Dağlardan Sorun Beni (Son Apaçi Savaşçısı Geranimo'nun Romanı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
844
Gösterim
Adı:
Dağlardan Sorun Beni
Alt başlık:
Son Apaçi Savaşçısı Geranimo'nun Romanı
Baskı tarihi:
Haziran 1995
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754680966
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Watch For Me On The Mountain
Çeviri:
Şen Süer Kaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Amerikalı kızılderililerin kültürlerinin ve uygarlıklarının ortadan kaldırılması, çağımızın en büyük yüzkaralarından biridir. Kıtayı atalarından miras alan kızılderililer, ne yazık ki bunu çocuklarına bırakamamışlardır. Kızılderili soykırımı ve onlarca kabilenin yeryüzünden silinmesi, '1860-1890 yılları Amerikası'nın korkunç bir trajedisidir. Dağlardan Sorun Beni bu trajediyi anlatmaktadır...
Uzun bir tatil sürecinden cıktıktan sonra işe geri dönmem ve işyeri bünyesinde bulunan kukumanjerolarla istemsiz kucaklaşmanın üzerimde bıraktığı tahribatla kendimi adana sıcaklarında köy damlarında kurutulmaya bırakılan tarhana misali serdim..zor oldu biraz toparlanmam .. kitabı bir hafta önce okudum ama şimdi kısmet oldu bu kritiği yazmak..

EKŞİ - TATLI BİZİM BAĞIN "KORUĞU" YAVUZ HIRSIZ AMERİKA...

80 lerde çocuk olanlar ve trt nin cinnetini yaşayıp kanolu centerfresh sakız reklamlarına dakkada 4 5 kez maruz kalanlar pazar günü iki şeyi asla unutmazlar .. bir: Hikmet Şimşek ( huzur içinde uyusun ) ile o zaman için bize hayatı zindan eden klasik müzik konserleri , iki : olmazsa olmaz spagetti western kuşağı ..o western kuşağında kimleri izlemedik.. "bir avuç dolar" için birbirlerini yiyen "iyi , kötü ,çirkinler" (TUCO IS DA MAN!) " angeleye lar sabatalar .. bazı filmlerde apaçiler, komançiler , çerokiler falan olurdu .. kızılderili diye tabir edilen nemrut bakışlı , gaga burunlu , orasına burasına tüy dikmiş, kuzey amerika lı sakız diye tabir ettiğimiz meriç bey ( banu alkanın reunion yaptıktan sonra uzatmalı sevgilisi) ruhuna sahip bu yerel halk kana susamıştı .. posta arabası soyar ,demiryolu dinamitler ,onun bunun kafa derisini yüzerlerdi.. toplum düşmanıydı bunlar.. birde o dönem lanse edilen bunların başı GERONIMO vardı ki şeytanın yeryüzünde yürüyeni..evlerden ırak bir tip.. tabi kovboylar çok cool: ağızda sigara, kaşlar çatık, gözler kısık, az laf çok iş, hızır gibi yetiyorlar falan fistan gülistan .. çok severdik onları.. haliyle kızılderililere tilttik .. çocukluk tabi emperyalizm denen şeyden haberimiz yok .. yıllar yılları kovaladı çocukluk dönemi bitti .. orta okul lise derken üniversiteye girizgah yaptık .. gene okulların ilk açıldıgı yazdan kalma bir salı gününde eve geldik ki dünya ayakta.. ikiz kuleleri vurmuşlar.. abuk subuk uçağın bir yandan girip öbür yandan çıktığı manyak manyak görüntüler dönüyor ekranda .. günler geçti .. sonra o bilmem kaç yüz derecede yanan uçak yakıtının sözde bina iskeletini erittiği yangından ve kalıntıların arasından nasıl oluyorsa ?!?! 2 adet arap kimliği buldular .. zaten bush denen maymun, tanrı adına savaş ilanı etmişti .. kanıtı utanmadan dünyaya pompaladılar ..olayı usame bin ladine bağlayıp girdiler ırak' a afganistan' a .. şimdi diyeceksiniz ki yahu arkadaş bunla onun ne alakası var ? haklısınız .. kısa keseyim.. işte bu yüzsüz ,arsız ,şeref yoksunu namussuz herifler , kendi labaratuvarlarında suni olarak yaratıp coca cola ile finanse edip ortama saldıkları o usame bin ladini yakalamak için başlattıkları operasyona hiç utanmadan GERONİMO adını verdiler .. araştırdık bakındık sorduk soruşturduk ki ,Geronimo aslında kızılderililerin apaçi adı verilen kabilesine mensuptu .. ataları ,amerika 800 lerin 2. yarısından sonra karpuz gibi ikiye yarılıp iç savaşa girmeden öncesinde de ispanyolların artıkları meksikalılarla savaşıyorlardı.. hiçbir zaman öncelikli olarak savaştan yana olmayan bu insanlar safi üzerlerinde oturdukları topraklar ve altındaki madenlerden dolayı asimile edilmek isteniyorlardı ..göstermelik gerekçe ne miydi ? YOK! olay sadece yapılan katliama kılıf aramaktı.. eh durum bu olunca içlerinden cidden bir manyak - ki ne manyak - (o zamana kadarki kızılderililerin gelmiş geçmiş en büyük SAVAŞ ŞAMANI ) kabileler arasında yapılan toplantıda sıtkını sıyırıp şeflerede meydan okuyup isyan bayrağını çekti göndere ( tüyler diken diken VER MEHTERİİİ!!!) . ilk operasyonları saint jerome ( Geronimo lakabı burdan gelmektedir ) de yapıp o dönemin amerikan desteğini alan meksika ordusuna demir "kızıl tokatı" patlattılar.. sonrasında baskınlar ve gerilla taktiği ile savaşan bu manyaklarla amerika baktı ki başa çıkamayacak, peşine bir dönem 10000 (?!!!!) asker taktı ..

