Kitap, Köyceğiz’in sadece Devekuşu Oteli’ni aramak amacıyla gidebileceğiniz tenha bir köşesinde geçiyor. Otel iyi niyet ve sembolik bir güvenlik kulübesiyle korunuyor. Bir sabah 21 numaralı odada cinayet işlenmesiyle otel çalışanlarının ve konaklayan misafirlerin hayatı trajikomik bir soruşturmayla alt üst ediliyor.
Depresyondaki rakunuyla ilgilenmek ve oteldeki hayvanları beslemek dışında aktivitesi olmayan resepsiyonist İpek, kendini cinayetin tek tanığı olarak buluyor. Olayları çözmek için İstanbul’dan gelen “yirmi dört yıllık komiser” Serim Düğüm tüm ihtişamı ve değişik yöntemleri ile herkesin hayatını alt üst etmek üzere kollarını sıvıyor.
Kitapta işleyen cinayet aslında sır değil, kitabın başlarında katilin kim olduğunu öğreniyoruz. İpek bir anda kendini hem cinayet soruşturmasında yardımcı hem de olayların tek tanığı olarak bulunca istemediği şekilde ilgi odağı oluyor. Aslında kimsenin olayı çözmek için İpek’ten daha çok sebebi yok.
Devekuşu Oteli tam sevdiğim tarzda, yani absürt komedi türündeydi. Karakterlerin verdikleri tepkiler, oteldeki çalışanlar ve başlı başına Serim Düğüm ile her sayfa ayrı bir eğlenceydi. Özellikle İpek kendisini istemediği durumlar içinde bulunca bir anda saçmalamaya başlaması her defasında kahkaha atmama neden oldu.
Kitaptaki karakterler aslında hepimizin bir şekilde muhattap olduğu tiplemeler. Her işe dahil olmaya çalışan, Müge Anlı sevdalısı Şahin bana birini hatırlattı mesela Olayları kendi çözemediği için hissettiği hayal kırıklığını tahmin edebiliyorum
Devekuşu Oteli eğlenceli ve absürt olayların yer aldığı akıcı bir kitaptı. İzleyenlerin de aklına geldiğine eminim Serim Düğüm, Cinayet Süsü’ndeki Dizdar Koşu karakterini çağrıştırıyor.