Nihayet Tüyap Kitap Fuarı'nda tanıştığım değerli şair, yazar Lider Ersan'ın Devlet Koydum Adını adlı kitabını okudum. Ama yorumunu ancak yazıp, paylaşıyorum.
Konusu; arka kapakta; Çerkesya’dan İstanbul’a, İstanbul’dan Bitlis’e; İstiklal Savaşından Seksenlere, Çerkes atalarından torunlarına uzanan bu serüven, erkek çocuk beklerken aileye sürpriz yaparak dünyaya kız çocuğu olarak gözlerini açan, nüfus memurunun deftere yazarken, bu ad erkek adı olur, “kız çocuğu adı bulun” önerisine, babası Üsteğmen Selim’in ben koyarsam kız adı da olur "Devlet koydum adını" inadıyla deftere yazılan Bir Kadın Hakim'in hikayesidir anlatılan, diye yazıyor.
Lider Erşan: "İçimde edebiyat ateşini yakan babama, teşekkürlerimle, yapıtımı zorluklara DİRENEN yürekli ve SAVAŞÇI kadınlara ithaf ediyorum." diyerek bu kitapla okurlarına aktarmak istediklerini anlatmış.
İlk bölümlerde aile geçmişini, Çerkesleri ve adetlerini anlatırken birkaç tanede Çerkesçe kelimeden bahsetmiş; Midze (ateş), Tijin (gümüş), haynepe (ayıp) gibi. Bunları okurken aklıma rahmetli anneannem geldi. Ben uslu ( ) bir çocuk olduğum için bana kızdığında devamlı 'haynape' derdi ve bende anlamazdım. Burada Çerkesçe sözcükleri okuyunca içim sızladı. Çerkesçe konuşanlar gittikçe azalıyor ve bu dil kayıt altına alınamıyor çünkü yazılı alfabeleri yok. Bir dönem bu konu ile ilgili çalışma yapılıyordu ama sonucu ne oldu bilmiyorum.
Hakim Devlet Yeşilbağ'da adlı bölümde; "Günlerden cumartesi idi. O zamanlar cumartesi günleri yarım gün çalışırdık, hafta sonu tatili saat birde başlardı." (yıl 1966). O yıl doğmuş biri olarak bu sistemin sonuna yetiştim. İlkokula başladığımda sabahçı ve öğlenci olarak çift tedrisat vardı ( hep öğlenci olarak okudum). Cumartesi günleri de yarım gün okula giderdik. Saat 11.00 - 13.00