Selamlarrr! Bugün aranıza Demren ile geldim. Bir kürenin 4 varise verdiği güçten ortaya ne çıkar? Bunu öğrenmek isteyenleri bu yoruma alabilirim. Kitaba ilk başladığımda genel bir kurgu okuyacağım zannettim, ama bu düşüncem gizli varisin kurguya girmesiyle parçalandı. Bir nevi gerçek kurgunun içine konulmuş fantastik kurgu okudum. İlk başta Demren’de ne okuyacağımızdan bahsedeceğim. Kurgusu gerçekten orijinal. Her şey geçmişte bir küre ile başlıyor. Kürenin enerjisini paylaştığı dört varis: İlya, Ars, Asel ve Yiğit. Şimdiki zamanda her şey doğal sürecinde ilerlerken gizli varisin her gün yitirdiği hafızası ve devamlı kendini son varisin yanında bulmasıyla işler değişiyor. Bir gün odanızda sadece bedeni olan bir kadın bulsanız ne yapardınız? Kitabın kurgusunun çok orijinal olduğunu ama bana kalırsa anlatımının bunu zedelediğini düşünüyorum. Kitap üçüncü kişi ağzından yazılmış ve bu bazı karakterlerle arama mesafe koymama sebep oldu. Normalde bu anlatımı severim ama böyle duyguların yoğunlukta olduğu bir kitapta eksi yöne çekti. Bunu, kurguyu kısa bir bölümde Yiğit karakteri ağzından okuyunca daha iyi anladım. O kısımda keşke kitap yine her karakter ağzından olsaydı ama birinci kişi ağzından yazılsaydı dedim. Anlatımla ilgili boşluğa düştüğüm bir diğer ayrıntı zaman dilimleri arasına koyulan boşluk. Örneğin, bir olay oluyor diğer sayfada birden 6 ay sonrasına geçiyoruz veya hafta, gün atlıyoruz. Bu boşluklar bazı kısımlarda bana eksik hissettirdi. Kitabı fantastik türüne kesinlikle koyuyoruz ve o kısımları çok güzel, ama bir olaydan sonra fantastik ögelerin azaldığını düşünüyorum. Bazı olaylarda -özellikle Asel ve Yiğit’in arasındaki ilişki- tekrara düştü. O kısımlarda da fantastik yönünü kaybetmese ve o güçler göz önünde olsa nasıl olurdu? Bunu bir an düşündüm. Kitabın