Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
87
Gösterim
Adı:
Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055452339
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İleri Yayınları
Baba;
Sana her zaman müteşekkirim. Çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni. Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtuluş Savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim.
Baba biz Türkiye'nin İkinci Kurtuluş savaşçılarıyız. Elbette ki hapislere atılacağız, kurşunlanacağız da. Tıpkı Birinci Kurtuluş Savaşı 'nda olduğu gibi. Ama bu toprakları yabancılara bırakmayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceğiz onları.
Düşün baba, bugünkü hükümet, işini gücünü bırakmış bizimle uğraşıyor. Çünkü bizden başka gerçek muhalefet kalmamış durumda. Ve hepsi Kemalist çizgiden sapmışlar. Ve tarih önünde hüküm giymiş durumdalar. Biz çoktan onları tarihin çöplüğüne atmış durumdayız.
Ya vatan ya ölüm!
160 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Son zamanlarda devrimciler ve sosyalist görüşler vs. çok ilgimi çekmeye başladı. Bu kitabı uzun zamandır okumak istiyordum ve iyi ki de okumuşum. Daha önce Darağacında Üç Fidan'ı okumuş ve çok etkilenmiştim. Bu kitapta Deniz Gezmiş'le ilgili daha ayrıntılı şeyler vardı ve bilgime bilgi kattı.

Kitabın çok güzel derlendiğini düşünüyorum. İlk önce bizi Deniz Gezmiş'in yaşamı ve mücadeleleri karşılıyor ama Deniz'den ziyade yazar Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Hüseyin İnan gibi onun diğer arkadaşlarına da değiniyor. Ardından sonlara doğru konu 6 Mayıs 1972'ye kayıyor ve yazar burayı da tüyleri diken diken edecek şekilde yazmayı başarıyor. Sonunda öz bir kronolojik sıra da yapıyor Deniz Gezmiş hakkında. Tüm bunların yanında o dönemin gazete manşetlerini ve röportajlarını, bazı olayların Deniz'in ağzından anlatımını bizi görsellerden mahrum etmeyecek şekilde koyuyor. Mutlaka okuyun. İyi okumalar.
160 syf.
·88 günde·10/10
Deniz Gezmiş ülkemizde Türkçü, Kürtçü, solcu birbirine zıt kitleler tarafından sahiplenilerek simge haline gelmiş bir isim. Hakkında çok şeyler söyleniyor ama tam anlamıyla onu anlatan bir yayın veya kaynak bulamamıştım. Bu kitaba kadar gerçekten ne amaçla ve nasıl bir eylem içinde olduğunu anlayamamıştım. Özgür Erdem tarafından Deniz Gezmiş'in söyledikleri kaleme alınmış. Sağ sol çatışması nasıl ortaya çıkmış ve Denizin kişiliği bu döneme nasıl damga vurmuş. Gençlik, asilik, gözü karalık ve pervasızca sevilen vatan duyguları ile sadece 20 li yaşlarının başındaki gençlerin Deniz'in, Mahir'in, Hüseyin'in , Cihan'ın, Ulaş'ın, ikinci kurtuluş savaşı ideali uğruna verdiği mücadeleyi, Denizleri anlatan bir kitap. Denizlerin idamı için mecliste yapılan oylamada olanları anlatan bölümler özellikle okunması gereken kısımlardan.
Siyasi iktidar faşist yollarla iktidarı elinde tutma gayreti göstermektedir.
Anayasayı savunan güçler karakollarda dövülerek işkence görmektedir. Hürriyet diye bağırdıkları için demir parmaklıklar arkasına atılan devrimciler adeta devrimciliklerinin kefaretini ödemektedirler. Siyasi iktidarın arkasına sığınarak Atatürk devrimlerini kolayca çiğneyen kişiler ise elini kolunu sallayarak dolaşmaktadırlar.
Bu düzen daha ne kadar sürecektir. Bütün bu olayların sonu nereye varacaktır?
DHÖ'nün tek başına düzenlediği ilk eylemi 20 Mayıs'ta gerçekleşir. 19 Mayıs'da AP'nin gençlik kolları Taksim Cumhuriyet Anıtı'na çelenk koymuştur. Ertesi gün Deniz önderliğindeki 200 kadar genç AP'nin çelengini yakar. Deniz eylem sırasında yaptığı konuşmada şöyle der:

"Atatürk ilkelerinden sapmış ve sömürgecilerin Türkiye'de temsilciliğini yapan bir iktidar partisinin çelengi Atatürk Anıtı önüne konulamaz."
" İstanbul'daki devrimci gençler bir yandan Türk Milli Talebe Federasyonu (TMTF) çatısı altında faaliyet yürütürken bir yandan da kendi okullarının öğrenci derneklerini sağcılara kaptırmama çabasındadır.

