Devlet Kuramı

Cemal Bâli Akal
Zihinde yaratılan din
İnsanın bir temsili öte dünya yaratması, maddi zorunlulukların bir sonucudur. Bu düşünce, insan türünün içinde bulunduğu ortama göre çok zayıf teknik olanaklarla donanm ış olması olgusundan, “kendiliğinden” doğmaktadır, insanoğlu, dönüştürmeyi başaramadığı tabiat parçasını, zorunlu olarak farklılık ve üstünlük simgeleriyle donatmaktadır. Böylece, düşüncenin içsel zorlama­larından kaynaklanması pek zor gözüken bir nokta kolayca açıklanabilmektedir. Düşüncenin kendi tabiatından kaynaklanan zorlamalara, eko­nomik ve teknik zorlamaların ağırlığı eklenince sorun çözülmektedir. İnsan kendisini çevreleyen dünyanın izin verdiği hareket özgürlüğü dışın­da, düşünülebilir olanın yasalarının ötesinde düşünemez. Dolayısıyla, öncelikle kendi düşünce sistemi nedeniyle, daha sonra da içine hapsol- muş olduğu evren nedeniyle, bu mitik açıklamaya iki kez mahkumdur. Kapı üzerine iki kez kilitlenmiştir: Hem görünmez alemin güçlerine inanmak dışında bir seçeneği yoktur, hem de onlara boyun eğmek zo­rundadır. Dönüp dolanıp tekrarlanan, dinin, düşünsel yapının doğrudan bir yansıması ya da sosyal gelişmişlik düzeyinin kendiliğinden bir yansı­ması olduğu düşüncesidir.
Din
Devlet, aslında, insanın insana başka bir anlam yüklemesi, emretme/itaat etme bölünmesinde bir küme insanın bir diğer küme insana yabancılığı anlamına gelmektedir.
Felsefe
Reklam
Toplum kurucu ve yasakoyucu güçlerle canlı insanlar arasındaki ayrım, bir eşitlik unsuru olmaktan çıkarak, insanın insana kulluğunun aracı haline gelmiş­tir.
Felsefe
İnsanın mitolojik varlıklar oluşturmasının nedeni, düşlerinin ve karabasanları­nın içine otistik bir biçimde kapanmasıdır.
Felsefe
“Anlam başkasından gelir” yolundaki temel dışsallık aksiyomu, kendisini en belirgin olarak iktidar figürüne boyun eğme eyleminde gösterir.
Felsefe
Dine, sosyal dokunun içinde, ortaklaşa saptanmış inançlar sistemi ve en ince ayrıntısına dek kurallandırılmış törenler bütünü olarak, kurulmuş biçimde rastladığımız bir gerçektir.
Felsefe
Reklam
Reklam