Adı:
Tasmalı Güvercin
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
104
ISBN:
9789750736155
Kitabın türü:
Yayınevi:
Can Yayınları
İkinci kaptanla üçüncü çarkçı hiç keyif almadıkları her hallerinden belli olan bir bıkkınlıkla bağırışsız, küfürsüz, yorumsuz tavla oynuyorlar. Her an bırakıp kamaralarına çekilebilirler. Ben de elime geçirdiğim, iyice yıpranmış, hamur gibi olmuş elli ikilik desteyle kâğıt falı açıyorum. Biraz sonra kamarama gidip dolabımdaki stoktan (gemide içki içmek yasak olmasına karşın, kaptan ve çarkçıbaşı dahil herkesin dolabı ağzına kadar içki doludur) bir şeyler içip kitap okumayı düşünüyorum.

Tasmalı Güvercin, öykücülüğümüzün son dönemine damgasını vurmuş yazarlardan birinin, Cemil Kavukçu'nun çok önemli bir ustalık yapıtı. Kavukçu, okurunu bambaşka bir dünyaya götürüyor. Sessiz kasabaların birer kartpostal gibi hareketsiz görünümlerinin ardında yaşanan tekinsiz, ama alabildiğine renkli dünyasına... Bugüne kadar hakkında sayısız yazı yazılan Kavukçu, Fethi Naci'yi haklı çıkarıyor: Elini neye değse öykü oluyor.
Uzun bir aradan sonra hizlandırılmış okuma moduna almışken kendimi şu ara mevsimlerden olsa gerek kisa kitaplara ağırlık vermek istiyorum.Aklımda belirledigim listeyi bitirmek için çabalarken liste dışındaki yazar "Cemil Kavukcu" ısrarla okumam gerektiği noktasında göz kırpmaya başlamisti,israrlara dayanamadım okudum ben de :) Erhan
Bey de sağ olsun etkili oldu bu konuda farkında olmadan öncülük ederek.. İyi ki okumuşum.İlk defa tanıştığım bir yazar için bu şekilde yorumda bulunmak belki tuhaf gelebilir size ama "SEVDIM".Cemil Kavukcu ne yazarsa okurum gerçekten.Öyle üst üste değil ama ara sıra oykulerinde kekremsi bir tat almak için ,bazen otekilestirilmis, dışlanmış yaşamlarin hanesinde dinlenmek ,dinlenirken de demlenmek için.Öyle uzaklarda aramayın yazari kendi içimizde ,Anadolu'nun bağrindan yani kesfedilmesi gereken güçlü bir kalem .

Kendinize yakın hissettiğiniz kişileri her anlamıyla tanımak,baginizi kuvvetlendirmek istersiniz ya ;ben de az da olsa Cemil Kavukcu'yu araştırmaya, anlamaya, tanımaya çalıştım.Bundan dolayı biraz kendisini tanıtmak istiyorum öncelikle.Çünkü yazdığım incelemeler benim için çok kıymetli ve arsivim oluşsun istiyorum geleceğe yönelik.Bundan dolayı kendime iyilik etmek için emek vermeye de çabalıyorum.Henüz yeni de olsam edebiyatı seviyorum ya.Yazar küçük yaştan beri kitap okuyan ve okumayı çok seven birisi.Okuduğu her kitapta roman karakterlerini kendisine yakın bulduğunu,kendisini onların yerine koyduğunu,onlardan etkilendiğini ifade ediyor kendisini dinlediğim bir oturumda.Hatta düşünün "Rüzgar Gibi Geçti" kitabı var ya meşhur benim hala okumadığım tabiki,16 yaşında okumuş olduğunu ve oradaki Rhett karakterini kendisine yakın bulduğunu söylüyor.Fakat yazar okuduğu kitaplarda bir sürü dünya,bir sürü insanla karşılaşmış olmasına rağmen;
"Benim tanıdığım insanlari orada göremiyorum.Içinde yaşadığım toplumdaki insanlar bir türlü karşıma çıkmıyor,yaşadığım coğrafyada gözlemlediğim çok farklı yaşamlar vardı toplum dışına itilmis,fakat bir türlü karsilasmiyordum ."serzenisiyle okuduğu kitapların kendisini tatmin etmediğini ,eksik bir şeyler olduğunu ileri sürerek içinde yaşadığı toplumun sorunlarını kurgulayarak öyküye dönüştürmeye karar veriyor .Bir elestirmenin ifadesiyle "içinde yaşadığı dili öykü dili" haline getiriyor.