işte bizim pazar günleri izlediğimiz western kuşağındaki o kızılderililer bu kızılderililerdi aslında .. kafa derisi yüzmek diye birşey yoktu. olay medya ve televizyon aracılığı ile yapılan kirli propaganda ve dezenformasyondu.. bahsi geçen Geronimo ' nun iki karısını ve çocuklarını ve daha nicelerini ilkin asıl amerika destekli meksikalılar katletmişlerdi madenlerde çalışmaya razı olmadıkları için.. e pek tabi TATLI EKŞİ , BİZİM BAĞIN "KORUĞU" amerika bir kez olsun dürüst olsaydı ÇAKRALARIMIZ TIKANIR DİŞLERİMİZ KIRILIRDI ..nasıl ki KARPUZ SERGİSİ , HAYATININ AŞKINI ARAYANLAR İÇİN DÜŞÜK YÜZDELİ ÖNEME HAİZ BİR JEOPLOİTİK BÖLGEYSE , DOĞRULUĞU AMERİKA'DA ARAMAKTA VERDİĞİM ÖRNEĞİN GERÇEK HAYATTAKİ İZDÜŞÜMÜ İDİ...

Velhasıl kelam bu kitabı alır da okumaya karar verirseniz , şimdi medeniyet kavalı öttüren takım elbiseli bu çoban aromalı teroristlere zamanında dur demeyi kısmen de olsa başarmış , yeri gelmiş 600 kişinin üzerine 3 kişiyle at sürmüş eşsiz bir kahramanın gercek yaşam öyküsüne tanık olacaksınız.. okuduğum kitaplar arasında sanırım apayrı bir statüye yükseldi .. kesinlikle tavsiyemdir .. son sözü de GERONİMO ' ya bırakalım madem ...

