Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Die Kunst der Unordnung

Luciano De Crescenzo

Die Kunst der Unordnung Gönderileri

Die Kunst der Unordnung kitaplarını, Die Kunst der Unordnung sözleri ve alıntılarını, Die Kunst der Unordnung yazarlarını, Die Kunst der Unordnung yorumları ve incelemelerini 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
222 syf.
9/10 puan verdi
·
Beğendi
·
29 saatte okudu
Düzen ve kaos's dair kısa kısa düşünceler, anılar ve hikayelerden oluşuyor. Düzen ve kaosun içe içe oluşu, matematik, felsefe, tarih ve güncel hayattan örneklerle izah edilmeye çalışılmış. Kolay bir dili ve kendisini okutan espirili bir anlatım tarzı vardı. Başta olumlu yönde hayret etmeme rağmen, (daha ağır bir kitap bekliyordum) ileride hakikaten biraz hafif geldi bana. Ama yine de çok şey kattığını söyleyebilirim. Severek okudum. Tavsiye ederim...
Die Kunst der Unordnung
Die Kunst der UnordnungLuciano De Crescenzo · Btb · 19991 okunma
(Nietzsche aforizmaları) Dişilik belkide hayatın en çekici şeyi. Elbisesi altın işlemeli bir örtüdür, sayısız ihtimal barındıran bir örtü: Söz verir, utançla geri çekilir, yumuşar, sana güler, seni baştan çıkarır. Hayat bir kadındır!
Sayfa 212Kitabı okudu
Reklam
(Nietzsche aforizmaları) Kimi insanın önce kalbi kocar, kimininse ruhu. Ve kimisi (insan olarak) gençliğinde kocamıştır.
Sayfa 211Kitabı okudu
(Yine Nietzsche) onunla evlenmek istediğinde, kız geri çeviriyor. Sırf onu geri çevirmekle kalmıyor, Paul Rée'nin evlilik teklifini de kabul etmiyor. Güzel gözlü genç kadının tercihi uğruna rakibiyle kıyasıya bir mücadele başlıyor. İkisi de onu kaybetmek istemiyor ve böylece bir ménage a trois (üçlü ilişki) ye razı oluyorlar. Salomé'nin bu sebeple kiraladığı ev, çiçek ve kitaplarla dolu, büyük merkezi bir odaya sahip ve üç yatak odasına. Böylelikle istediği zaman (odasında) yalnız, ya da onlardan birisiyle (birisinin odasında) yatabilecek geceleri. Altı ay sonra bu deneme başarısız olup, iptal ediliyor.
Sayfa 206Kitabı okudu
(Nietzsche) matematikten nefret ediyordu, Latince ve Yunanca'yı seviyordu ve din konusunda garip fikirler üretiyordu. Buna örnek olarak mesela teslis inancındaki üçüncü şahsın kutsal ruh değil, şeytan olduğunu ileri sürüyor, ve böylece Tanrının üçte birini şeytani bir töz yapıyordu.
Sayfa 203Kitabı okudu
Dionysos'un hocası Silen, Kral Midas tarafından sorulduğunda; "Kralların en büyük ayrıcalığı nedir? “ diye, alaycı bir tavırla" Hiç doğmamış olmak. Ve bu, artık mümkün olmadığına göre, biran önce ölmek " dedi.
Sayfa 203Kitabı okudu
Reklam
"Bazen soruyorum kendime, başka kararlar almış olsaydım hayatım bugün nasıl bir şekil almış olurdu. Mesela diyelim ki İnge'yle değil de Adriana ile evlenmiş olsaydım. Bugün daha mutlu olur muydum acaba? Ve yine otobanda kazada ölürmüydü? Ve zavallı İnge, o ne olurdu?" " Evet, kim bilir?" diye yanıtladı profesör. " Hayat, binlerce dönemeci olan bir labirent ve her dönemecin arkasında iki alternatif yaşam bekliyor bizi. Ama şurası kesin: Adriana kocasını aldattığı gibi sizi de aldatırdı (eğer onunla evlenmiş olsaydınız)." " Neden ki? Ben ona kesinlikle öyle eziyet etmezdim (kocasının ettiği gibi) " " Yine de (öyle). Bana onu tarif ettiğinize göre, eş rolü değil, sevgili rolü daha uygundu ona. Ve bundan dolayı o tipik bir kaos kadını idi. " " Bunun kaosla ne alakası var? " " Sevgili bay Scaramella, şu söyleyeceklerimi iyice aklınıza kazıyın: Her evlilikte eş düzeni, sevgili düzensizliği temsil eder. Tanrıya şükredin İnge ile tanıştığınız için, yoksa "Mavi melek"teki Profesör gibi" Ü ürü üüü" diye bağırabilirdiniz.
Sayfa 184Kitabı okudu
Katılmasam da ilginç...
"Ama seyahat da bilgi kazandırır insana" "Asla. Sokrates'e şehrin surları dışında dolaşma ve doğanın güzelliklerine dalma teklif edildiğinde, cevabı: Doğa ve ağaçlar umurumda değil, onlardan hiçbir şey öğrenemem. Benim artık tek ilgimi çeken seyahat insan ruhuna olan seyahattir. Ve burada, Atina'da, bu kadar çok insan olduğuna göre, bu mekanı neden terk edeyim bilmiyorum."
Sayfa 173Kitabı okudu
"İnsanoğlu yeteneklerini eşit şekilde dağıtmaz, ne zamanda ne mekanda. Bazı zamanlar çok bereketli, bazarı ise bereketsizdir. Ve korkarım ki, gelecek yüzyıl sonuncusundan olacak." "Felsefe için mi?" "Her alan için. Milattan önce dördüncü ve beşinci yüzyıl arasında Yunanistan'da onlarca dahi doğdu, Sokrates, Platon, Diogenes gibi felsefeciler, Phidias, Polyklet, Myron gibi sanatçılar, Herodot, Thukydides ve Xenophon gibi tarihçiler, Euripides ve Sophokles gibi trajedya yazarları, Aristophanes gibi komedya yazarları, Hippokrates gibi doktorlar, sonra..." "Tanrı aşkına, yeter..." " Ama daha bitmedi ki: Buna benzer verimli dönemleri insanlık rönesans döneminde İtalya'da, aydınlanma döneminde Fransa'da, bu yüzyılın başında Avusturya'da yaşadı..." "Peki ya bu yaratıcı etkileşim nasıl meydana geldi?“ " Konuşma ile! İki yaratıcı insan birbiriyle karşılaşınca, birinin düşünceleri diğerinin kafasında yankılanır, ve güçlenmiş olarak diğerinin kafasına geri döner. Sonra devam yürürler, (başkalarıyla görüşüp) daha da güçlenip yine döner gelirler. En kısa zamanda yaratıcı şahsiyetler katlanarak çoğalır, ikiden dört olur. Üç yaratıcı zihinden dokuz, dört tanesinden onaltı olur, filan. Ama bu sadece bir görüşme mekanı olursa mümkündür, ve hangi mekan agora'dan (meydan) daha uygundur? Ama bugün arabalarımız ve televizyonlarımız var: insanlar garajlarından hemen caddelere çıkıyorlar ve (yürüyerek) hareket etmek istemiyorlar; otobanlar daha cazip geliyor. Hakikaten meydanı olmayan o kadar çok semt var ki....
Sayfa 173Kitabı okudu
"Milan da herkes aceleyle yürür. Onun için Roma'da yaşıyorum". "Nasıl yani? Bunu anlamadım?" "Milano'da Herkes aceleyle yürür diyorum. Hatta bir defasında aceleyle bekleyen bir adam gördüm" "Aceleyle mi bekliyordu?" "Evet, bir otobüs durağında bekliyordu, ve bekleyişi aceleciydi." "Peki aceleci beklediğini nasıl anladınız?" “Çok heyecanlıydı, saatine bakıyordu, sonra yola bakıyordu otobüs geliyor mu diye, sonra yine saatine bakıyordu".
Sayfa 170Kitabı okudu
22 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.