Deniz'de kendi okulu olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Talebe Cemiyetine üye olur. 23 Şubat 1967'de yapılan başkanlık seçimini solcuların adayı oyların %80'ini alarak kazanır. Ancak sağcılar Hükümet Komiserini araya sokarak kongre kararını iptal ederler.

Sağcılar kongreyi gizlice 14 Mayıs 1967'de Kadırga Öğrenci Yurdu'nda yeniden toplar. Ancak Deniz'in de arasında bulunduğu bir grup devrimci öğrenci kongreyi basar. Çıkan kavgada kongre bir kez daha ertelenir.

Yıl boyunca kongreler bu şekilde ertelenir. Bunun üzerine devrimci gençler başka arayışlara girer. Önlerinde bir seçenek Fikir Kulübüdür. Ancak TİP'lilerin elinde olduğu için tercih edilmez. Çünkü Deniz'in önderliğini ettiği grup, TİP'lilerle Atatürk üzerine sert bir tartışma yaşamıştır. TİP'li gençlerin bir kısmı Mustafa Kemal'i Mustafa Suphi'yi öldürttüğü iddiasıyla eleştirmiştir. Deniz'ler Atatürk'in eleştirilmesini kabullenememiştir.

Zaten öğrenci örgütleri içinde TİP'lilerle Ulusal Kurtuluşçu-Atatürkçü gençler arasında büyük bir mücadele başlamıştır. TİP'li olmayanlar kendilerini Milli Demokratik Devrimci (MDD) olarak adlandırmaktadır. Ankara'da Mahir Çayan, Sinan Cemgil, Hüseyin İnan gibi öne çıkan MDD'ci gençler ODTÜ ve Ankara Üniversitesi'ndeki Fikir Kulüplerini yönlendirmektedir. Fikir Kulüplerinin Türkiye çapındaki federasyonunun (FKF) genel merkez yönetimi de MDD'cilerin elindedir.

Bu mücadelede İstanbul'da hakim olan ise kendilerini Sosyalist Devrimciler (SD) olarak tanımlayan TİP'li gençlerdir. İstanbul'daki pek çok Fikir Kulübünün yönetimi ve FKF İstanbul sekreterliği ellerindedir.

Gençlik içindeki MDD'ci ve SD'ci ayrışması bir kaç yıldır Türkiye'de yaşanan "Nasıl bir sosyalizm" tartışmasının yansımasıdır. MDD'ciler Atatürkçülükle Sosyalizmi birlikte savunmaktadır. Ve Türkiye'nin tam anlamıyla kapitalist bir ülke olmadığı, emperyalizmin yarı-sömürgesi konumunda olduğu ve Atatürk döneminde olduğu gibi yeni bir Kurtuluş Savaşı'nın verilmesi gerektiğini savunmaktadır.

SD'ciler ise TİP içindeki hakim olan klasik Batıcı-Marksist tezleri savunmaktadır. Türkiye hali hazırda kapitalist bir ülkedir ve bağımsızlık mücadelesine değil, işçi sınıfı önderliğinde bir Sosyalist Devrime ihtiyaç vardır.

İki kesimin Atatürk'e bakışları ise bambaşkadır. MDD'ciler Atatürk'ü de savunan bir Sosyalizm arayışındadır. Atatürk'ün başlattığı mücadelenin devamcısı olduklarını söylemektedirler. Zaten kendilerini de İkinci Kurtuluş Savaşçıları olarak tanımlamaktadırlar. İkinci Kurtuluş Savaşçısı olmak hem Atatürkçü olmak demektir hem de dünya çapında süren ulusal kurtuluş mücadelelerini savunmak. Zten o yıllarda Küba'da Castro ve Che'nin, Vietnam'da Ho Şi Minh'in ve başka Üçüncü Dünya ülkelerinin yürüttüğü ulusal kurtuluş hareketleri dünya gençlik harekerinin dillerindedir...

SD'ciler ise Atatürk'ü Marksist kalıplar içinde değerlendirmekte ve bir burjuva devrimcisi olarak nitelendirmektedir. Atatürk saygı duyulması ama aynı zamanda "aşılması" gereken biridir onlar için.

TİP'in de gençlik örgütünü oluşturan SD'ci gençler, süreç içerisinde gençlik eylemlerini küçümsemeye başlayacak ve hızla gençlik hareketinden kopacaktır. Deniz'in de içinde yer aldığı MDD'ciler ise hem daha eylemcidir hem de ideolojik açıdan daha doğru bir yerde konumlanmaktadır. Bu nedenle Deniz'lerin önderlik ettiği öğrenci hareketi hızla kitleselleşecek ve devrimci bir halk hareketine dönüşecektir. "
Hukuk Fakültesi'ndeki öğrenci birliğini sağcılara kaptıran, Fikir Kulübü'ndeki TİP'li yönetimle de anlaşamayan Deniz'ler başka seçenek kalmadığını düşünerek yeni bir dernek kurmaya karar verir. Devrimci Hukuklular Örgütü (DHÖ) Tarih 30 Ocak 1968'dir.

