Aynadaki Zaman

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.298
Gösterim
Adı:
Aynadaki Zaman
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750715181
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Edebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu, öyküseverlerin yakından tanıdığı ve tutkuyla izlediği kocaman bir öykü dünyası yarattı. Öykücülüğümüze, daha önce hiç ele alınmamış yepyeni tipler kattı. Taşralı genç erkeklerin dünyasını, olanca yalınlık ve gerçekliği ile anlatırken, insanın kendisi için yarattığı katı evreni tüm içtenliği ile tasvir etti.

Aynadaki Zaman, yazarın, kendi öykü evrenini zenginleştirme kararının bir ürünü. Kavukçu bir yandan alıştığımız çevreleri; denizi, denizcileri, kasabayı, yapayalnız kent insanını ele alırken bir yandan da gerçekdışına, fanteziye, kelimenin tam anlamıyla "alacakaranlığa" yöneliyor bu kitabında. Okurların, gittikçe büyüyen ve zenginleşen bu olağanüstü öykü dünyasından nice hazlar derlemeleri dileğiyle...
89 syf.
·3 günde·9/10 puan
Aynadaki Zaman, on tane birbirinden güzel öyküden oluşuyor. Cemil Kavukçu yine daha önceden tanımadığım bir yazardı. Kendisiyle, benim klasik 'kütüphaneden rastgele aldığım bir kitaptı' faaliyeti ile tanışma imkanı buldum. Kitaptan tek kelime ile söz edecek olsam, "deniz" kelimesini seçerdim. Şahsen, denizi ve denizciliği çok seven bir insan olarak söyleyebilirim ki, Cemil Kavukçu burnuma deniz kokusunu getiren yazar olmuştur.

Öykülerin tümünün genel teması deniz üzerine kurulu değil tabii ki; deniz, öykülerinde birleştirici bir etmen görevi görüyor. Bu açıdan, benim için Cemil Kavukçu'nun diğer öykücülerden farkı, öyküleri arasında bağlantılar kurması diyebilirim. On tane öykünün hepsi de birbiriyle ilgili; birbirleriyle kimi yerlerde kesiştiğini fark ediyorsunuz, kimi yerlerde ise daha önceki öykülerde karşınıza çıkan karakterlere rastlıyorsunuz. Bu, aslında bütünleyici bir etmen görevi görüyor. Öyle ki, kimi öyküler tek başına hiçbir anlam ifade etmez iken başka bir öykü onu tamamlayabiliyor.

Yazar, yazım dili olarak sokak dilini kullanmış. Argo kelimelere rastlanabiliyor. Bu, elbette ki kitabın gerçekçiliğini artırıyor. Hayatın gerçekçiliğini bir tek bununla değil birçok 'yansıma' ile yansıtmış (ki sadece argo dili ile hayatın gerçekçiliğini yansıtmış olsaydı herhangi bir yazardan farkı kalmazdı.). Hayatın insanlara küçük gelse de aslında ne denli geniş olduğu anlatılmış. Hayatta bizler için hiçbir önemi olmayan bir ayrıntının bir başkası için hayata tutunma kaynağı olduğu gözler önüne serilmiş.

Deniz ve denizcilik konusuna gelecek olursam: Deniz kavramı, hikayeler arasında ayrılmaz bir yere sahip. Öykülerin birbirleri ile kesişim noktası deniz diyebilirim. Bu, hem bildiğimiz "deniz" kavramı ile, hem de insanın iç dünyasını yansıtan, insanın kendi 'yaşam denizindeki' git - gel kavramları kastedilerek yapılmış. Hem zaten, en büyük deniz insanın içindeki deniz değil midir? Okyanusları aşan insan, kimi zamanlar bir başka insanın içindeki denizleri aşamamıştır. Belki de aşamayacaktır da. Ve yine bir ihtimal insanın içindeki denizdeki gel - gitlerin sırrını asla çözemeyecektir. İşte bu 'çözemeyişleri' de anlatmış Kavukçu bizlere.

Diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumak istiyorum. Kendi adıma yeni bir öykücü daha keşfettiğim için çok mutluyum. Cemil Kavukçu'yu herkese tavsiye ederim. Sizleri kimi zaman gerçek denizlerde yolculuklara, kimi zaman da insanın iç dünyasındaki denizlerdeki fırtınalarda keşfe çıkarıyor. Kendi denizlerimizde usta bir kaptan olmamız dileğiyle...
96 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10 puan
Bir öykü kitabı.
Yazarın ilk öykü kitabı olmadığı anlatımlardan ve değillerden belli oluyor, daha önce onun başka kitaplarını okumamış biri de gayet çabuk fark eder bunu.

