Çok Tuhaf Çok Tanıdık (Vesikalı Yarim Üzerine)

·
Okunma
·
Beğeni
·
334
Gösterim
Adı:
Çok Tuhaf Çok Tanıdık
Alt başlık:
Vesikalı Yarim Üzerine
Baskı tarihi:
Şubat 2005
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753425025
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Lütfü Akad'ın 1968 tarihli kült filmi Vesikalı Yarim, seyircisini sıradışı bir deneyime sürükler. Herşey bir Yeşilçam melodramından bekleneceği gibidir, çok tanıdıktır. Ama aynı zamanda çok tuhaf birşeyler vardır bu filmde ? adı koyulamayan, açıklamaya direnen, onu diğer Yeşilçam filmlerinden ayıran bir tuhaflık...

Bir grup çalışması olan Çok Tuhaf Çok Tanıdık işte bunun nedenini araştırıyor. Vesikalı Yarim?i unutulmaz bir sanat yapıtı haline getirenin tam da bu özelliği olduğunu, içinde yer aldığı sinema geleneğinin bildik, tanıdık motiflerini taşıdığı halde bunlara farklı anlatısal ve estetik çözümler getirdiğini söylüyor. Filmin anlatısal içeriği kadar, estetik özelliklerine de hakkını veren bir çözümleme tarzı var bu incelemenin. Bir yandan filmin Türk modernleşmesinin temel sorunlarıyla bağını sergilerken, diğer yandan filmin biçimsel yapısının, başta hiç düşünülmemiş içerikleri mümkün kılan, onların yolunu açan mantığını ortaya çıkarıyor.

Bir filmin, daha genelde bir kültürel ürünün nasıl "okunabileceğinin" başarılı bir örneği olarak sunuyoruz bu kitabı. Şu sorulabilir: Seyretmek ve keyfini çıkartmak varken neden deşifre etmeye çalışalım ki bir filmi? Kendisiyle yapılan söyleşide filmin yönetmeni Akad da böyle diyor. Cevaplardan biri, sanatı sanat yapan şeyi gerçekten öğrenebilmek içindir. Ama galiba başka bir cevap daha önemli: Yeniden büyülenebilmenin ilk şartı, önceki büyülerden kurtulabilmektir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
"Vesikalı Yarim, Orhan Pamuk'un Kara Kitap'ında. (1990) ise Galip'in kayıp karısı Rüya’nın izini sürerken içine düştüğü metinlerden biridir. Romanda, karısını bulmaya çalışan Galip'in hikâyesiyle İstanbul'a, Türkiye'ye, Türkiye modernleşmesine dair hikâyeler iç içe geçirilir. Bu iki düzeyin çakıştırılarak, bir biri içinden doğarak anlatıldığı romanda bir hikâyeden ötekine sürüklenen Galip, Vesikalı Yarim filminin sahneleri içine, ünlü yıldızların kıyafetlerini giyen, takılarını takan, pozlarını, duruşlarını, sigara içişlerini taklit eden benzerlerinin çalıştığı bir genelevde Türkân Şoray'ın taklidiyle tanışarak girer."
"Vesikalı Yarim, hayatlarında olağanüstü durumlar bulunmayan sıradan insanların günübirlik yaşantılarını anlatan; zaman ya da mekânla ilgili herhangi bir yabancılaştırın etkiden kaçınan; öyküyü şimdiki zamana ve "buraya" yerleştiren; gerçek mekânları kullanan; kamerayla konusu arasına belirli bir mesafe koyan; hareketi mizansene dayalı olarak elde eden; uzun, toplu çekimlerden oluşan bir filmdir. Bunların yanı sıra, çekimler göz hizasına yakın konum ve açılardan yapılmış, optik hareketlere ve filtre kullanımına başvurulmamıştır."
"Melodramda cinsel arzu genellikle aşk olmadığında temsil edilir. Aşkla ve aşk için birleşmenin mümkün olabilmesinin koşulu cinselliğin bastırılması ya da yüceltiİmesidir; dudaktan değil alından öpmek gibi. Bu anlamda melodram, kadını sevgi ve cinsellik nesnesi olarak ikiye böler; cinsellik nesnesi felaket getiren, baştan çıkaran öteki kadın karakterken, sevgi nesnesi iyi kalpli, saf kadın karakterdir. Ancak birçok melodramdan farklı olarak Vesikalı Yarim bu bölme işlemine girişmez. Sabiha, filmin isminden de anlaşılacağı üzere hem vesikalı hem de yar'dır. Bu birleştirme Sabiha’nın, bir erkeğin iki fantazi çerçevesinin iç içe geçtiği aralığa yerleştirilmesine sebep olur; Sabiha bu boşluğu dolduracağı farz edilen nesnedir. Her ne kadar film kadını sevgi nesnesi ve cinsellik nesnesi olarak bölme işlemine girişmese de bu işlemin kaçınılmazlığıyla biter. Halil'in fantazisi filmin isminde olduğu gibi imkânsız bir biraradalığı taşır bünyesinde. Filmi harekete geçiren, iki fantazi çerçevesinin çakışabileceği vaadidir; bu, filmin üzerinde durduğu keşke zeminidir."
"Vesikalı Yarim" neden bir kült filmdir? Filmi sadece Sabiha-Halil öyküsü olmaktan çıkaran ve onu birçok imkânsızlığın göstereni haline getiren nedir? Bu çalışmada, filmin üzerine kurulduğu kadın-erkek (aşk) ilişkisindeki imkânsızlığın ya da belki Yeşilçam’da onlarca filmde karşımıza çıkan "imkânsız aşk/arzu" temasının Vesikalı Yarim'de neden ayırt edici bir nitelik kazandığını, temanın işlenme biçiminin filmin "kült film" oluşunu nasıl etkilediğini, dahası filmin "imkânsız aşk/arzu" temasıyla tarihsizleşerek Türkiye’nin toplumsal hafızasında neden önemli bir yer edindiğini anlatısal ve biçimsel özellikleri çözümleyerek göstermeye çalışacağız."
Örneğin Orhan Veli'nin "Tahattur" adlı şiiri vesikalı yarim'e yazılmış bir şiirdir: "Alnımdaki bıçak yarası/Senin yüzünden/Tabakam senin yadigârın/'İki elin kanda olsa gel' diyor/Telgrafın/Nasıl unuturum seni ben/Vesikalı yarim?"
"İki esas karakterin karşılaşma anında seyirci daha çok Halil'in konumundadır ve Halil gibi seyirci de Sabiha'yla ilk kez karşılaşmaktadır. Burada öznellik ses aracılığıyla yaratılır. Halil'in gördüğü karşısında hissettiklerinin şiddeti ya da bir anda kendinden geçişi, onun çevresiyle ilişkisinin kesilişi aracılığıyla anlatılmış olur. Sabiha'nın sigarasının dumanları bu anı daha da gerçekdışı kılar."
"Sabiha'yla Halil'in karşılaşmalarından hemen önce "Bir Sevda Uğruna Ömrümü Verdim" şarkısı söylenmektedir. Sabiha'nın Halil'in bakışını büyülü bir nesne gibi doldurduğu anda müzik kesilir; Halil ondan başka her şeye kör ve sağır olmuştur. Etraftaki tüm sesler ve imgeler kaybolur. Bu sahne, hem şarkının sözleriyle hem de şarkının kesintiye uğradığı andaki sessizlik ve bu sessizliğin yerine geçen Sabiha'nın büyülü imgesiyle filmin çağırdığı halet-i ruhiyeyi özetler."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çok Tuhaf Çok Tanıdık
Alt başlık:
Vesikalı Yarim Üzerine
Baskı tarihi:
Şubat 2005
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753425025
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Lütfü Akad'ın 1968 tarihli kült filmi Vesikalı Yarim, seyircisini sıradışı bir deneyime sürükler. Herşey bir Yeşilçam melodramından bekleneceği gibidir, çok tanıdıktır. Ama aynı zamanda çok tuhaf birşeyler vardır bu filmde ? adı koyulamayan, açıklamaya direnen, onu diğer Yeşilçam filmlerinden ayıran bir tuhaflık...

