Adı:
Aynadaki Zaman
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750715181
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Edebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu, öyküseverlerin yakından tanıdığı ve tutkuyla izlediği kocaman bir öykü dünyası yarattı. Öykücülüğümüze, daha önce hiç ele alınmamış yepyeni tipler kattı. Taşralı genç erkeklerin dünyasını, olanca yalınlık ve gerçekliği ile anlatırken, insanın kendisi için yarattığı katı evreni tüm içtenliği ile tasvir etti.

Aynadaki Zaman, yazarın, kendi öykü evrenini zenginleştirme kararının bir ürünü. Kavukçu bir yandan alıştığımız çevreleri; denizi, denizcileri, kasabayı, yapayalnız kent insanını ele alırken bir yandan da gerçekdışına, fanteziye, kelimenin tam anlamıyla "alacakaranlığa" yöneliyor bu kitabında. Okurların, gittikçe büyüyen ve zenginleşen bu olağanüstü öykü dünyasından nice hazlar derlemeleri dileğiyle...
Aynadaki Zaman, on tane birbirinden güzel öyküden oluşuyor. Cemil Kavukçu yine daha önceden tanımadığım bir yazardı. Kendisiyle, benim klasik 'kütüphaneden rastgele aldığım bir kitaptı' faaliyeti ile tanışma imkanı buldum. Kitaptan tek kelime ile söz edecek olsam, "deniz" kelimesini seçerdim. Şahsen, denizi ve denizciliği çok seven bir insan olarak söyleyebilirim ki, Cemil Kavukçu burnuma deniz kokusunu getiren yazar olmuştur.

Öykülerin tümünün genel teması deniz üzerine kurulu değil tabii ki; deniz, öykülerinde birleştirici bir etmen görevi görüyor. Bu açıdan, benim için Cemil Kavukçu'nun diğer öykücülerden farkı, öyküleri arasında bağlantılar kurması diyebilirim. On tane öykünün hepsi de birbiriyle ilgili; birbirleriyle kimi yerlerde kesiştiğini fark ediyorsunuz, kimi yerlerde ise daha önceki öykülerde karşınıza çıkan karakterlere rastlıyorsunuz. Bu, aslında bütünleyici bir etmen görevi görüyor. Öyle ki, kimi öyküler tek başına hiçbir anlam ifade etmez iken başka bir öykü onu tamamlayabiliyor.

Yazar, yazım dili olarak sokak dilini kullanmış. Argo kelimelere rastlanabiliyor. Bu, elbette ki kitabın gerçekçiliğini artırıyor. Hayatın gerçekçiliğini bir tek bununla değil birçok 'yansıma' ile yansıtmış (ki sadece argo dili ile hayatın gerçekçiliğini yansıtmış olsaydı herhangi bir yazardan farkı kalmazdı.). Hayatın insanlara küçük gelse de aslında ne denli geniş olduğu anlatılmış. Hayatta bizler için hiçbir önemi olmayan bir ayrıntının bir başkası için hayata tutunma kaynağı olduğu gözler önüne serilmiş.

Deniz ve denizcilik konusuna gelecek olursam: Deniz kavramı, hikayeler arasında ayrılmaz bir yere sahip. Öykülerin birbirleri ile kesişim noktası deniz diyebilirim. Bu, hem bildiğimiz "deniz" kavramı ile, hem de insanın iç dünyasını yansıtan, insanın kendi 'yaşam denizindeki' git - gel kavramları kastedilerek yapılmış. Hem zaten, en büyük deniz insanın içindeki deniz değil midir? Okyanusları aşan insan, kimi zamanlar bir başka insanın içindeki denizleri aşamamıştır. Belki de aşamayacaktır da. Ve yine bir ihtimal insanın içindeki denizdeki gel - gitlerin sırrını asla çözemeyecektir. İşte bu 'çözemeyişleri' de anlatmış Kavukçu bizlere.

Diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumak istiyorum. Kendi adıma yeni bir öykücü daha keşfettiğim için çok mutluyum. Cemil Kavukçu'yu herkese tavsiye ederim. Sizleri kimi zaman gerçek denizlerde yolculuklara, kimi zaman da insanın iç dünyasındaki denizlerdeki fırtınalarda keşfe çıkarıyor. Kendi denizlerimizde usta bir kaptan olmamız dileğiyle...
Cemil Kavukçu ismi sadece duymuş olduğum kendisi veya kitapları hakkında hiçbir şey bilmediğim bir isimdi. Aynadaki Zaman kitabı ile tanışmış olduk ve iyi ki de tanışmışız.

Aynadaki Zaman kitabını gördüm ve ismi merak uyandırdı bende. Evet, sırf ismi için okumak istedim. Açıkçası bu isimdeki bir kitaptan, bir öykü kitabından daha naif bir öykü bekliyordum ve kitabın tamamının tek öyküden oluştuğunu sanmıştım. Bu beklentimi karşılamamış olmasına rağmen öyle güzel öyküler okudum ki beklentimi unuttum bile. Kısa öykülerden oluşuyor kitap ama bütün öyküler birbiri ile bağlantılı.