"Her şeyi açıkça bildikleri halde şimdi diyorlar ki, ben kötü biriymişim. hatta oradakilerin en kötüsüymüşüm. ben ne yaptım ki? ağaçların gölgesinde ailemle birlikte yaşayıp gidiyordum."
Amerikalıların western filmlerinin baştan aşağı düzmecelerle dolu olduğu geldi aklıma kitap bitince. Kafa derisi soyarak Amerikalı öldüren Kızılderili yoktu. Topraklarını korumak zorunda kalacakları akıllarına hiç gelmeden sürekli ikramlar yapan bir kabile ile başladı. Öldürülmeye başladıklarında ise tüm vakur tavırlarıyla dünyaya büyük dersler veren bir soy katledildi. Kızılderili hayatını, tarihi merak edenler için tavsiye edebilirim.
Say Yayınları'nın özentisiz çevirisinden midir bilmiyorum okurken baya bir zorlandım. Evet sözcüklerin yanlış yazımı, sayfalar arasında kopukluk. Karakterlerin hayatları üzerine karışıklık. Karakterlerin hayatları birbirine girmiş şekilde. Kimin ne yaşadığını takip etmekte zorlanıyorsunuz okurken. Radikal Kitap ekinde görmüş olduğum ve konusunu beğendiğim bu kitap okurken hayal kırıklığına uğrattı beni
1860-1890 yılları arasında, Amerika'nın ve Meksika'nın, kıtadaki kızılderilileri yok etme programı içerisinde ( soykırımı), kızılderililerin bir boyu olan Apaçilerin başkaldırışını ve bir Apaçi savaşçısı olan Geronimo'nun öyküsüdür bu kitap. Topraklarından atılan, katledilen, kamplarda açlıktan ve hastalıktan ölmeye terkedilen ve kendi yurtlarında esir edilerek yaşam hakkı tanınmayan kızılderililerin trajedik tarihinin bir parçası anlatılmış. Amerikan western filmlerindeki iyi beyaz adamların tamamen uydurma -çünkü eser miktarda olan bu iyi beyaz komutanlar- olduğunun belgesidir...
Konu ilgimi çektiği için merakla okuduğum kitabın içinde hatalı kelimeler ve düşük cümleler okurken biraz can sıkıcı oldu, ve konudaki zamansal takip konusunda da biraz sıkıntı yaşadım.
Keyifli okumalar
Apaçiler ölü bedenlere isim vermezler, çünkü bu bedenler içlerinde olan ruhun kimliği değildir artık.
Forrest Carter
Sayfa 46 - Say Yayınları 2. basım (Ocak 2000)
İnsanlar ruh bedenlerinin gerek duyduğu gıdayı nasıl böyle kolayca unutuyor ve dünya bedenlerini besleyecek güçlerin kölesi oluyorlar?
Savaş kutsaldı. Büyük büyükbabaların, savaşan büyük büyükbabalar soyunu hatırlayamayacakları kadar uzak. Bir zamanlar halklarının vadilerde mısır ektiği ve hasat yaptığı söylenirdi. İspanyollar gelmişti. Onlar İspanyolları dost olarak karşılaşmışlar, fakat köle. yapılmışlar, bu yüzden kaçmışlardı. Artık ekim ve hasat yapamıyorlardı. İspanyollar, vadilerinde mısır olgunlaştığı zaman onları öldürmeyi bekliyordu.
Savaş onların özgür kalmalarım sağladı; onları güneyin yoksul kızılderililerinin İspanyollar için çalıştığı derin madenlerden uzak tuttu. Savaş, onları siyah giysili Kilise papazlarının kırbacından uzak tuttu. Savaş onları, kızılderili savaşçılar arasında hastalık yayan ve onları öldüren ve kadınlarını kirleterek ölmelerine neden olan askerlerden uzak tuttu.
Forrest Carter
Sayfa 14 - Say Yayınları 2. basım (Ocak 2000)
Apaçiler anlaşmalar yaparken, Yasa gereği halk olmadıklarım gördüler. Yurttaş olamazlardı. Kendi mülkleri olamazdı. Ve hayvanlar gibi, toplama kamplarının sevdikleri dağların vadilerinde kurulmasını anlaşmaya koyamazlardı. Çöle yerleştirildiler. Mısır yetiştiremiyor, meskal ya da çam fıstığı toplayamıyor; yukadan un yapamıyorlardı. Tayınlar açlıktan ölme sınırına kadar küçültüldü; Apaçiler hastaydılar, ölüyorlardı.
Forrest Carter
Sayfa 15 - Say Yayınları 2. basım (Ocak 2000)
"Bu kez, ruh bedenine doğduğum zaman korkmayacağım, dünya bedenine doğarken korktuğum gibi. O zaman savaştım... Burada doğmanın ölüm olduğunu düşünüyordum. Değildi, yalnızca bir ziyaret. Korkmayacağım."
Forrest Carter
Sayfa 44 - Say Yayınları
"Günler kolayca ölür; yaşamını alacakaranlığın yumuşak örtüsünün altına zarifçe kaydırarak, gece-ölümdeki uykudan önce ilk vaat yıldızlarını getirerek. Fakat aydınlık ve dolayısıyla yaşam demek olan günün, yeniden doğma gücü ve inancı vardır. İnsanlar ve hayvanlar, ağaçlar ve çalılar, alacakaranlıkta güvenle dinlenir; yaklaşan ölümde yaptıkları gibi, aydınlık-yaşamı arkalarında bırakmaya karar verince. Sonsuzluk bilgisiyle doludurlar sessiz sedasız; güvenli ölüm, şafak-doğuma bir geçiş kapısıdır. Yaşam sonsuzdur.
Gece öldüğünde böyle olmaz. Gece hemen ve zariflik görülmeden çekilir. Yaşamdan ve şafak-doğumdan nefret eden gece, beklemeden ayrılır. En belli belirsiz ışık grilerinin siyahın içine sızmasından önce, evrenin çok uzaklarındaki güneşin yıldızları batırmasından önce kısa bir zaman vardır. Fakat kendi ışığı yeryüzüne ulaşmamıştır. Gecenin ayrılıp şafağın ulaşmadığı bu kısa zaman diliminde karanlık en koyudur. Gece duygusu gitmiştir. Gün duygusu hemen başlamamıştır."
Forrest Carter
Sayfa 76 - Say Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dağlardan Sorun Beni
Alt başlık:
Son Apaçi Savaşçısı Geranimo'nun Romanı
Baskı tarihi:
Haziran 1995
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754680966
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Watch For Me On The Mountain
Çeviri:
Şen Süer Kaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Amerikalı kızılderililerin kültürlerinin ve uygarlıklarının ortadan kaldırılması, çağımızın en büyük yüzkaralarından biridir. Kıtayı atalarından miras alan kızılderililer, ne yazık ki bunu çocuklarına bırakamamışlardır. Kızılderili soykırımı ve onlarca kabilenin yeryüzünden silinmesi, '1860-1890 yılları Amerikası'nın korkunç bir trajedisidir. Dağlardan Sorun Beni bu trajediyi anlatmaktadır...

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Ali Muhiddin Özel
  • Nesrin
  • Kübra
  • Yusuf kayalı
  • tuncay
  • mesut kalkan
  • Selma Mertel
  • Tuco Herrera
  • Funda Temel
  • Reina

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (2)
9
%28.6 (2)
8
%14.3 (1)
7
%0
6
%28.6 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0