Bir
Farklı öykülerden oluşan kitapta, zamanda kaybolmak ama aynı anda kendini zamanın içinde bulmak mümkün..

Martılar ; Onlara “kefen giymiş çöplük kargaları” der.
Yolcu; “kıçına deniz suyu değen bir daha karada huzur bulamaz.”
Mindos Kayalıkları ;”Rüzgâr onu açıklara itiyor değil mi?” O da; “Bilemeyiz belki de deniz çekiyor.”
Tükeniş şenliği ;Artık sadece rüyalarını yazıyordur.
Zamanın Aynasında ;”Büyük bir silgi al ve bugüne kadar ne gördüysen, ne duysuysan hepsini sil”, der.
İncir Ağacı; Annenin çocukta bıraktığı izler, mekânları da hatırlanır. Çünkü anne imgesi, geçmişte ev içini de kapsayan bahçedir.
Büyük Silgi; Annem bana hediye ettiği ‘Bütün yanlışları bununla sil’
Kocaman Şapkalı büyük adam; İşi akşamları sokak lambası yakmak olan bu adam bize geceyi taşıyor”
Kurtuluş günü ; Her şeyden önce çöpçüydüler ve ne iş olsa yapmalıydılar.”
Nağna;Cemile’nin ağlaması biraz da sahip olduklarımızı kaybetme hissidir.

Okuyun ve zamanı aynada hissedin..
96 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Cemil Kavukçu ismi sadece duymuş olduğum kendisi veya kitapları hakkında hiçbir şey bilmediğim bir isimdi. Aynadaki Zaman kitabı ile tanışmış olduk ve iyi ki de tanışmışız.

Aynadaki Zaman kitabını gördüm ve ismi merak uyandırdı bende. Evet, sırf ismi için okumak istedim. Açıkçası bu isimdeki bir kitaptan, bir öykü kitabından daha naif bir öykü bekliyordum ve kitabın tamamının tek öyküden oluştuğunu sanmıştım. Bu beklentimi karşılamamış olmasına rağmen öyle güzel öyküler okudum ki beklentimi unuttum bile. Kısa öykülerden oluşuyor kitap ama bütün öyküler birbiri ile bağlantılı.

Ben bir kitaba başlamadan önce genellikle o kitapla ilgili incelemeleri okumaya çalışırım. Bu kitap hakkında iki inceleme vardı sadece. Zaten çok az kişi okumuş olduğu için iki inceleme normal aslında. Okuduktan sonra kitap hakkında fikrim oluşmaya başladı ve beklentimi karşılamayacağını anladım ama dedim ya çok beğendim ve unuttum beklentimi. Bu kitabı herkese tavsiye ediyorum. Ben de yazarın diğer kitaplarından devam edeceğim okumaya.

Kitapta farklı ama birbiri ile bağlantılı öyküler olduğunu söylemiştim ve bu öyküleri oluşturan ve belki de yazarın iç dünyasını oluşturan belli başlı insanlar, nesneler, figürler ve olaylar var. Bunları size saymak istiyorum;
Deniz, denizciler, balık ve balıkçılar, denizcilik ve balıkçılık ile ilgili terimler, denizden çıkan ne olduğu belli olmayan bir yaratık, martılar, Cemile, anne, nağna, Neval, kurtuluş kutlamaları(düşman Yunan), rüyalar, hayaller...

Martılar demişken, yazarın martılara karşı bir antipatisi var. Bu beni bir hayli şaşırttı. Martılar hep şarkılara konu olur şiirlere, onlara hiç bu açıdan bakmamıştım. Ama hangi açıdan olduğunu söylemeyeceğim. Okuyunca görürsünüz :) Kitabın başındaki öyküler denizde geçiyor ve burnunuza yosun ve balık kokuları geliyor. Kulağınızda da dalgaların sesleri...

