zeynep adlı kıza aşık olur, kızdaki eksiklik onu hiç soğutmaz, hatta günden güne aşkı daha da güçlenir. Zeynep ise buna karşı
çıkar "imkansızım" diye Kadir'e mektup yazar. Ailesi Zeynep'e devamlı baskı yapar. Kadir vazgeçmeden devamlı evin karşısında bekler, tuğla boşluğuna
mektuplar bırakır, oradan cevabını alır.. Bir gün buluşmaya çıkarlar,
ama beklenmedik olaylar yaşarlar.
Kadir her şeye rağmen Zeynep'ten vazgeçmez.. Zeynep'i istemeye giderler, ama babası ben kızımı kendi gibi eksik birine vereceğim diye onları reddeder. Kadir geri döndüğünde akılalmaz bir eyleme girişir, Zeynep'le evlenmek için yazgısını zorlar. Üstelik kendisini eksiltemeye dahi razıdır. Bu yaptığı onu yaşam boyu sürecek bir eksikliğe sebep olur. Ama bunu hiç umursamaz.
Kader kitabın son sayfasına geldiğinde okudukları kafasında bir belirsizliğe neden olur ve soluğu Zeynep ablasının evinde alır. Kitabın eksik sayfalarını ister.
Kitaba göre Kadir, çok sevdiği Zeynep için çok çileler çekmiş ve sonunda kansere yenik düşmüştür. Üstelik karısı Zeynep ona Karaciğerini verip
kurtarabilecekken, bunu yapmamıştır.
Kader bunun doğruluğunu Zeynep ablasını sorgularken anlar ve çok farklı bir gerçekle yüzleşir. O zaman "Her görünenin gerçek olmadığı, her gerçeğin de göründüğü gibi