#Okudum
#KitapYorum
#DelininEldiveni
#TülayDirlik
#Roman
#ZiniskiYayınevi
#256Sayfa
Merhaba arkadaşlar,
Bugün sizlere Ziniski Yayınevi'nden çıkan, Tülay Dirlik'e ait, "DELİNİN ELDİVENİ" isimli romanla geldim.
O deli mi yoksa kötü mü?
Bazıları doğduğu gün mutlu eder, bazıları ise öldüğü gün!..
Bu cümleler şu an konuyu bilmediğiniz için anlamsız geldi değil mi? Hadi şimdi biraz daha açalım bu satırları. Yazar Tülay Dirlik; bu kitabı Türkiye’de her yıl öldürülen üç yüz kadın ve bu sayıya dahil olmayan kadınların anısına ithaf etmiş. Başlangıç cümlesi derinden yaralayıcı. Şöyle ki; "Suç ihtiva etmeyen kelimeler tanımlıyor ölüm sebeplerini. Sevmek, güvenmek, masumiyet gibi." Münevver Karabulut, Özgecan Arslan, Emine Bulut, Ceren Özdemir, Pınar Gültekin, Azra Gülendam. Hepsini televizyon, sosyal medya, haber kanalları, gazetelerin üçüncü sayfalarında görmüş, tanık olmuştuk. Her birine üzülmüş, kahrolmuştuk. Düşünsenize hemen herkesin, çok sevdiklerimizin, hatta kendimizin bile başına gelebilir bu vahşet. Peki neden? Kim bu caniler? Hangi sosyal çevrede büyüyüp, kimleri görüp, nasıl örnekleri rol edinip bu kadın cinayetlerini gözlerini kırpmadan sinek avlar gibi, tuzaklar kurup, takip edip, sanki kendilerine ait cansız bir eşyaymış gibi kendi ağlarına düşürüyor? Hazlarını tatmin etmek için türlü oyunlarla önce kendilerine sırılsıklam aşık edip, bağlayıp en özel, en mahrem duygularına sahip olmayı nasıl profesyonel bir şekilde beceriyorlar? planlar kuruyorlar?. Sinsice, hain emellerine kimleri ortak ediyorlar? İşte bu caniler; merhametsiz, vicdansız ve empatiden yoksun bu kişiler; "Psikopat" dediğimiz antisosyal kişilik bozukluğu olan hastalar.
Bu bozukluğu birazcık açmak isterim:
Genellikle çevrelerindeki insanları manipüle edecek bir doğaya sahiptirler ve hatta