Kitap, öğretmen olan Mustafa'nın özellikle kız çocuklarının okuması için verdiği mücadelenin, manevi inancı ile bütünleşerek her zorluğa göğüs gerişini anlatıyor. Kur'an ayetleri ile yol almaya çalışan bu fedakar öğretmen yoluna çıkan her engeli Yaradan'a teslimiyeti ve duası ile aşmaya çalışırken, karşısına çıkan yol arkadaşı Hatice'nin de "Diriliş"ine sebep oluyor...
İnsanoğlu ne için yaratıldığını unuttuğu günümüzde, yüreğe dokunan bu eseri okumanızı tavsiye ederim. Zira İslam dininin hacı, hoca ve şeyhlerden değil bizzat kaynağı olan Kur'an'dan öğrenilmesini öğütlüyor. İlk emri "Oku!" Olan bir kitabın anlaşılmayacağı üzere verilen fetvaların ne kadar yersiz olduğuna şahitlik edeceksiniz...
Dindarlık(!) arttıkça Kur'an kursları arttıkça, camilerimiz arttıkça Biz nerede kaldık? Israrla söylediğim gibi bu ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yaptırdığı ankette %98'i İslam iddiasında olan bu din mensuplarının %92'si bir kez dahi(!) Kur'an'ın meali okumamış. Dini kimden öğrenmiş? Hacıdan... Hocadan... Şeyhten... Okuduğu zammı süresini anlamını bile bilmeyen imandan! Hiç kusura bakmayın. Kıldığınız namaz; Sizi yetime, yoksula götürmüyorsa;
Düşküne el uzatmıyorsa; İnsanlar aç bilaçken zengin iftar sofraları kuruluyor yedikten sonra da geğirerek "elhamdülillah" nidasıyla elindeki nimet'in şükrünü eda ettiğini sanıyorsan;
Elindeki nimetlerin bir hibe değil bir 'emanet' olarak olduğunu algılayamıyor; 'Ben seçilmiş biriyim işte, Allah'a hamd olsun beni zengin kıldı' edası içinde vicdanınla oynuyorsan;
Komşun aç iken, akraban sefalet içinde iken her yıl 'özlüyorum' bahanesi ile umreye bir turistik gezi haline getirdiysen,
Elindekini vermek değil; en az onun kadar ihtiyacın olduğu halde bir yoksulla, yetimle paylaşmayı bir yaşam tarzı haline getirmedi isen,
Fakire