DHÖ'nin tüzüğünde derneğin amacı şu şekilde yer alır;
"Derneğin amacı: Türkiye'nin ulusal tam bağımsızlığı ve Türk halkının her türlü sömürüden uzak olarak en ileri uygarlık düzeyine ulaşması için, Atatürk Devrimi doğrultusunda elinden gelen katkılarda bulunmaktır."

Amaç bölümündeki "Atatürk Devrimi doğrultusunda" ifadesi TİP'li gençlere duyulan Atatürkçü tepkinin ürünüdür.

DHÖ isminde "Devrimci" kelimesini kullanan ilk öğrenci örgütüdür. Derneğin "devrimci"liğine yapılan vurgu diğer öğrenci örgütleriyle aradaki temel ayrımı koymak açısından önemlidir. Deniz, üniversitede artık devrimci örgütlenmenin vaktinin geldiğini düşünmektedir. Bunu başka çatılarda yapamadığını görmüş ve son çare kendi örgütlenmesine girişmiştir...

Derneğin resmi başkanı olmamasına karşın doğal lider Deniz'dir. Derneğin bir başka önde gelen üyesi Cihan Alptekin'dir.

Cihan, devrimci mücadele sırasında sonuna kadar Deniz'in yanında yer alacaktır. Nitekim çok sonra, 1971'de Mahir Çayan'ların Deniz'lerin idamını engellemek için düzenlediği Kızıldere eyleminde yaşamını yitirenler arasında yer alacaktır.
Bir Cumhuriyet Ailesinin Kemalist Düşünceyle Yetiştirdiği Oğlu

"Baba sana müteşekkirim, Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni" diyordu Deniz Gezmiş bir mektubunda babasına. Ve şöyle devam ediyordu;

"Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtuluş Savaşı anılarıyla büyüdüm ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim."
...

Babası Cemil Gezmiş, ilköğretim müfettişidir. Rizelidir. Annesi Mukaddes Gezmiş ise ilkokul öğretmenidir. Erzurum'un Tortum ilçesindendir.

Deniz'in annesini ve babasını Cumhuriyet yetiştirmiştir. Dedeleri ise o Cumhuriyeti kuran kuşaktır. Kurtuluş Savaşı'na katılmışlardır.

Deniz'in dedeleriyle ilgili bilgi bizzat Cemil Gezmiş tarafından açıklanmıştır. 12 Mart'tan sonra Sıkıyöntem'in Deniz'i aradığı dönemde sağcı basında yalan yanlış pek çok haber yer almaktadır. Bunlardan biri Deniz'in "Ermeni" olduğudur. Cemil Gezmiş en çok bu habere içerler. Ve Deniz'in sülalesinin "Türklüğü" üzerine şu demeci verir:

"Anne tarafından deden, Balkan Savaşına askeri lise öğrencisi olarak katılmış, Kurtuluş Savaşı'nda yaralanmış ve İstiklal Madalyası almış şerefli bir subaydır. Baba tarafından deden şimdi seni Ermenilikle itham eden zibidilerin var olması için Sarıkamış Muharebesi'nde Moskof ordularına karşı savaşırken esir düşmüş ve üç yıl Sibirya ormanlarında işkence çekmiştir. Sen bilir misin Gezmişoğulları Birinci Dünya Savaşı'nda onaltı şehit vermiş bir ailedir. Babanın üç dayısı Erzurum'un geri alınmasında Ermeniler tarafından şehit edilmiştir..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055452339
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İleri Yayınları
Baba;
Sana her zaman müteşekkirim. Çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni. Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtuluş Savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim.
Baba biz Türkiye'nin İkinci Kurtuluş savaşçılarıyız. Elbette ki hapislere atılacağız, kurşunlanacağız da. Tıpkı Birinci Kurtuluş Savaşı 'nda olduğu gibi. Ama bu toprakları yabancılara bırakmayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceğiz onları.
Düşün baba, bugünkü hükümet, işini gücünü bırakmış bizimle uğraşıyor. Çünkü bizden başka gerçek muhalefet kalmamış durumda. Ve hepsi Kemalist çizgiden sapmışlar. Ve tarih önünde hüküm giymiş durumdalar. Biz çoktan onları tarihin çöplüğüne atmış durumdayız.
Ya vatan ya ölüm!

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • MAKASAPATU
  • Esin
  • Can Karakuş
  • Kedili Kütüphane
  • Griyolcu
  • irem gönül
  • VELASCO
  • gece kuşağı
  • Nur
  • Nazlıcan Alagöz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (2)
9
%50 (3)
8
%16.7 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0