ŞALE KÖSE / KİTAPSIZ!
Selam nasılsınız? Mayıs ayına hızlı bir giriş yaptım ve bugün başladığım kitabı daha akşama varmadan bitirdim. Kitap beni derin bir düşünce havuzuna daldırdı, ben de o vurucu etkisi geçmeden hislerimi anlatmak istedim sizlere
Bazı kitaplar sadece okunmaz, içine girersin, bir bakmışsın karakterin hikayesiyle kendi vicdanının ortasında bulmuşsun kendini. Şale Köse’nin kaleminden dökülen Kitapsız, ilk sayfadan itibaren kalbime işledi. Asıl mesele Mehmet’in yaşadıkları değil sadece, asıl sarsan onun sorgulamaya başladığı yerden kendi içime dönmemdi.
Ne çok şeyi “doğru” sandığımı fark ettim.
Ne çok şeyi inandığım için değil, bana öyle öğretildiği için yaptığımı anladım
Mehmet adında bir din görevlisinin iç dünyasında başlıyor yolculuk. Ama birkaç sayfa sonra anlıyorsun ki, bu aslında senin kendi vicdanına yaptığın bir yolculuk.
Mehmet dışarıdan bakıldığında saygın, düzgün, hatta örnek biri. Ama içi, işte orası bambaşka. Sorgulamadan yaşadığı hayatı, susturduğu vicdanı, bastırdığı geçmişi.. Hepsi yavaş yavaş yüzeye çıkıyor. Ve onu izlerken, insan kendini sorgulamaya başlıyor: “Ben de yalnız kaldığımda gerçekten kimim?”
Kitapta en çok etkilendiğim şey, dini kisvelerin arkasına gizlenmiş çürümenin bu kadar dürüst anlatılmasıydı. Ne yargılıyor yazar, ne de dayatıyor. Sadece gösteriyor. Sessiz bir aynayla karşı karşıya bırakıyor seni. Yazar, süslü cümlelerin peşinden koşmuyor, hayatın ta kendisini getiriyor karşına. Sessiz bir yüzleşme bu. Öyle bağırmadan, yormadan, ama tam kalbine dokunarak.
Her bölümde durup nefes aldım. Bazı satırları bir değil, iki üç kere okudum. Çünkü öylece geçip gidemedim içinden. Bu kitap bana ne kattı biliyor musunuz? Dış sesleri biraz susturup içime kulak vermeyi.
Okuyup geçilecek bir hikaye değil kalbinizin bir köşesinde