Doğamızın hem kazanmayı seven kısmında hem de mücadeleci kısmında bilgiye ve akla eşlik eden tüm istekler ve kendi zevklerinin peşinden akılla ve bilgiyle birlikte koşarak sadece aklın onayladığı zevkleri tadan istekler,hakikati izlediklerinden ötürü kendileri için mümkün olduğu ölçüde en hakiki zevklerin ve kendilerine uygun,kendilerine özgü olan zevklerin tadını çıkarırlar.
Filozof doğasının ayırt edici niteliği olarak kabul etmeliyiz ki filozof doğası,ebedi olan öz varlığa dair bir şeyler bildiren bilgi türüne âşıktır.Gelip geçici şeyler arasında başıboş dolaşmaz.
Ve dahası filozoflar, öz varlığın tamamına ulaşmak ister.Varlığın büyük ya da küçük,kıymetli ya da itibarsız bir parçasını isteyip diğer parçalarından feraget etmezler.
Socrates
Gerçek şu ki,dostum,müstakbel yöneticilerimiz için yönetimi elde tutmaktan daha güzel bir yaşam biçimi bulabilirsek,bir kent,ancak o zaman iyi yönetilen bir kent haline gelir. Ancak böyle bir devlette gerçekten zengin olan kişiler yönetici olur,ama altın bakımından değil,mutluluk verecek servet bakımından,iyi ve bilge bir hayat bakımından zengin olanlar. Oysa kendi mallarının yokluğundan ötürü aç ve sefil düşenler,birkaç parça mal zaptedeceklerini düşünerek devlet işlerine yönelirlerse devletin iyi yönetilmesi imkânsızdır. Zira devlet görevi ve yönetim,çekişme konusu haline geldiğinde böyle çift yönlü öldürücü bir kavga,kenti mahvettiği kadar görevlilerin kendisini de mahveder.
Şairin kendisi,taklitçilikten başka bir şey bilmeden çeşitli sanatların renklerini sözler ve deyimlerle kullanır. Onun kadar bilgisiz olan,eşyayı sadece sözler vasıtasıyla anlayan dinleyenler de; şair ister ayakkabıcılıktan,ister kumandanlıktan,isterse başka bir şeyden bahsetsin şairin sözlerini harikulade şeyler olarak görür. Sözlerin büyüsü o kadar güçlüdür ki süslemeler kendiliğinden işler,halbuki şairlerin bu sözleri müzikal renklerinden sorulduğunda ve kendi kendilerine kaldığında nasıldır bilirsin.
Sokrates: "Şeyleri" yozlaştırıp bozanlara 'kötü', "onları" koruyup geliştirenlere 'iyi' deme konusunda bana katılır mısın?
Glaucon: Evet.
Sokrates: Ve kabul edersin ki her şey kendi içinde hem iyilik hem de kötülük barındırır. Göz ithabı,göz için; hastalıklar,tüm vücut için; küf,hububat için; çürüme,ahşap için; pas,demir ve bakır için kötüdür. Her şey ya da hemen hemen her şey,hastalık ya da zarar barındıran bir asla sahiptir.
Ne aklı başında bir adam fakirlikle birleşen yaşlılığa katlanmayı pek kolay bulabilir ne de akılsız bir kişi zenginliğin sağladığı imkânlar olsa da tatminkâr ve mutlu bir mizaca erişir.