Bir grup çalışması olan Çok Tuhaf Çok Tanıdık işte bunun nedenini araştırıyor. Vesikalı Yarim?i unutulmaz bir sanat yapıtı haline getirenin tam da bu özelliği olduğunu, içinde yer aldığı sinema geleneğinin bildik, tanıdık motiflerini taşıdığı halde bunlara farklı anlatısal ve estetik çözümler getirdiğini söylüyor. Filmin anlatısal içeriği kadar, estetik özelliklerine de hakkını veren bir çözümleme tarzı var bu incelemenin. Bir yandan filmin Türk modernleşmesinin temel sorunlarıyla bağını sergilerken, diğer yandan filmin biçimsel yapısının, başta hiç düşünülmemiş içerikleri mümkün kılan, onların yolunu açan mantığını ortaya çıkarıyor.

Bir filmin, daha genelde bir kültürel ürünün nasıl "okunabileceğinin" başarılı bir örneği olarak sunuyoruz bu kitabı. Şu sorulabilir: Seyretmek ve keyfini çıkartmak varken neden deşifre etmeye çalışalım ki bir filmi? Kendisiyle yapılan söyleşide filmin yönetmeni Akad da böyle diyor. Cevaplardan biri, sanatı sanat yapan şeyi gerçekten öğrenebilmek içindir. Ama galiba başka bir cevap daha önemli: Yeniden büyülenebilmenin ilk şartı, önceki büyülerden kurtulabilmektir.

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • ayça0701
  • Tuncay Fou
  • Uğur
  • A. Taşarsu
  • Saat3olmus
  • Feylesof:
  • Geyikli Gece

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0