Bana göre öykücülük romancılıktan daha zor ve değerli. Herkes roman yazsa da öykü yazamaz diye düşünüyorum(Hakkını vererek tabii) Cemil Kavukçu başarılı bir öykücü. Okuyanı çok olsun diyorum. Herkese keyifli okumalar.
96 syf.
Aynadaki Zaman Cemil Kavukçu'nun okuduğum üçüncü kitabı. İçinde on öykü var. Yazar önceki okuduğum kitaplarında olduğu gibi yine bu öyküleri bazen bir karekterle, bazen bir olayla, bazen de bir mekanla birbirine bağlıyor. Bu durum acaba hikayeler nerede kesişecek diye merak ettiğim için daha dikkatli okumama sebep oluyor.

Hikayelerde denizin büyük bir yeri var. Deniz, hikayeleri birbirine birleştiren bir unsur olarak yer alıyor. Çünkü deniz hem kelime anlamıyla hem de hikayelerdeki karakterlerin algısındaki yeriyle çok önemli bir yere sahip.
96 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Kitap hemencecik bitti ve bitmesine üzüldüğüm yegâne öykü kitabı olabilir. Çünkü bir öykü kitabı olmasına rağmen hikayeler arasında bir bağlantı olması hem okumayı kolaylaştırıyor hem de hiç sıkılmamanızı sağlıyor. Hikayelere gelince hikâyelerde işlenen duygu ise sanki o duyguyu siz yaşıyormuşsunuz gibi hissettiriyor.. Herkese tavsiye ederim bu kitabı
96 syf.
·3 günde·Beğendi
Cemil Kavukçu, Patika adlı eseriyle 1987’de Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’nü, 1996’da Uzak Noktalara Doğru adlı öykü kitabıyla Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, 2009’da Angelacoma’nın Duvarları adlı anlatısıyla Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü, 2013’te de Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü kazanmış bir yazar.
Yazarın ismini duymuş olsam da kalemiyle ilk defa bu kitap ile tanıştım. Kitap, ‘’Bence hayatın alışılmış, olağan akışı dışındaki her şey anlatılmaya değer. SIR ARTHUR CONAN DOYLE’’ ‘dan bir alıntı ile başlıyor ve ben bu alıntıyı çok beğendim.
Kitap, 10 adet kısa fantastik öğeler içeren, büyülü gerçekçi bir dil ile yazılmış bağlantılı öykülerden oluşuyor. Ben her bir öyküyü ayrı ayrı sevdim. Kitabın dili bazı kişilere farklı gelebilecek olsa da ben gayet sade ve akıcı buldum. Güzel bir kahve eşliğinde, sakin bir ortamda, hiç sıkılmadan okunabilecek bu kitabı öykü severlere tavsiye ederim. En kısa sürede yazarın diğer kitaplarını da okumayı çok isterim
96 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Akşam üzeri böyle ne okusam diye kitaplığımın raflarında dolaşırken iyisi mi birkaç öykü okuyayım diye elime aldığım ama sonrasında bitirmeden elimden bırakmadığım bir kitap oldu Aynadaki Zaman. Sevgili damla halhallı beğenebileceğinizi düşündüğüm bir kitap, diyerek hediye etmişti. Turnayı gözünden vurmuş. Yazardan okuduğum ilk kitap oldu ve bu tanışmadan oldukça memnun kaldığımı söylemeliyim.
.
Kitap, Sir Arthur Conan Doyle'dan yapılan "Bence hayatın alışılmış, olağan akışı dışındaki her şey anlatılmaya değer." alıntısıyla başlıyor. İlgi çekici bir başlangıç bence. Ardından "Kocaman bir kuş kondu pencereme. Gagasında taşıdığı kendisinden de büyük silgiyi pervaza bıraktı. 'Her şeyi sil,' dedi, 'sonra ben yine geleceğim.' cümlelerini okuruz. Bu her şeyi silen büyük silgi eser içinde birkaç öyküde karşımıza çıkacaktır. Kitabın sonundaysa yazar "Bir daha gelme dedim kuşa, benim silecek bir şeyim yok..." cümlesini söyler kendisini anlatmaya adamış biri olarak düşünmüşçesine...
.
Eserde on öykü var. İlk beş öykü içinden "deniz" geçen öyküler. Böyle denizin kokusunu aldığımız, martıların çığlıklarını işittiğimiz türden...Martılar demişken ilk öykü olan "Martılar"da martıların "kefen giymiş çöplük kargaları"na benzetilmesini çok beğendim. Esere ismini veren beşinci öykü ise sanki kendinden önceki dört öykünün özeti gibiydi. Diğer dört öyküde okuduklarımızın hepsi "Zaman Aynası" öyküsünde yer almaktaydı. Benim de en beğendiğim öykü oldu aynı zamanda.
.
İkinci kısım gibi düşünebileceğimiz son beş öyküdeyse aile kavramı, ev içi, çocukluk, anne özlemi konularını okuruz. Hepsi birbirinden çarpıcı, zaman zaman fantastik ögelerle bezenmiş bu öykülerin okurun dimağında nefis tatlar bırakacağını söyleyebilirim.
96 syf.
·1 günde·9/10 puan
Bir solukta okunabilecek birbirine bağlı kısa öyküler dizisi.
Anıları silmeye gerek yok.
Onlar ile yaşamak daha güzel.

