Tarık Buğra’nın pek bilinmediğini düşündüğüm eseri: Dönemeçte...
Romanın arka kapağının bir bölümünde şöyle diyor: Dönemeçte, beğendiğiniz romanların arasında özel bir yer tutacaktır.
Doğruymuş arkadaşlar. :) Kendini okutturmasını bilen sürükleyici bir kitaptı. Ben çok severek okudum. En çok alıntı yaptığım ve alıntılardan da epey ders çıkardığım kitaplardan biri oldu. Ayrıca giriş bölümlerindeki imge kullanımlarını çok beğendim.
Ne anlatıyor peki?
Roman, merkezine bir aşk hikâyesini alarak Türkiye’nin çok partili yıllarına geçiş “dönemeç”ini anlatıyor. Özellikle halktan kopuk, vurdumduymaz, korkak ve kırık dökük hayatlarıyla aydın sınıfın eleştirisi yapılıyor. Başkahramanımız Dr. Şerif ve Şehir Kulübü’nün etrafında gelişen olaylarda Türkiye’nin bu yeni döneminin gerçek yüzünü görüyoruz...
Çok fazla uzatmadan beni kitapta en çok etkileyen bölümlerden birini yazıp bitireceğim. Normalde incelemede alıntı yazmam pek ama kitabı kütüphaneden aldığım için bu bölümün bendeki kalıcılığından emin olmam gerek. :) Sizin de beğeneceğinizi düşünüyorum...
“Aslına bakarsanız bizim insanlarımız, yürek paralayacak kadar fazla çalışırlar. Ama verim? Önemli olan budur; çalışmak verimden ayrı düşünülemez ancak verime göre vardır. Çalışma, bilimin ve tekniğin getirdiği imkânları bilmektir, uygulamaktır.
Gelirken gördük... veya dikkat ettiniz mi bilmem, bir inşaat vardı yolumuzun üstünde. İşçiler harcı ikinci kata sırtlarındaki küfe ile merdivenleri tırmanarak taşıyorlardı. Yani sıkı şekilde çalışıyorlardı. Ama neye yarardı bu çalışma? Aynı iş İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de çok daha az insanla, çok daha kısa zamanda yapılmaktadır. -ve kıyısından bucağından gördüğüme göre- Almanya’da ise bizim o şehirlerimizde üç ay alan bir yapı üç haftada bitiyor; üstelik hem daha sağlam, daha