Bundan dolayı yazar oykulerinde otekilestirilmis,dışlanmış ,toplumun kıyısına suruklenmis,kistirilmis yaşamları,üzerinde pek durulmayan önemli sorunları keskin gozlemiyle edebiyatimiza kazandırmıştır.Aynı zamanda roman da yazmasına rağmen yazar kendisini oykucu olarak görmek istediğini ,öykünün daha cazip olduğunu ve keyif aldığını belirtiyor.Neden roman değil de oykuculuk diye sorulunca kendisine ; "Bir romancı taslagini hazırladıktan,yol haritasını çizdikten sonra masasının başına geçer ,oturup her gün çalışabilir.Ben bu tarzı sevmiyorum yani bir metnin benim üzerimde baskı yaratmasini,otur bugün de çalış demesini sevmiyorum.Öykü öyle bir zorlama getirmiyor bana .O bir coşku anidir.Bazen bir cümle ,bazen bir paragraf,bazen bir sayfa coşku bittiği an bırakıyorum kalemi günlerce birşey yazmıyorum.Benim edebiyatimin en hoşlandığım yani da disiplinsiz olması canımın istediği zaman yazmam."şeklinde açıklıyor .

Yazar öyküyü kediye benzettigini söylüyor.Kedi kendisini sevdirmek isterse seversin, istemiyorsa tırmalar seni.Öykü yazdırmak istiyorsa yazarsın, istemiyorsa tırmalar yazamazsın.

Yazarın oykulerinde kadın karakterlerin neden daha az,erkeklerin dünyasının ise neden daha yoğun işlendiği elestirmenlerce sorulunca;aslinda kadın karakterine dolaylı olarak (anne,abla vs.)degindigini ancak oykulerinde "Aşk " konusunu islemediği için okurların bu şekilde hissetmiş olabileceğini belirtiyor .Erkeklerin dünyasına yoğun olarak deginme sebebini ise ;"Kadın karakterini,erkek karakteri kadar canlı cizebilecegimi sanmıyorum.O konuda bir endişem var.En iyi bildiğim, en iyi tanıdığım zaaflarini,hayattan beklentilerini kirginliklarini,kırıklıklarını en iyi bildiğimi düşündüğüm bir dünyayı yazmak istiyorum."tanımış oldugu bir dunyayi daha kolay resmedebilecegini ifade ediyor.

Yine yazar önceleri oykulerinde surekli kasaba konusunu ele alma sebebini de kasaba korkusunun olduğunu,orada yasamak,orada kalmak ,oradan çıkmamak korkusunun oldugunu;orada kalırsa anlattığı kişiler gibi olacagi endişesini taşımış.Kasaba saplantisi kendisine 7 kitaba mal olmuş.

Tasmali Güvercin eserine gelince 11 oykuden oluşan kasabanın kamera arkası yasamlarina ışık tutulan ayni zamanda fantastik unsurlarla kurgulanan yazarın ustalık eseri.Yazar öyküyü "Görünmeyen " ve "Defter" olarak iki kısma ayirmis.Birinci kısımdaki Teferiç,Tasmali Güvercin,Eran Kaptan,Madalyon öykülerini sevdim.Defter kısminda da Gölge Içindeki Orman,İş konusu,Sarıkız Olayı öyküleri güzeldi.Genel olarak yazar kültürel yabancilasma,otekilestirilmis,dışlanmış,itilmis,
yaşam hakkı elinden alınmış,hor görülmüş,toplumun kıyısına suruklenmis,parsellenmis,
robotlasmis,simarmis,özgürlüğüne körü körüne baglanmakla boynuna tasma takılmış pek asinasi olmadığımız veya görmezden geldiğimiz yasamlarin,varoslarin içine çekiyor okurlarini.Görünmeyen yaşamları görünür hale getiriyor.Bu açıdan çok kıymetli buldum kendisini.Adeta onların yerine koyuyor yazar sizi düşündürüyor.Fethi Naci'nin “Elini neye değdirse öykü oluyor, tam bir anlatı ustası” ifadesiyle Sıcak Üçlemesi öyküsünde olduğu gibi çok rahatlıkla öykü cikarabiliyor yazar tebessümle.Acı hayatlara degindigi için buruk tatlar bırakıyor sizde yazar.Defter kısmında da öyküyü parçalıyor ,kesitlere ayırıyor sonra bir şekilde birleştiriyor.Postmodernsi bir tarz uyguluyor.Yazarın dili yalın,anlaşılır gayet akıcı.Gözlem gücü yüksek.Duyarlı.Diyaloglar mükemmel.Yer yer --bu kitapta çok fazla yoktu-- argo tabirlerle karsilasabilirsiniz.Yazarın ictenligi,samimiyeti,sıcaklığı kalemine yansımış.Adeta okurlarini okumaya ve de yazmaya {beni bile (!)} teşvik ediyor .Hatta kafamda öykü ile ilgili soru işaretleri vardı çoğunun cevabını buldum yazarın öykünun konusunu işleme tarzıyla .Öykü konusunda hatta sembolik ,dussel ogelerle ufkumu açtı,yol gösterdi diyebilirim.

Velhasıl efendim siz de benim gibi hala geç kaldiysaniz daha fazla bekletmeyin kendisini.