.
96 syf.
·Beğendi·9/10 puan
"Öğrendiğinde keşke bunları bilmeseydim diyeceğin, geri dönüşü olmayan bir sırrı vardı denizin. Omuzlarına yüklenen taşıyamayacağın, anlatmazsan rahatlayamayacağın, anlatırsan cezalandırılacağın bir yük"
96 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Hikayeler, tek başınayken pek de bir anlam ifade etmiyor. Ama bu bir kitaptan ziyade seçmece karpuz.

Cemil Hoca ile birebir tanıştığımızda pek lafını edemedik ama kurgusunu anlamak her yiğidin harcı değil.

Hikayeler jilet kadar keskin eylemlere ve ipek kadar sade bir anlatıma sahip. Tavsiye eder miyim? Okumayan ayıp eder.
“Genç görünmek için saçlarını boyuyorsun da yaşlısın Ruhi Amca.Keşke bütün sorunlar saçımızın rengiyle çözülseydi. Yoruldun artık. Bu mavi yorgan bizi kör etti, hayatı ıskaladık.”
“İnsan yaşlandıkça hayata daha mı tutunuyor, bilmiyorum. Abi, ben ne yaşlanmak ne de uzun yaşamak istiyorum. Birilerine muhtaç olmak çok kötü. Bunu aklı başındayken seçeceksin.”
“İlkokul beşinci sınıfa başladığım yıl annem bana kapağı sürgülü tahta bir kutuda kurşunkalem, açacak, on iki renk kuru boya ve kocaman bir silgi almıştı. Sınıfta en büyük silgi benimkiydi. Annem, “Bununla bütün yanlışlarını silersin,” deyip yanağımdan öpmüştü.
.
.
.
.
Annem, bana hediye ettiği, “Bütün yanlışları bununla sil” dediği o büyük silgiyi geri almış, çocukluğu dışında her şeyi siliyordu.”
Omuzlarına yüklenen, taşıyamayacağın, anlatmazsan rahatlayamayacağın, anlatırsan cezalandırılacağın bir yük.
Cemil Kavukçu
Sayfa 37 - AYNADAKİ ZAMAN

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aynadaki Zaman
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750715181
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Edebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu, öyküseverlerin yakından tanıdığı ve tutkuyla izlediği kocaman bir öykü dünyası yarattı. Öykücülüğümüze, daha önce hiç ele alınmamış yepyeni tipler kattı. Taşralı genç erkeklerin dünyasını, olanca yalınlık ve gerçekliği ile anlatırken, insanın kendisi için yarattığı katı evreni tüm içtenliği ile tasvir etti.

Aynadaki Zaman, yazarın, kendi öykü evrenini zenginleştirme kararının bir ürünü. Kavukçu bir yandan alıştığımız çevreleri; denizi, denizcileri, kasabayı, yapayalnız kent insanını ele alırken bir yandan da gerçekdışına, fanteziye, kelimenin tam anlamıyla "alacakaranlığa" yöneliyor bu kitabında. Okurların, gittikçe büyüyen ve zenginleşen bu olağanüstü öykü dünyasından nice hazlar derlemeleri dileğiyle...

Kitabı okuyanlar 183 okur

  • Saffet Türkoğlu
  • Uğur Ergün
  • Kemal Bakırcı
  • sinem uslu
  • Dilara
  • Songül
  • HaticeArık
  • Münir Afşar
  • Fly Me To The Moon.
  • Simay bozova

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7 (4)
9
%28.1 (16)
8
%19.3 (11)
7
%24.6 (14)
6
%14 (8)
5
%1.8 (1)
4
%5.3 (3)
3
%0
2
%0
1
%0