Cinsel Ahlakın Boy Göstermesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
150
Gösterim
Adı:
Cinsel Ahlakın Boy Göstermesi
Baskı tarihi:
Ocak 2003
Sayfa sayısı:
214
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753880695
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Payel Yayınları
Çok canalıcı bir sorunun, cinsel arzuların bastırılmasının kökeninin araştırılmasından yola çıkan, cinsel bozukluklarla sinir hastalıklarını tarih içerisindeki yerlerine oturmaya çalışan bu girişim, Morgan'ın, Engels'in ve özellikle Malinowski'nin Trobriand Adaları'nda yaşayan ilkel insanların cinsel yaşamları ve alışkıları konusundaki gözlemleri, Reich'ın bakımevinde edindiği hekimlik deneylerini doğrulamıştır.
214 syf.
Bu kitabı okumadan önce Reich hakkında biraz bilgi edinmenizi ve bunun öncesinde Reich'in Bedensel Boşalmanın İşlevi eserini okumanızı öneririm.
Bedensel boşalma-orgazmın, hangi toplumsal koşullar halinde problem haline geldiğini, cinsel bastırmanın yarattığı o tutucu ve zorba ahlak anlayışının hangi cinsel, ruhsal sorunlara yol açtığını, bu zorba ahlakın kökenini ve ilkel toplumlarda cinsel ahlakın hangi evrelerden bugüne geldiğini anlatıyor kabaca.

Reich bunu yaparken Malinowski'nin antropolojik bulgularından yararlanıyor. Malinowski'nin Trobriand adalarında Trobriandlar üzerinde yaptığı araştırmalar sonucu Trobriand toplumunda anaerkil bir düzen görülüyor. Çocukların cinselliğe adım atmaları, cinselliğe oyunlarla başlamaları ebeveynler tarafından ilginç karşılanmıyor ve doğal. Gençlerin cinsel yaşamına ilişkin de özgürlük hakim. Cinselliğin baskılanması ve baskıcı bir ahlak uygulanması söz konusu değil. Bunda düzenin anaerkil oluşunun payı var.

Reich ne oldu da anaerkillikteki özgür cinsel ahlakın yerini baskıcı cinsel ahlak aldı sorusunu irdeliyor. Buna geçmedwn önce baskıcı cinsel ahlakın bireyde neler yarattığını inceliyor. Cinselliğin engellenmesi, bastırılması, cezalandırılması zorla evlilik, cinsel işlev bozukluklarına ve sinir hastalıklarına yol açıyor. Baskıcı cinsel ahlak olumlu bir düzen getirmediği gibi tam tersine cinsel sapıklıkların, saldırganlıkların da kökeni. Özgür cinselliğin engellenmesinin bireyde yarattığı bu ruhsal ve bedensel aksaklıklar cinselliği bilinçaltına itmeye yol açıyor. Sonucunda da iki yüzlü bir ahlakın doğduğunu tahmin edersiniz. Bkz: dinci ahlakı.

Cinsel etkinliğe düşman ahlakın kökeninde ise kârın, mülkiyetin, anamalcılığın ortaya çıkışı var. Engels'in Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni'ndeki bulguları doğruluyor Reich. Bu durum da anaerkilliğin çöküşüne yol açıyor adım adım. Sinir hastalıkları ataerkil toplum düzeninin bir sonucudur.

Anaerkil toplum düzeni Morgan'la Engels'in de savunduğu gibi tarihin ilk çağlarından beri vardır. Ataerkilliğe daha sonra geçilmiştir. Ataerkilliğin hep varolduğu savını destekleyenleri de çürütmekle birlikte ataerkilliğin mülkiyet, evlilik, anamalcılık gibi kurumsal ve iktisadi sorunlarla birlikte yürüdüğüne değiniyor.
Evlilik en çok erkeğin işine yarıyordu çünkü kadından alacağı yüklüce bir çeyiz, yiyecek yardımı vardı. Kadının mülkü evlilikle erkeğe geçiyordu. Evlilik kadının cinsel özgürlüğünün de toplumsal anlamdaki olumlu konumunun da çöküşü oldu. Mülk ve miras ilişkisi ataerkilliği pekiştiren bir unsur oldu.

Ataerkilliğe geçiş sömürenlerle sömürülenler gibi sınıf ayrımlarının ortaya çıkmasına yol açtı. Buyurgan ataerkil toplum zorlama evlilikten, cinsel baskıdan çıkar sağlıyordu. Yaratılan zenginlikler erkeğin akrabalarına gidiyordu. Ataerkillik bu gücünü sınıf ayrımından alıyordu. Tek eşlilikte bu sınıf ayrımında zenginliklerin tek bir kişide toplanmasından doğmuştur.

Reich materyalist Marksist bir çizgide analizlerde bulunduğu gibi cinsel yaşama düşman ahlakın kökeninde sınıf ayrımı vardır. Zengin tabaka fakir tabakayı sömürebilmek ve kontrol altında tutabilmek için bu ahlakı yeniden üretir ve aile aracılığıyla benimsetir. Bu konuya Faşizmin Kitle Ruhu Anlayışı'nda daha detaylı değinir.