Ben bir kitaba başlamadan önce genellikle o kitapla ilgili incelemeleri okumaya çalışırım. Bu kitap hakkında iki inceleme vardı sadece. Zaten çok az kişi okumuş olduğu için iki inceleme normal aslında. Okuduktan sonra kitap hakkında fikrim oluşmaya başladı ve beklentimi karşılamayacağını anladım ama dedim ya çok beğendim ve unuttum beklentimi. Bu kitabı herkese tavsiye ediyorum. Ben de yazarın diğer kitaplarından devam edeceğim okumaya.

Kitapta farklı ama birbiri ile bağlantılı öyküler olduğunu söylemiştim ve bu öyküleri oluşturan ve belki de yazarın iç dünyasını oluşturan belli başlı insanlar, nesneler, figürler ve olaylar var. Bunları size saymak istiyorum;
Deniz, denizciler, balık ve balıkçılar, denizcilik ve balıkçılık ile ilgili terimler, denizden çıkan ne olduğu belli olmayan bir yaratık, martılar, Cemile, anne, nağna, Neval, kurtuluş kutlamaları(düşman Yunan), rüyalar, hayaller...

Martılar demişken, yazarın martılara karşı bir antipatisi var. Bu beni bir hayli şaşırttı. Martılar hep şarkılara konu olur şiirlere, onlara hiç bu açıdan bakmamıştım. Ama hangi açıdan olduğunu söylemeyeceğim. Okuyunca görürsünüz :) Kitabın başındaki öyküler denizde geçiyor ve burnunuza yosun ve balık kokuları geliyor. Kulağınızda da dalgaların sesleri...

Bana göre öykücülük romancılıktan daha zor ve değerli. Herkes roman yazsa da öykü yazamaz diye düşünüyorum(Hakkını vererek tabii) Cemil Kavukçu başarılı bir öykücü. Okuyanı çok olsun diyorum. Herkese keyifli okumalar.
Hikayeler, tek başınayken pek de bir anlam ifade etmiyor. Ama bu bir kitaptan ziyade seçmece karpuz.

Cemil Hoca ile birebir tanıştığımızda pek lafını edemedik ama kurgusunu anlamak her yiğidin harcı değil.

Hikayeler jilet kadar keskin eylemlere ve ipek kadar sade bir anlatıma sahip. Tavsiye eder miyim? Okumayan ayıp eder.
"Öğrendiğinde keşke bunları bilmeseydim diyeceğin, geri dönüşü olmayan bir sırrı vardı denizin. Omuzlarına yüklenen taşıyamayacağın, anlatmazsan rahatlayamayacağın, anlatırsan cezalandırılacağın bir yük"
Sen istediğin kadar anlat, karşındakiler yüz değil duvardır.
Cemil Kavukçu
Sayfa 24 - Can yayınevi
Kocaman bir kuş kondu pencereme. Gagasımda taşıdığı kendisinden de büyük silgiyi pervaza bıraktı. "Her şeyi sil," dedi "sonra ben yine geleceğim."
Cemil Kavukçu
Sayfa 11 - Can yayınları
" Omuzlarına yüklenen, taşıyamayacağın, anlatmazsan rahatlayamayacağın, anlatırsan cezalandırılacağın bir yük."
"Her şey yolundaydı. Öyle görünüyordu. Ya da öyle olmalıydı. Çünkü her an bir aksilik çıkabilirdi."
"Bence hayatın alışılmış, olağan akışı dışındaki her şey anlatılmaya değer."

*Sır Arthur Conan Doyle*

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aynadaki Zaman
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750715181
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Edebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu, öyküseverlerin yakından tanıdığı ve tutkuyla izlediği kocaman bir öykü dünyası yarattı. Öykücülüğümüze, daha önce hiç ele alınmamış yepyeni tipler kattı. Taşralı genç erkeklerin dünyasını, olanca yalınlık ve gerçekliği ile anlatırken, insanın kendisi için yarattığı katı evreni tüm içtenliği ile tasvir etti.

Aynadaki Zaman, yazarın, kendi öykü evrenini zenginleştirme kararının bir ürünü. Kavukçu bir yandan alıştığımız çevreleri; denizi, denizcileri, kasabayı, yapayalnız kent insanını ele alırken bir yandan da gerçekdışına, fanteziye, kelimenin tam anlamıyla "alacakaranlığa" yöneliyor bu kitabında. Okurların, gittikçe büyüyen ve zenginleşen bu olağanüstü öykü dünyasından nice hazlar derlemeleri dileğiyle...

Kitabı okuyanlar 34 okur

  • Menekşe
  • Pınar Unus
  • Ayda
  • Büşra Nur
  • A.Melike Cığır
  • Şeyma
  • Hakan Özer
  • mystyfog
  • Aslı T.
  • aussteiger

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.7 (1)
9
%38.5 (5)
8
%23.1 (3)
7
%7.7 (1)
6
%23.1 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0