Çocukluğumu Bindirdim Tramvaya O Gitti Ben Kaldım Yaya

·
Okunma
·
Beğeni
·
57
Gösterim
Adı:
Çocukluğumu Bindirdim Tramvaya O Gitti Ben Kaldım Yaya
Baskı tarihi:
Şubat 2021
Sayfa sayısı:
321
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052987728
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Müjdat’la Fatih’te doğduk, Karagümrük Ortaokulu ve Vefa Lisesi’nde okuduk. Bu nedenle birçok ortak arkadaşımız oldu. Geçenlerde bunlardan biri olan Ataman’la (Dilgin) konuşuyorduk. Söz döndü dolaştı, her zaman olduğu gibi Müjdat’a geldi. Onun tiyatroya, öğrenci yetiştirmeye, eğitime ve iyiliklere adanmış yaşamından söz ederken, nasıl oldu anlamadım, ikimiz de aynı anda “Müjdat adamdır. Hem de çok iyi bir adamdır” dedik.

TRT’de çalışırken Tunceli Ovacık’a gitmiştik. Bizi Munzur Nehri’nin kırk gözeden adeta süt gibi, bembeyaz köpükler saçarak doğduğu yere götürdüler. Eğilip kana kana içtiğim çok soğuk ve berrak suyun tadını hâlâ damağımda hissederim.

Ben Müjdat’ın hayatını, o kaynaktaki gibi hiçbir kirin karışmadığı bir akarsuya benzetirim. Kitabı okurken gürül gürül akmaya devam eden bu tertemiz sudan, siz de bir yudum alacak ve tadına doyamayacaksınız…

Gözle görünmeyen ölümcül virüsle savaştığımız süreçte yayımlanan bu kitabın en sevdiğim yanı; hem kolay okunması hem de umut verici olması… “Umutsuz yaşanmaz. Hele bir sanatçının umudu yoksa geleceği de yoktur. Umut sanatın ekmeğidir, suyudur. Umutsuz olursan sanat yapamazsın. Sanat umutla beslenir. Gıdasıdır umut sanatın. Sanatçı hiçbir durumda umudunu yitirmez. Çünkü umut biterse dünya durur. Umut ayrıca emek de ister. Emeksiz olmaz. Hayat da emek ister” diyor Müjdat. Ve hayata verdiği emeği anlatıyor. Son dönemde emeğine yapılan haksızlığı da…

Büyük konuşmadan, ahkâm kesmeden, bilgiçlik taslamadan, tam tersine kendisiyle dalga geçerek hayatından kesitler, anılar ve dostlarından portreler sunuyor. Ben dört saatte bitirdiğimde içimden “Keşke daha çok yazsaymış” dedim. Bakalım siz ne diyeceksiniz?..
Uğur Dündar
Ayşe Başak Gürel
Ayşe Başak Gürel Çocukluğumu Bindirdim Tramvaya O Gitti Ben Kaldım Yaya'yı inceledi.
321 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
''Çocukluğumu Bindirdim Tramvaya O Gitti Ben Kaldım Yaya'' Müjdat Gezen'in hayatından kısa kısa anılardan oluşuyor. Eğlenceliydi. Okurken çok keyif aldım. Okumanızı tavsiye ederim. Çayınızı kahvenizi alın okuyun. Keyif alacaksınız.
Kitap Sever Psikolog
Kitap Sever Psikolog Çocukluğumu Bindirdim Tramvaya O Gitti Ben Kaldım Yaya'yı inceledi.
321 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Beğenerek okudum.Müjdat Gezen’in ilk okuduğum kitabı idi.Anılarından oluşan bir kitap.Akıcı ve güzeldi.Akşamımı güzelleştirdi.Daha yakından tanıma fırsatı buldum.Tavsiye ederim.
"Çocuk parklarındaki kaydıraklara iyi baktınız mı hiç? Ben hayatı o kaydıraklara benzetirim. Minik bir çocuk düşünün. Kaydırağın merdivenlerinden yukarı o kadar yavaş adımlarla çıkar ki. Sonra düzlüğe gelir. Oradan kaydırağın başına ve kendini aşağıya bırakır. Birkaç saniye sürer aşağıya inmesi. O kadar zahmetle çıktığı, dakikalar alan yolculuğu birkaç saniyede sonlandırıverir... İşte hayat da tam da böyle bir şey. İlk yılları geçerken farkında bile olmuyorsunuz. Ama yaşlılıkta sonlara doğru gelirken, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile." - Müjdat Gezen

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çocukluğumu Bindirdim Tramvaya O Gitti Ben Kaldım Yaya
Baskı tarihi:
Şubat 2021
Sayfa sayısı:
321
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052987728
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Müjdat’la Fatih’te doğduk, Karagümrük Ortaokulu ve Vefa Lisesi’nde okuduk. Bu nedenle birçok ortak arkadaşımız oldu. Geçenlerde bunlardan biri olan Ataman’la (Dilgin) konuşuyorduk. Söz döndü dolaştı, her zaman olduğu gibi Müjdat’a geldi. Onun tiyatroya, öğrenci yetiştirmeye, eğitime ve iyiliklere adanmış yaşamından söz ederken, nasıl oldu anlamadım, ikimiz de aynı anda “Müjdat adamdır. Hem de çok iyi bir adamdır” dedik.

TRT’de çalışırken Tunceli Ovacık’a gitmiştik. Bizi Munzur Nehri’nin kırk gözeden adeta süt gibi, bembeyaz köpükler saçarak doğduğu yere götürdüler. Eğilip kana kana içtiğim çok soğuk ve berrak suyun tadını hâlâ damağımda hissederim.

Ben Müjdat’ın hayatını, o kaynaktaki gibi hiçbir kirin karışmadığı bir akarsuya benzetirim. Kitabı okurken gürül gürül akmaya devam eden bu tertemiz sudan, siz de bir yudum alacak ve tadına doyamayacaksınız…

Gözle görünmeyen ölümcül virüsle savaştığımız süreçte yayımlanan bu kitabın en sevdiğim yanı; hem kolay okunması hem de umut verici olması… “Umutsuz yaşanmaz. Hele bir sanatçının umudu yoksa geleceği de yoktur. Umut sanatın ekmeğidir, suyudur. Umutsuz olursan sanat yapamazsın. Sanat umutla beslenir. Gıdasıdır umut sanatın. Sanatçı hiçbir durumda umudunu yitirmez. Çünkü umut biterse dünya durur. Umut ayrıca emek de ister. Emeksiz olmaz. Hayat da emek ister” diyor Müjdat. Ve hayata verdiği emeği anlatıyor. Son dönemde emeğine yapılan haksızlığı da…

Büyük konuşmadan, ahkâm kesmeden, bilgiçlik taslamadan, tam tersine kendisiyle dalga geçerek hayatından kesitler, anılar ve dostlarından portreler sunuyor. Ben dört saatte bitirdiğimde içimden “Keşke daha çok yazsaymış” dedim. Bakalım siz ne diyeceksiniz?..
Uğur Dündar

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Özge Tekbıyık
  • Kitap Sever Psikolog
  • Ayşe Başak Gürel
  • mrtdgdvrn

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0