Hayır, demokrasi azınlığın çoğunluğa boyun eğmesiyle aynı şey değildir. Demokrasi azınlığın çoğunluğa boyun eğmesini kabul eden bir devlettir yani bir sınıfın diğerine karşı toplumun bir kesiminin diğerine karşı sistematik olarak zor kullanması için bir organizasyon.
Dünya tarihi şimdi kuşkusuz bir şekilde 1852'den daha büyük bir ölçüde proleter devrimin "tüm güçlerin devlet makinesinin yok edilmesi üzerinde toplanmasına" doğru gidiyor.
Kapitalizm “devlet” idaresinin fonksiyonlarını basitleştirir: “patronluğu” bir kenara atmayı ve tüm meseleyi “işçiler, işçibaşları, ve muhasebecileri” tüm toplum adina işe alacak proleterlerin organizasyonu (yöneten sınıf olarak) olarak kısıtlamayı mümkün kılar.
Devlet bir bütün olarak toplumun resmi temsilcisi, onun görünen bir kurumdaki toplanmasıydı. Ancak kendinin temsil ettiği sınıfın devleti olduğu sü rece böyledir: kendi zamanında, bir bütün olarak toplum; antik zamanlarda, köle-sahibi vatandaşların devleti; Orta Çağda, feodal soyluluk devleti; bizim zamanımızda burju vanın devleti.
Rus burjuva devrimi, Portekiz ve Türk devrimlerindeki gibi böyle "hayranlık uyandırıcı" başarılar göstermese de şüphesiz ki bir "gerçek insanların" devrimiydi çünkü sömürü ve baskılamayla ezilmiş insan kitlesi, onun çoğunluğu, en aşağıdaki sosyal gruplar bağımsız olarak ayaklandı ve kendi taleplerini, yıkılan eski toplumun yerine yeni bir toplum kurmak için kendi girişimlerini tüm devrim sürecine kazıdılar.