Ataerkillik, bastırılmış cinselliği içeren ahlakçı düzen ve kapitalizmin iktisadi çıkarları aynı kabın içinde aynı amacın peşindedir daha özetle.
Tam anlamıyla gelişmiş cinsel yaşamın sürekli bir sevda küskünlüğüne yer bırakmadığını görüyor, bizim gençliğin başlıca özelliği olan mutsuz sevi eğilimini daha iyi anlıyoruz şimdi; söz konusu eğilim, en son doyumu önleyen engellerle açıklayabileceğimiz, cinsel arzunun yöneldiği nesnenin abartılarak değerlendirilmesinden doğmaktadır. Anlı şanlı eğitimbilimcilerimiz, birtakım sayılamalara dayanarak, cinsel duyguculuğun ve karamsar şiirlerin "gençliğin temel nitelikleri" olduğunu saptamakla yetinmektedirler. Bunların, insanın içgücünü yokeden durum ve koşullarda büyüyen bizim gençlerin erginlik çağı nitelikleri olduklarına kuşku yoktur.
Freud’un görüşü anayla oğul arasında kurulan cinsel ilişkiye dayanmaktadır; oysa asıl önemli olan, kız ve erkek kardeşler arasındaki cinsel ilişkiydi. Roheim, varsayımında bir totem hayvanınm varlığına dayanmakta, ilk baba’nın varlığını bundan çıkarmaktadır. Bunun içinse, ilkin, totem hayvanının daha işin başında ilk babayı simgelediğini kanıtlamak gerekirdi. Ananın kızkardeşin, yani cinsel ilişki kurmak istenen en yakın kandaşın, totemin de baba’mn yerini aldığını öne süren yorumu destekleyen akılyürütmeler, tarihsel kanıtlara dayanmadıkça, inandırıcı olamazlar.
... Tıpkı zorba siyasal yönetimde çocuğun buyurgan bir tutumla baskı altına alınmasının ereğinin onda uyrukluğa hazır bir kişilik yapıcı yaratmak oluşu gibi —burada ana-baba
yerleşik düzenin yürütme organları, aile de öğreti fabrikasıdır—, anaerkil toplum da, öğretisel alanda, bu toplumun toplumsal öğretileriyle çocuk topluluklarından başlayarak el ele veren zihinsel gelişmeyi kendi akışına bırakarak niteliğini koruduğu ölçüde kendini yenileyip sürdürür.
... buyurgan toplum, belli bir nedenden ötürü, zorlama evlilikten çıkar sağlamaktadır.
Evlilik bütün hakları elinden alınmış kadınla çocuklara toplumsal güvence getirmekte, İktisadî açıdan baba soyundan mirasçı adaylarının haklarını saptayıp korumakta, ataerkil ailenin belkemiğini, ataerkü öğretinin çoğaltıldığı fabrikayı oluşturmaktadır, gerici toplum içersindeki siyasal işlevi de budur zaten.
Trobriand Adası’nda yaşayan insanlar arzularına egemen olamamayı değil, cinsel gereksinimlerini giderememeyi, hastalıklı cinsel saldırganlığın temeli sayılan bu yeteneksizliği kınamakta, küçük görmektedirler. Her gün sevişebilen, cinsel arzulara ket vurmak diye bir şey tanımayan Trobriandların genel tutumlarına baktığımız zaman, bunu açıkça görebiliriz.
Freud, cinsel arzuların bilinçaltına itilmesinin, ekinsel (culturel) evrimin başlıca koşulu olduğunu öne sürer; Freud’a göre, kafa eğitim ve üretimi, bastırılan cinsel yaşam üstüne kurulur. Belli bir süre bu açıklama doyurucu gözükebilirdi, ama önünde sonunda, cinsel açıdan hastalıklı insanla sinir hastası bireyin, ekinsel alanda, cinsel yönden sağlıklı ve doyumlu insanla yarışamayacağını görüp kabul etmek gerekti.
Sinir hastalığı, cinsel arzuların bilinçaltına itilmesinin, cinsel enerjinin durgunlaşmasının sonucudur; hastalığın geçmesi, bilinçaltına itmenin ortadan kaldırılmasına, sağlıklı bir cinsel yaşamın kurulmasına bağlıdır; oysa, bu kesin yöntemin uygulanması, her yerde, toplumsal yaşamın buyruklarıyla çatışmaktaydı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cinsel Ahlakın Boy Göstermesi
Baskı tarihi:
Ocak 2003
Sayfa sayısı:
214
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753880695
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Payel Yayınları
Çok canalıcı bir sorunun, cinsel arzuların bastırılmasının kökeninin araştırılmasından yola çıkan, cinsel bozukluklarla sinir hastalıklarını tarih içerisindeki yerlerine oturmaya çalışan bu girişim, Morgan'ın, Engels'in ve özellikle Malinowski'nin Trobriand Adaları'nda yaşayan ilkel insanların cinsel yaşamları ve alışkıları konusundaki gözlemleri, Reich'ın bakımevinde edindiği hekimlik deneylerini doğrulamıştır.

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Eylem Evrim Denizel
  • somun
  • Batuhan
  • Ezgi altuğ
  • Savaş Symz
  • Erim Asya

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%33.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0