Meraklisina yazarı tanimak icin faydalandigim linkleri bırakıyorum .

https://youtu.be/NtNzMu15Lf4

https://youtu.be/GMh41pIrXrI

Keyifli okumalar ....
günümüz türk öykücülüğünün en iyi isimlerinden biri olan Cemil Kavukçu'yu daha önce çeşitli dergilerde duymuş ve Sait Faik- Orhan Kemal çizgisinde yazdığını öğrenince ilerde okurum diye not almıştım. çünkü Sait Faik de Orhan Kemal de severek okuduğum yazarlar. gelelim Cemil Kavukçu'nun öykülerine. yer yer Sait Faik- Orhan Kemal etkileri gördüm: sade, yalın bir dil ve içten, sıcak bir uslup; sıradan, küçük insanların yalnızlıkları, acıları, hüzünleri, sevinçleri...
öykü okumayı sevenlere tavsiye ederim. ben öteki kitaplarını okumaya karar verdim bile.
Yazar tanıma kitaplarımdan bir tanesi..İlk Cemil Kavukçu kitabım.Muhtelif dokunaklı ve etkisi bol hikayelerden ibaret güzel bulduğum bir kitap.Tanıdığıma memnuniyet duydum.
İlk defa okuduğum okurken büyük keyif aldığım bir yazar oldu #cemilkavukçu.
Yazdığı her öykünün,alt yapısında güzel dersler veren bir kitap diyebilirim.
.
Kitap iki kısımdan oluşmuş ilk kısıma -görünmeyen-,ikinci kısıma ise -defter- adı verilmiş kısaca hepsi birbirinden güzeldi diyebilirim
.
İlk kısımda Teferiç,Tasmalı Güvercin ve Eran Kaptan,ikinci kısımda ise İş konusu ve Sarıkız öykülerini çok beğendim..
Sokak köpeklerindeki hüzün ve yaşamın gizemini çözmüş gibi duran bilgelik hep etkilemiştir beni. Başı öne eğik, kuyruğu arka bacaklarının arasında, yürümekle koşmak arası adımlarla sokağın sağ yönüne doğru gidip gözden kayboldu.
“Bak,” dedi yol arkadaşım, “seni buraya biz çağırdık ve senin için toplandık. Azimlisin, evet. Ama bu yeterli değil. Neleri göze alabileceğin önemli bizim için. Yakında bir yol ayrımına geleceksin. Yönlerden biri bizi ve sefaleti gösterecek, öbürü ise rahat ve sıradan bir yaşamı. Senin ikinci yolu seçeceğini biliyoruz…”
“Hayır,” dedim.
“Sözümü kesme!” dedi yol arkadaşım. “Bunu seçeceğini biliyoruz, çünkü zayıfsın. Fiziksel sefaletten kurtulacaksın ama içsel bir sefalete düşeceksin. Çünkü sen buna da hazır değilsin.”
Ağacın dallarına toplaşmış kargaların yaygarasından başka ses yok. Gün yeni ağarıyor. Biten geceye mi sitem ediyor kargalar, günü mü karşılıyor, yoksa aralarında çözümlenememiş bir sorundan ötürü mü bu kıyameti koparıyor, belli değil. Dükkânların büyük bölümünün kepengi kapalı. Kimi vitrinlerin donuk ışığı vuruyor sokağa. Mankenler, rüyada görülen ölülere benziyor. Kent henüz uyanmamış. Üşütmeyen ama içini ürperten bir sabah serinliği var.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tasmalı Güvercin
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
104
ISBN:
9789750736155
Kitabın türü:
Yayınevi:
Can Yayınları
İkinci kaptanla üçüncü çarkçı hiç keyif almadıkları her hallerinden belli olan bir bıkkınlıkla bağırışsız, küfürsüz, yorumsuz tavla oynuyorlar. Her an bırakıp kamaralarına çekilebilirler. Ben de elime geçirdiğim, iyice yıpranmış, hamur gibi olmuş elli ikilik desteyle kâğıt falı açıyorum. Biraz sonra kamarama gidip dolabımdaki stoktan (gemide içki içmek yasak olmasına karşın, kaptan ve çarkçıbaşı dahil herkesin dolabı ağzına kadar içki doludur) bir şeyler içip kitap okumayı düşünüyorum.

Tasmalı Güvercin, öykücülüğümüzün son dönemine damgasını vurmuş yazarlardan birinin, Cemil Kavukçu'nun çok önemli bir ustalık yapıtı. Kavukçu, okurunu bambaşka bir dünyaya götürüyor. Sessiz kasabaların birer kartpostal gibi hareketsiz görünümlerinin ardında yaşanan tekinsiz, ama alabildiğine renkli dünyasına... Bugüne kadar hakkında sayısız yazı yazılan Kavukçu, Fethi Naci'yi haklı çıkarıyor: Elini neye değse öykü oluyor.

Kitabı okuyanlar 32 okur

  • Feritekin
  • Aşk-ı Bendi
  • A.Melike Cığır
  • inci
  • Duygu
  • aussteiger
  • Gltnmrb
  • şükriye tuğçe gümüş
  • Geyikli Gece
  • Aslı T.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (2)
9
%11.1 (1)
8
%22.2 (2)
7
%0
6
%22.2 (2)
5
%0
4
%11.1 (1)
3
%11.1 (1)
2
%0
1
%0