Hayal gücünün en tepe noktaya ulaştığını eserlerini okuyunca anlıyorsunuz koleksiyon olacak niteliktedir. Bunu herkes bilir. Eleştirmek ne haddimizedir ki bunu herkes de bilir.
Klasik Dostoyevski
Yine Dostoyevskinin klasik kaleminden, çok sıkmadan ilerletebilecek bir eser. İnsanın yalnızlığı, umudu, hayalleri ve bilgi birikimini var olan soğuk düşünceleri, gözler önüne serdi.
Klasik kitaplardan sıkılmayanlara tavsiye ederim
Keyifli Okumalar.
DOSTOYEVSKİ OKUMAK ZAMAN KAYBIDIR ELBETTE! Öyle ya, artık hız çağında yaşıyoruz. Oturup binlerce sayfadan oluşan bir külliyatı okumak bu yönüyle akıl karı bir şey değildir. Öte yandan kapitalizm ruh ve vicdanların yerine Para Çekme Makineleri (ATM) yerleştirerek insani erdemleri birer ayak bağı olmaktan çıkarmaya çalışmaktadır. Başarılı diye adlandırılan kişi; kıyasıya bir rekabetin hüküm sürdüğü yaşam adlı savaş meydanında hızla hedefine koşmaktayken para kazanan kişidir de. Tam da böylesi bir ortamda kalkıp Dostoyevski’nin kitaplarını okumak kendi kendine suikastte bulunmak anlamına gelecektir. Başkasının, ötekinin yüreğine misafir olup her fırtınaya tanık olmak, kişinin kendi ruhuna dokunması, yani insanlığına gözlerini dikmesidir de. Bu da çağımızın karakteri göz önüne alındığında yarışın dışına itilme, yani bir tür sakatlanma halidir. Dostoyevski’den uzak durulmalıdır, çünkü Stefan Zweig’e göre “Dostoyevski, psikologların psikoloğudur… İnsan kalbinin derinliği onu sihirli bir şekilde çeker… Öteki sanat bilme dayanıyorsa, onunki kara sanattır. O, deneysel kimya yapmaz, tersine gerçeğin simyasını yapar, astronomi değil ruhun astrolojisini yapar. O, soğuk bir araştırmacı değildir. Hummalı bir sanrıcı olarak gözlerini hayatın derinliklerine bir kabusa diker gibi diker..” Dostoyevski bir edebiyat dehasıdır. ‘Bazı insani sorunların toplumsal bir çözümünün bulunmadığını’ bilmekle kalmaz, roman ve öykülerinde bu gerçeği işler de. Dostoyevski, kendine rağmen bir dehadır. Yazmaya başladığında neredeyse kişiliğinden tümden soyunarak kendini kelimelerden bir aynaya çevirir. Dostoyevski bu durumu şöyle ifade eder: “En kötüsü de, çok tutkulu, iğrenç bir yapımın olması… Her yerde ve her şeyde sınırı zorluyorum, bütün hayatım boyunca hep sınırı aştım…” Bütün bunlara rağmen
21 Eylül 1974'te Erzurum'da dünyaya geldi. 2000 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden mezun oldu. “Yarın Çok Güzel Olacak mı?” ve “Unutulmayan Film Replikleri” gibi derleme kitaplarının yanı sıra çok sayıda çevirisi var. Halen İstanbul’da yaşıyor ve kitap çevirmenliğine devam ediyor.